Memleketimizde kendi kendini yetiştirenlerden birisi de, merhum Ahmed Refik Bey'dir. O, isminden ayrılmayan müverrih sıfatını, gerçekten alın teri ve göz nuruyla kazanmıştır. Meşrutiyet ve Cumhuriyet devirlerine rastlayan kırk seneye yakın bir müddetle, gazete ve mecmua sayfalarındaki yazılarıyla, kitapları ve dersleriyle nesillere, Türk tarihi sevgisini ve vatan aşkını aşılamış ve böylece, milletimize büyük hizmetlerde bulunmuştur. Ahmed Refik Bey'in babası, Sultan Abdülaziz'in vekilharçlarından Ürgüplü Ahmed Ağa'dır. 1880' de Beşiktaş'ta dünyaya geldi. İlk tahsilini burada, Vişnezade Mektebi'nde yaptıktan sonra, sırasıyla; Beşiktaş Askeri Ortaokulu'nda ve Kuleli Lisesi'nde okudu; Harp Okulu'na geçti. Burayı da piyade teğmeni olarak birincilikle bitirdi (1898) Yaşı çok küçük olduğundan; kıt'aya gönderilmeyerek, Toptaşı ve Soğukçeşme Askeri ortaokullarına coğrafya öğretmeni tayin edildi. 1902'de Harp Okulu'na Fransızca öğretmenliğine nakledildi. Bir sene sonra üsteğmenliğe, 1907 yılında yüzbaşılığa yükseldi. 1908'de de Harp Okulu'nun tarih öğretmeni oldu. Ahmed Refik Bey, Harp Okulu'na öğretmen olduktan sonra, birçok gazete ve mecmualara yazı yazmağa başlamıştı. Meşrutiyet ilan edilince, "Millet" gazetesinin başmuharrirliğine getirildi. Bundan sonra, "İkdam" gazetesinde yeni bir yazı hayatına girdi. Burada, devamlı olarak, arka arkaya "Lale Devri", " Tarihi Simalar", "Köprülüler" ve "Felaket Seneleri" adlı eserlerini tefrika halinde neşretti. Artık büyük bir şöhret sahibi olmuştu...
1880’de İstanbul’da doğdu. Beşiktaş ve Kuleli Askerî İdadi’lerinden sonra Harbiye’yi bitirerek, orduya katıldı. Bir süre askerî okullarda coğrafya ve Fransızca öğretmenliği yaptı. Gazetelerde yazılar yazdı. II. Meşrutiyet’in ilânından sonra Harp Okulu’nda tarih öğretmenliği yaptı. Osmanlı Tarih Encümeni üyesi de olan Ahmet Refik, bir süre askerî sansür müfettişliği de yaptıktan sonra emekli oldu. Daha sonra tekrar orduya çağrılan Ahmet Refik, yazarlık ve hocalık yaptı. I. Dünya Savaşı’ı ertesi Darülfünun’da müderrislikte bulunduktan sonra Türk Tarih Encümeni Başkanlığı’na getirilen Ahmet Refik, 1933’teki reformdan sonra üniversitedeki görevinden uzaklaştırıldı. 1937’de İstanbul’da öldü. Tarihî konuları yalın bir üslûpla anlatabilen ve bu anlamda tarihi geniş kitlelere sevdiren Ahmet Refik’in elliye yakın kitabı ve birçok şarkı sözü vardır.