¿Cómo se amaba antaño en Occidente? ¿Cómo se vivía verdaderamente la sexualidad? ¿Cómo se conciliaba procreación, sentimiento y deseo? Desde la era paleolítica hasta nuestros días, historiadores y escritores dibujan la sorprendente evolución de la vida íntima. Seducciones, pasiones, erotismo, infidelidades... Veremos que nunca se ha jugado con el amor y que el sexo no siempre ha sido parte del placer. Esta sorprendente comedia humana derriba numerosas ideas heredadas y relata la larga marcha de las mujeres y de los hombres para liberarse del encierro religioso y social y para reivindicar ese derecho elemental: el derecho de amar.
Birincisi günümüzde popüler olan soylu vahşi görüşüne katılmıyorum. O nedenle kitabın başlarında bahsedilen altın çağ bana inandırıcı gelmedi. İkincisi kitap etnosentrik ve batı eksenli yazılmış. Okuyucu bunun farkında olarak okumalı.
Aşkın(duygu, evlilik, cinsellik yani aşk, çocuk doğurma ve haz diyor kitap) ilk çağlardan günümüze çizdiği yola dair güzel bilgiler içeriyordu. Özellikle Fransa'yı anlatsa da bize dair ipuçları sunuyor. Küreselleşen dünyanın etkisi bu. Sorunlar, tecrübe edilenler benzer. Kitabın yakın tarihle ilgili (68 kuşağı ve sonrası) son bölümlerini bu açıdan beğendim.
Avcı toplayıcı dönemden başlayarak günümüze kadar aşkın, cinselliğin, kadın ve erkek cinsiyetinin evrimini anlatıyor. Günlük ve basit bir dili var. Soru cevap şeklinde ilerlemesini ve farklı birçok kişinin çalışmalarına ve yorumlarına yer vermesini beğendim.
Halk arasında yanlış bilinen bazı tarihi gerçeklerin doğrusunu öğrenmek güzeldi. Örneğin, Romalıların cinsellik konusunda inanılmaz özgür olduğu yanlışmış. Heykellerde ve edebiyatta öyle lanse edilmesine karşın gerçek hayatta gayet tutucularmış mesela. Başka bir örnek, şövalyeler ile kraliçeler arasındaki yasak ve fırtınalı aşk hikayelerinin çoğu saf edebiyatmış.
Çok eski geçmişten günümüze kadınların bastırılmış, aşağılanmış, şeytanlaştırılmış olduğunu okumak ve bunların maalesef ki hala, ülkemiz başta olmak üzere, dünyanın birçok yerinde devam ediyor olduğunu bilmek üzücüydü. Kadınlara yapılan muamelenin erkeklere yapılmadığı, aynı durumlarda kadınlara verilen cezaların erkeklere verilmediği, yani çifte standart olduğuna birçok kısımda üstüne basa basa değinilmesini sevdim. Eski Roma’da ihtiyaçlarını baskılayamayan ve mastürbasyon yapan kadınların klitorislerinin kesilmesi gibi akıl almaz cezalar veriliyormuş, düşünün. Tarih boyunca her şeyin faturası gerçekten kadınlara kesilmiş..
Kitabı bitirince zaten farkında olduğum, ama daha da fazla içgörü kazandığım nokta şu oldu: Günümüzde cinsellik konusunda gayet açık fikirli ve özgürlükçüyüz, tabu olarak görmüyoruz ve cinsellik herkes için gayet ulaşılabilir bir şey; ama bu sefer de aşkı ve ciddi bir birlikteliği bulamıyoruz. Kitapta bahsedildiği gibi Birinci ve İkinci Dünya Savaşı’ndan sonra yükselişe geçen hazcılığın olumsuz etkileri yaşanıyor çünkü. Tarih boyunca bir şeyler düzeltilmeye çalışılırken başka şeylere hep zarar verildi, bu da sadece bir örnek.
Kitap hakkındaki tek olumsuz eleştirim belli başlı ülkelere, özellikle Fransa’ya, fazla odaklanmasıydı. Keşke daha evrensel ve kapsamlı bir çalışma yapılsaymış. Bunu nadiren söylerim, ama kitap biraz daha uzun olabilirdi hatta.
Warto przeczytać pierwsze kilka rozdziałów, gdzie faktycznie autor rozmawia z historykami, a ci zachowują pewną rzetelność. Co jednak nie oznacza, że powstrzymują się przed wyrażaniem swoich uprzedzeń - np. do ekologów. Przez całą książkę przewija się też homofobia. Ostatnie rozdziały lepiej pominąć. Rewolucja seksualna przedstawiona jest z perspektywy jej uczestnika, który ma jasno sprecyzowany reakcyjny stosunek do tejże, a jednocześnie w ogóle nie zwraca uwagi na fakt własnego przywileju i tego, że nie wszyscy młodzi Francuzi z jego pokolenia spędzali czas w hipisowskich komunach w Christianii. Z kolei ostatni rozdział to patetyczna rozmowa z pisarką na poziomie godnym co mniej ambitnej prasy tzw. kobiecej.
Hatırı sayılır süredir yaşamıyorum, hiç değilse tarihini okuyayım diye okudum. :) Kitabı çok beğendiğimi ya da verim aldığımı söyleyemem. Belki kitabın soru cevap olması nedeniyle tam nitelikli ve detaylı yanıtlar okumak yerine, süreçleri çok keskin çizgilerle ayıran, genellemelerin sıklıkla yapıldığı bir kitapla karşılaştım.
Kitabın en çok ilgimi çeken tarafı tarihöncesi çağlarda aşka ve sekse bakış açısının ele alındığı kısımlardı. Sonrasında kâh tecavüz kültürüyle, kâh kadının bir takas (evlilik-miras) aracı olarak kullanılmasıyla, kâh pasifize edilmesi kâh sesini çıkarmaya başlamasıyla hikâye çok güzel bir kronolojide çizilmiş. Bilinmeyen bilgilerden ziyade bilinenlerin hangi dönemde kimler tarafından kontrol edildiği anlatısında; görünenle (mesela duvar resimlerinde ve sanat eserlerinde resmedilenle toplumdaki gerçeklerin uyuşmazlığı gibi) görünmeyen arasındaki ilişkiyi kurmakta da anlatıcıları başarılı buldum. Bu bakış açısı tarih öncesi dönemlerdeki diğer sanat eserlerini yorumlarken ya da mitolojik ikonografide veyahut arkeolojide de mimari eserleri toplumları tanımlamak ve yorumlamakta kültürel çıkarım yapmada göz önünde bulundurulmalı, algısal olanla buluntunun yansıttığı kıyasa konarken aslında olanın değil olması istenenin hayata geçirilmiş olabilineceği düşünülmeli.
"... hayali de gerçekten ayırmak gerekir. Çünkü sanat her zaman doğruyu söylemez. Pek çok kez, belli bir dönemin fantezilerini yansıtır ve insanların yaptıklarından çok yapmak istediklerini anlatır. Nitekim meydanlarını cinsel organları dikilmiş heykellerle dolduran Romalılar, özel hayatlarında gayet püritendiler. Botticelli'nin Venüs'ünün, çırılçıplak gözler önüne serildiği günlerde, yatak odalarında o kadar soyunmazdı insanlar. Ve Aydınlanma Çağı'nın uçarılıkları, baskının ortalığı kırıp geçirdiği bir ortamın arka yüzüydü sadece... Dolayısıyla, yanıltıcı simgelerden kaçınmalıyız."
Dolni Vetsonice örneği tek eşililiğin yanında belki iki eşi olan bir adamı gösterir. Paleolitik toplumda iki eşli olmak daha çok avlanmayı gerektirir (modern toplumda da çok farkllı değil). Bu sebeple avcı-toplayıcılık döneminde değil de tarım toplumlarınd ortaya çıkıyor çok eşlilik. Araştırılmış açık hava -ya da mağara- yerleşmelerinde kulübeler dardır ve küçük aileler için uygundur.
Prehistorik dönemde mağara resimlerinde bazı zamanlar nadiren kemikten yapılmış ya da duvara kazınmış falluslar dışında cinsellik nesnesiyle karşılaşılmaz çünkü cinsellik mağara sanatının yansıttığı mitolojinin bir parçası değildir. Neolitik devrimle berabe çokça birleşme (ancak toplu değil, çift olarak) sahnesiyle karşılaşmaya başlarız. Aynı zamanda paleolitik heykelde Venüs'ler vardrı ama gerçekten o dönem kadınlarının kilolu tıknaz olduklarına inanmak ne derece doğrudur tartışılır. Bu da bereket kültü ile Anadolu'da da Boğa ile olduğu gibi ilişkilidir. Mağara resimleri için de benzer şekilde at gücün geyik ise erkekliğin işareti (deniyor).
Interesante recorrido por la historia del amor a lo largo de la evolución cultural humana, que reflexiona junto a diversos especialistas (novelistas, historiadores, filósofos, entre otros) sobre el matrimonio, la sexualidad, el sentimiento amoroso, las diferencias en términos de género y la distancia entre las representaciones amorosas en la literatura, el arte y la historia oficial, versus la realidad cotidiana en los distintos extremos de la escala social. Creo que el único pero es que sigue siendo una visión bien eurocéntrica del tema. Sin embargo se entiende considerando la nacionalidad de los especialistas participantes del proyecto.
Kurgu dışı kitaplar okumakta zorlanan biri olarak bu kitabın soru cevap şeklinde ilerlemesiyle çok rahat okudum . Tarih öncesi çağlardan günümüze kadar gelen süreçte aşkın, cinselliğin, hazzın ve duyguların her dönemde ilerlediğini okurken doğru bildiğim yanlışları fark ettim. Kadınların kilise ve toplum baskısından dolayı şeytanlaştırıldığını ve birey olarak görülmediklerini okurken günümüzde de bu tarz düşüncelerin var olduğunu bilmek üzücü.
Kitabı sanırım Arda Erel in tavsiyelerinden sonra almıştım. Aşık olduğum bir dönemde Aşkın tarihini okuyayım dedim. Kitap; tarihçiler ve bu alanda yazan kişilerle sohbet havasında aşkın tarihini ele alıyor. Çok akıcı ve ilginç bilgilerle doluydu. Okudukça aşkı hala anlamadığımızı fark ettim. Aşkın ve hazzın yeri pek yokmuş tarihimizde. Güzel bir kitap :))
Kitap sonlara doğru Fransız kültürüne çok odaklanmış yazarların etkisiyle. Bir de baş kısımdaki Roma kültürü ile söyledikleri bu zamana kadar öğrendiklerimle çelişiyor. Serinin en güzel kitabı "İnsanın en güzel tarihi" hala benim gözümde.
Kitap, Prehistorik Dönem ve devamı ilk insanlarla başlayan, Roma dünyası, Ortaçağ, Rönesans, Fransız İhtilali, 19. Yüzyıl, 20. Yüzyıl, Cinsel Devrim ve günümüz Avrupası üzerinden aşkın üç ayağına ( evlilik, duygu ve haz ) dair ilgili dönemlerin uzmanlarıyla yapılan sohbetlerden oluşuyor. Devlet otoritesi ve Kilisenin toplum üzerinde kurduğu yoğun baskının yaşamdaki etkilerini okurken, kurallarla gerçeklerin çelişkisini, bu çelişkilerin her baskı konusu gibi insanları nasıl karmaşık olma hallerine sürüklediğini görüyoruz. Ahlak yasalarının yatağa çıplak sokmayan, haz almayı günah sayan, evliliği sadece vatandaşlık görevi olarak gören, boşanmayı bir kabul edip bir reddeden, sevme iradesini sakatlayan anlayışı kazanılan özgürlüklerle yiterken ve aşkın itibarı geri gelir gibi olurken, bu kez de aşkın cinselliğin diktatörlüğüne çarptırılarak unufak edilme girişimlerini de görüyoruz. Bir ileri, iki geri ola ola bugünlere eren aşkın tarihi. Şükür ki o ele avuca sığmaz yapısıyla hâlâ dimdik ayakta. Bahsedilecek çok şey var ama yine burası yetmez. Bugün biz tarihe baktığımızda çok daha umutlu bir noktadayız. Özgürlüğün de, özgürlüklerin getirdiği sorumlulukların da daha çok farkındayız. Bireyselliğin ve birlikteliğin kıymetini tartıp dengeyi bulabiliyoruz. Aşkı önemsizleştirme konusunda bir eğilim hafiften yok değil ama parlak zihinlerin o tuzağa düşmeye çok da gönüllü olmadığına inanıyorum ben. Muhakkak ki değişiklikler geçmişte olduğu gibi bundan sonra da olacaktır. Toplumlara etki eden otoritelerin kendi çıkarları doğrultusunda insanlar üzerinde baskı kurma aracı olarak aşkı, cinselliği, evliliği, ilişkilenme biçimlerini kullanmaları bitmeyecektir, ne yazık ki. Ama duyguların bastırılınca patlamak gibi bir adetleri var, ortalığı biraz dağıtmak pahasına bile. Olsun, varsın dağılsın, toparlamaya daha ehil insanlarız artık bence, çünkü tarihten öğrendiklerimiz var. Okumanı dilerim.
a fine, really nice and good book about the history of love. it consists of three major topics - marriage - feelings - sexuality
although it is correct and make the reader think more, I can say it is inefficient. Since it only centres upon France and maybe some other countries. Also, when regarding to early ages, the book mainly has a very confined perspective. yet again, it was fun to read and very acknowledging.