Kitabı bitirince 4 vermiştim ancak aradan geçen bir aydan ve bu eleştiriyi yazdıktan sonra 3'e düşürüyorum bu puanı. Çünkü Her Kötü Geceden Sonra'nın sevmediğim tarafları sevdiklerimle baş başa yarışır muhtemelen. Kötü bir kitap olduğunu düşünmüyorum asla, aksine son yıllarda okuduğum en akılda kalıcı ilk öykü kitaplarından biri. Ancak bu akılda kalıcılık sadece iyi özelliklerinden kaynaklanmıyor bence.
Önce olumlu şeylerle başlayayım. Baran'ın öyküleri gerçekten de bu zamanın, "bizim" jenerasyonun dertlerini anlatıyor. Aile, romantik ilişkiler, politika, toplumsal olaylar... Bunlar zaten bütün öykülerde bir şekilde yer ediyor ancak Baran'ın başarısı yapmacık bir tavır takınmadığını, anlatmak istediği şeyleri gerçekten dert ettiği için anlattığını okura -en azından bana- hissettirmesi. Bir diğer sevdiğim şey de doğaüstü diyemeyeceğim ama yine de öykülere tekinsiz bir hava veren, onları neredeyse tuhaf kurguya yaklaştıran çeşitli nüanslar olması. Ehven-i Şer öyküsündeki Kahin bunun en net örneği belki ancak her şeyin olağan olduğu, daha doğrusu "anormal" olmadığı öykülerde bile beni rahatsız eden, tüylerimi ürperten bir şeyler vardı. Benim için iyi bir öykünün alameti farikalarından biri okuru provoke etmesidir, bu ister içeriğiyle olsun isterse anlatım tekniğiyle. Her Kötü Geceden Sonra'daki birçok öykü bu görevi başarıyla yerine getiriyor.
Gelgelelim zayıf bulduğum taraflara. Bu kitapla alakalı en büyük derdim başka birçok çağdaş yazarda daha rastladığımız, artık neredeyse norm haline gelmiş bir şey: öykülerin anlatıcıları aynı kişi. Dokuz öykü var bu kitapta, bunların üçü doğrudan anlatıcının babasını kaybetmesiyle ilgili ki diğer birkaç öyküde de buna atıfta bulunuluyor. Bir insanın hayatında dönüm noktası olan böyle bir olayın anlatılan öykülere sirayet etmesini anlayabiliyorum ancak kitabın içine dağıtılmış (3., 6. ve 9. öyküler) bu üç öykü aynı metnin farklı parçalarını okuyormuşuz hissi veriyor okura. Belki bu öyküler kitabın en sonunda veya en başında art arda yer alsaydı daha bütünlüklü bir yapı kurulabilirdi. Bunun dışında bile öykülerin anlatıcıları ya da başkarakterlerini yan yana koysak birbirlerinden bir farkları olacağını sanmıyorum. Belki kitabın ikinci öyküsü @prozacveyalnizlik'i ayrı tutabiliriz bu durumdan. Bu öyküyle alakalı da bir sıkıntım var gerçi, kitabın en iyi öyküsü olabilecek bir şekilde başlıyor ancak sonuna geldiğimizde tutarlı olmayan, sanki sırf sonu vurucu olsun diye öncesinde okura anlatılan motivasyonu görmezden gelinen bir başkarakter kalıyor elimizde. Bu vurucu son durumu birkaç öyküde daha var ama onlar daha kabul edilebilir, öykünün gerektirdiklerine uygun sonlardı.
Sonuç olarak sevme konusunda tam karar veremediğim ama aklımda beklediğimden daha fazla yer eden bir derleme Her Kötü Geceden Sonra. Baran'ın sonraki kitaplarını da merakla bekliyorum.