#kimyeonsu nun #mucizeçocuk isimli eserini az önce bitirdik.
Canım okuma arkadaşlarım,teşekkür ederim bu kitapta beni sırtladığınız için, sizler olmasaydınız ben bu kitabı yarım bırakırdım.
Efendim, #koreedebiyatı çok aşina olmadığım bir alandır. #korekültürü ile alakam gratiste 16 TL ye satılan #madeinkorea yüz maskesi ve Kore Yemeklerinden ileri gitmez... (Günün herhangi bir saatinde kocaman bir tabak bibinba ve kimçiyi mideye indirebilecek kapasite var bende, aç ya da tok fark etmez) Kore dizilerini pek bilmem. #Korece yi üniversitede ikinci yabancı dil olarak alır gibi oldum, ilk dersten sonra vazgeçtim. Seul Inchon havalimanını avucumun içi gibi bilirim çünkü Japonya’da yaşadığım yıllarda #korehavayolları nı çok sık kullanırdım. Bir keresinde Kore Hava Yolları aktarmalı uçuşunda bir kaç saatliğine şehri görmek için hava alanından çıkıp kayboldum, kabus gibiydi. (Yıl, 2002, Korede hiç kimse İngilizce bilmiyordu.)
Grup arkadaşlarım Kore edebiyatı deyince bu maceraya hiç düşünmeden soyundum, hatta kitap benim önerimdi, ancak bu sefer 2002 yılındakinden daha beter kayboldum. Yazarın varoluşçu romanı temsil ettiğini duymuştum. (ki ben bu süreçte pek var olamadım) Anne ve babasını kaybetmiş 15 yaşındaki kahramanın travmatik öyküsü eşliğinde Güney Kore tarihinin de anlatıldığı eserde en temel problem nedensellikle ilgili. Olaylar arasındaki geçişler o kadar sert ki, kitabın içine girmek olanaksız. Bununla birlikte saçma sapan gezegen ve uzay hesapları, olayın kendisine hizmet etmeyen artçı olaylar... Kitabın başından sonuna kadar devam eden belirsiz özne durumuna bir de konuşmalarda gerçek sözler ve düşünceler arasındaki belirsizlik eklenince...Kitabın yarısında ben hala kahramanın cinsiyetiyle ilgili belirsizlik içerisindeydim. Okuma arkadaşlarıma sığınmasaydım, şu an itibarıyla hala bu durum değişmemiş olabilirdi.
Ben bu kitabı tavsiye etmeyeceğim dostlarım🙏
gamsahabnida