“Polisiye Edebiyat’ın yükselen kalemlerinden Ayşe Erbulak, üretmeye devam ediyor ve son romanı Cinayet A.Ş. diğer kitaplarında olduğu gibi hem eğlenceli hem düşündürücü bir okuma keyfi vaat ediyor. Bu kez yıllarca yaşadığı Norveç’in polisiyesi ile Türk polisiyesini harmanlayıp okura şık bir sentez sunmuş.” - Ahmet Ümit
“Ayşe, ‘Bu romanda kahramanlarımın…. yaşamöykülerini ve insanların karanlık yanlarını keşfedeceksiniz’ demiş. ‘Katil kim?’ gibi sorular sormayacağız. Zaten o kahramanların bir kısmını (esas kısmını) tanıyoruz, Cinayet Sınıfı Başkanı’ndan. Sevgili yazarımıza o zaman, ‘Sen artık korkunç olmaya başladın,’ demiştim. Baktım Cinayet A.Ş.’nin arka kapak yazısının ilk cümlesi de ‘Fakat sen artık iyice korkunç bir hanım oldun.’ oluvermiş. Tanıdık katilleri, kendileri kurban olmuş ya da adaleti tecelli ettirmeye çalışan katilleri getirdin karşımıza. Canavar kediyi, korkunç üvey anneyi, sevgisiz geçen çocuklukları, gençlikleri, sıçanları, hatta Fırat'ın azgın sularını hatırlattın. Hikâyeleri farklı kişilerin ağzından anlatsan da karakterleri inanılır kılmışsın, diyaloglar da su gibi akıyor.
Ela ile Ali burada. Sadece onlar değil, başkaları da var: Norveç'ten ve Türkiye'den iki başkomiser dahil. İlk cinayet Norveç'te…" - Sevin Okyay
Altan Erbulak, 16 yaşında adını mahkeme kararı ile Ayşe’ye çevirip kendini Ankara’da Devlet Konservatuarı tiyatro bölümü öğrencisi olarak buldu.
Ancak o yıllarda 10 parmağında 10 mesleğe sahip babası Altan Erbulak’ın bir başka mesleği olan gazeteciliği ile de ilgilendi. Tiyatrocu mu, gazeteci mi olacağına karar vermeden önce karikatürist olamayacağını zaten biliyordu. Karikatürist olmak yerine iyi bir karikatür okuyucusu ve gazeteci olmak için yola çıktığında sadece 18 yaşındaydı…
Günaydın, Güneş ve Sabah gazetelerinde çalıştıktan sonra tekrar canlanan tiyatro aşkı O’nu İstanbul Belediyesi Şehir Tiyatroları ve Ali Poyrazoğlu tiyarolarında oynama imkanı sağladı…
Özel televizyon kanalları hayatımıza girmeye başladığında kaçınılmaz olarak Kanal 6 ve Show TV’de çalıştı. Ayrıca Kanal D’de free lance olarak birçok başarılı organizasyona imza attı…
TV kanallarının mutfağında çalıştığı gibi bir çok televizyon dizisinde de rol aldı…
Yakınları O’nu yıllarca önce Altan Erbulak’ın kızı, daha sonra Sevinç Erbulak’ın kızkardeşi ve en sonunda da Dağhan Külegeç’in annesi olarak tanıştırdı. Sokaktaki adamın tanımadığı ama bilgi & birikimleri, engin kültürü, hazır cevaplığı ve inanılmaz kahkahaları ile sanat ve medya çevrelerinin sevdiği bir kadın olarak hayatımızda yerini aldı…
40’lı yaşlarında Norveç’e göç ederek bambaşka bir iş dalında yüksek eğitim alarak bir kafe işletmiş ve norveçce olarak 2 ayrı tiyaro grubunda sahneye çıkmıştır…
Rol aldığı “Stjördal Teater” ile İstanbul’da Tiyatro Festivali’nde de türk seyircisi ile buluşmuştur…
yazara geldigi gibi yazilmis, yazildigi gibi basilmis hissettiren satirlar, anlatim bozuklugu ve imla hatasi dolu cumleler, tek boyutlu karakterler, olmayan bir kurgu, kotuleri cezalandirma adi altinda islenen korkunc cinayetler, yerden islak mendille silinen kanlar ve boylece islenen guya kusursuz cinayetler, “canavar dogmadik, bu hayat bizi canavar yapti” seklinde mesrulastirilmaya calisilan bir kotuluk… ilk kitapta karakterleri magduriyetlerinden dolayi nispeten bagrimiza basmistik ama buradaki hikayeyi hic sevemedim. hal boyle olunca da bundan kat kat fazla sevdigim kitaplara 2-3 yildiz verdigim icin, buna 2 verirsem onlara haksizlik olacagindan, hic istemedigim halde 1 yildiz verdim.
İnsan bazen düşünüyor neden ikinci kitabı da yazma gereği görüyorlar diye, serinin ilk kitabı bana göre gayet keyifli ve değişikti ama bu biraz zorlama olmuş. Hatta sonundan da anlaşılacağı üzere 3. De geliyor olabilir 😏 Türk edebiyatında polisiye türünde muhteşem kitaplar varken ve bu tür belli bir yere gelmişken bilemedim şimdi ne yazayım 😔
Kitap kolay ve hızlı okunuyor. Bir çırpıda bitti ancak içerik olarak tatmin edici değil. Polise romanda daha çok ayrıntı bekliyordum. Daha sığ ve basit buldum.
Daha kitaba başlamadan yazarın özgeçmişinde “1900’lü yıllarda Çengelköy’de dünyaya geldi” cümlesinin işaret ettiği gibi bir kitap. Konserve inançlar, basmakalıp ve oryantalist bakış açısı cümlelerden sızıyor. Bence okunacak onca kitap ve bunca az zaman varken bu kitaba şans vermeseniz de olur.
Polisiyesi zayıf bir roman. Ancak kitabın başında yazar açıkça bu durumu ilan ediyor. "Katil kim sorusuna yanıt aramayacağız, insanların karanlık yanlarını keşfedeceğiz" diyor ve de bunun peşine düşüyor. Karakterlerinin geçmişini küçücük bir anımsa(t)ma ile anlatmak yerine, onların yaşadıklarını bize anlatsa, çok daha uzun/kapsamlı ama daha güçlü bir kitap olurdu gibi geldi.
Olay örgüsü gereğinden fazla zorlama geldi, yazar kitabı farklı ülkelerin kültür unsurları ile süslemeyi ön planda tutarken hikayenin geri kalan kısmını zayıf bırakmış. Polisiye edebiyatının günümüzde geldiği nokta belli iken çağdaşlarına göre sönük bir çalışma.
Bu kitap, 2021 Kristal Kelepçe Yılın Polisiye Romanı Ödülü adaylarındandır.
Ayşe Erbulak harika bir şey yapmış! Nordic polisiyesi ile yerli polisiyeyi birleştirmiş. Bir alana iki polisiye atmosferi birden! Nordic polisiyelerinin karlı-kışlı, metrekareye asgari insan düşen mekanlarda geçen buz gibi havasını harika yansıtıyor Norveç'te geçen kısımlar.
Bazı kısımlarda biraz tekrarlar var. Misal Ali ile Ela'nın geçmişte neler yaşadıklarının öyküsü, her ikisi için birden fazla sefer anlatılıyor. Fakat genel olarak çok severek okudum. Cinayet A.Ş. fikri güzel. Ücretler az geldiler bana :) Yine de bu işi parayla yapanlar - ne kadar acıdır ki - muhtemelen çok daha ucuza yapıyorlar bu işi gerçek hayatta.
BOTOX üzerine roman yazmış birisi olaraktan bendeniz, BOTOX kısımlarını okumaktan ayrı bir keyif aldım.
Polislerin olaya katkısı enteresan oldu. SPOILER ---- Polisler olayı kimin yaptığını anladılar ve fakat ispatlayamadıkları için olayı çözememiş oldular. Peki acaba polislerin Cinayet A.Ş.'nin peşine düşeceği bir devam romanı düşünür mü Ayşe Erbulak? SPOILER bitti ----
Yazarın kitapları ile İlk defa bu kitapla tanıştım beğendim keyifli, sürükleyici bir kitap ayrıca suçluluk meselesi hakkında söyleyecek sözü olması da güzel. Polisiye severlere tavsiye olunur.
Hikayede bölümler arası atlamalar çok fazla var. Birdenbire tahmin edilebilir bir sonuçla karşılaşabilirsiniz. İlk bölümlerde ne olacağı belirli. Sadece cinayetlerin nerede ve hangi metod ile işleneceği konusu merak uyandırıyor. Çoğu kişiye göre de suça teşvik olarak algılanabilir. Polisiye türünün ülkemizde gelişmesi için güzel olabilir. Umarım yazar tekrar benzer bir eser çıkarmak isterse bu konuları da dikkate alarak devam eder.
İyi olabilecek bir kurgu gereksiz tekrarlar, yazım dilindeki hatalar nedeni ile heder olmuş. Yine de yazardan en az bir kitap daha okuma isteği yarattı. O nedenle 3 yıldız.