Paperback. 13,50 / 21.00 cm. In Turkish. 88 p. Translated by Hülya Arslan Edited by Ersel Topraktepe Pasternak, nesir tarzinda yazdigi eserleri arasinda özel bir yere sahip olan Bir Hikâye'sini 1929 yilinda yazar. 39 yasindadir. Hikâye 1916 kisinda Rusya'da geçer. Anlatinin kahramani evli kiz kardesine ziyarete gider. Uzun yolculuktan sonra yorgun düser ve daldigi huzursuz uykuda Birinci Dünya Savasi'ndan önceki baris dolu yazin olaylarini animsar… Bir Hikâye Boris Pasternak'in erken dönem eserlerinin en özgünü, Doktor Jivago'nun habercisi. "Sairin özgün bir dünya görüsü var. Duygularini ifade etmek için özel sözcükler kullaniyor. Düsüncelerini alisilmisin disinda dile getiriyor. Bazen siirin kaliplarina sigmiyor, iste o zaman ortaya sairin nesri çikiyor."
Boris Leonidovich Pasternak was born in Moscow to talented artists: his father a painter and illustrator of Tolstoy's works, his mother a well-known concert pianist. Though his parents were both Jewish, they became Christianized, first as Russian Orthodox and later as Tolstoyan Christians. Pasternak's education began in a German Gymnasium in Moscow and was continued at the University of Moscow. Under the influence of the composer Scriabin, Pasternak took up the study of musical composition for six years from 1904 to 1910. By 1912 he had renounced music as his calling in life and went to the University of Marburg, Germany, to study philosophy. After four months there and a trip to Italy, he returned to Russia and decided to dedicate himself to literature.
Pasternak's first books of verse went unnoticed. With My Sister Life, 1922, and Themes and Variations, 1923, the latter marked by an extreme, though sober style, Pasternak first gained a place as a leading poet among his Russian contemporaries. In 1924 he published Sublime Malady, which portrayed the 1905 revolt as he saw it, and The Childhood of Luvers, a lyrical and psychological depiction of a young girl on the threshold of womanhood. A collection of four short stories was published the following year under the title Aerial Ways. In 1927 Pasternak again returned to the revolution of 1905 as a subject for two long works: "Lieutenant Schmidt", a poem expressing threnodic sorrow for the fate of the Lieutenant, the leader of the mutiny at Sevastopol, and "The Year 1905", a powerful but diffuse poem which concentrates on the events related to the revolution of 1905. Pasternak's reticent autobiography, Safe Conduct, appeared in 1931, and was followed the next year by a collection of lyrics, Second Birth, 1932. In 1935 he published translations of some Georgian poets and subsequently translated the major dramas of Shakespeare, several of the works of Goethe, Schiller, Kleist, and Ben Jonson, and poems by Petöfi, Verlaine, Swinburne, Shelley, and others. In Early Trains, a collection of poems written since 1936, was published in 1943 and enlarged and reissued in 1945 as Wide Spaces of the Earth. In 1957 Doctor Zhivago, Pasternak's only novel - except for the earlier "novel in verse", Spektorsky (1926) - first appeared in an Italian translation and has been acclaimed by some critics as a successful attempt at combining lyrical-descriptive and epic-dramatic styles.
Pasternak lived in Peredelkino, near Moscow, until his death in 1960.
Pasternak' ın Nobelli Doktor Jivago 'sunu geçen sene sevgili grubumuz @birlikte_okurlar ile okumuş ve bayılmıştık. Hatta geçen sene baskısı olmaması sebebiyle aramadığım sahaf, kitapçı kalmamış sonradan sevgili @heybelisahaf ta resmen o beni bulmuştu.
Pasternak uzun yıllar ülkesinde yasaklı olan, dışlanmış bir kalem. Her zaman olduğu gibi yıllar yıllar sonra kıymeti anlaşılmış ve ülkesinde 2020 yılı Pasternak anma yılı ilan edilmişti. Bu sebeple sevgili Yapı Kredi Kültür de geçen sene pandemi sebepli gecikmeli de olsa güzel iki eserini biz okurlarla yepyeni baskılar, kapak tasarımları ve sevgili Hülya Arslan'ın enfes çevirisi ile buluşturmuştu.
Eveet gelelim Doktor Jivago' nun habercisü Bir Hikaye'ye... Bu kitap kesinlikle bu tanımlamayı hakkediyor. Tam olarak Pasternak 'ın ustalık eseri öncesi kalemaldıpı, adeta ustalık eserinin tasarısı gibi. Yanıltmasın sizi ama bu kısacık kitabıyla da sizi yine bambaşka dünyalara, karakterlere sürükleyecek yine okuduğunuza memnun edecek.
Hiç Pasternak okumamış bir okura ben şahsen bu kitabı değil yine ve ısrarla Doktor Jivago öneririm çünkü o kitapla yazarın anlatmak istediği her şeyin tadına tam anlamıyla varabilirsiniz.
Zamanının çok ötesinde, yerinde dokundurmaları ile ödüllü bir kalemi kütüphanenize eklemek isterseniz buyurunuz.
2020 yazarın 130. doğum yılı olduğu için Rusya'da ''Pasternak yılı'' olarak kutlanıyor. Doktor Jivago romanıyla ünlenen 1958 yılı nobel ödülü sahibi yazar daha çok bir şair olarak tanınıyor. Hikaye 1916 kışında Seryoja'nın üniversiteyi bitirip ablasının evine gitmesiyle başlıyor. Devrimin ayak seslerinin duyulduğu ve birinci dünya savaşının olduğu yıllar. Yol yorgunu olan kahramanımız uzanıp uykuya dalıyor. Uykusunda geçen yılın olaylarını, ve yazdığı bir öykünün düşünü görüyor. Öykü kendini açık arttırmayla satışa çıkaran bir adam hakkında. Bu öykünün doktor Jivago kitabının öncülü olduğu söyleniyor. http//beyazkitaplik.com
Hikaye 1916’da Rusya'da geçiyor. Seryoja kız kardeşini ve ailesini ziyaret eder. Çok bitkindir, huzursuz bir uykuya dalar ve zengin bir ailenin çocuğuna öğretmenlik yaptığı, pek çok kadının hayatına girip çıktığı savaştan önceki yazın anılarına döner… Daha çok şiir havasında, metaforlarla dolu bir anlatı, okurken yer yer yolumu kaybettim ama pişman olmadım…
Her şey güzel başlamıştı sonra bir anda karıştı, tam anlıyorum derken tekrar karıştı. Imgeler, kişiler, olaylar birbirine girdi. Sonunda ne olduğunu anlayınca her şey yerine oturdu ama zor bir okuma idi. Pasternak'a baslamak için doğru bir kitap değil ancak YKY'ye harika kapak Tasarımı ve yazara verdiği deger icin teşekkürler
herkesin dil ve anlatımına kolayca adapte olabileceği türden bir kitap değil; aksine, derin bir dikkat, yoğun bir konsantrasyon ve edebi sabır gerektiriyor. Ancak bu özellikler, kitabın en büyük zenginliği haline geliyor. Çünkü Pasternak’ın kalemiyle okur, sıradan bir hikâye anlatısının çok ötesine geçiyor; bir dönemin karmaşık ruhunu, insanın kendi içindeki çelişkilerini ve aşk ile bireysel özgürlüğün derin sorgulamasını iliklerine kadar hissediyor. Pasternak’ın benzersiz üslubu, dikkatli okuyucuyu şiirsel bir atmosferde felsefi bir yolculuğa davet ediyor.
"İnsanın kavrayabileceğinden daha çok şey bilmesinin bir mutsuzluk olduğunu düşündüm. Bu bazen olgunluktur, ama olgunluk değilse, o zaman çöküştür."
Yaz için pek uygun bir kitap değilmiş, sayfa sayısı az olsa bile takip etmesi baya zor oluyor. Konsantre olmanız gereken bir kitap. Çok hakkını verebildiğimi düşünmüyorum belki kışın tekrar okurum.