Kaybolan bir kedi. Onun peşinden giden bir yazar. Esrarengiz Yeşil Ev’in bahçesinde beklenmedik bir karşılaşma. Düş ile gerçeğin, geçmiş ile şimdinin kesiştiği yerde yaşanan, esaslı bir hesaplaşma.
“Dur,” dedim, “nereye gidiyorsun?” Gitmesini istemiyordum. Arka bahçede zaman dursun istiyordum. Bir daha gitmesine, birinin daha gitmesine dayanamazdım ki? Güçlü değildim ben, hiç olmamıştım. “Gitme baba!”
Yekta Kopan (d. 1968, Ankara), Türk yazar, seslendirme sanatçısı ve televizyon sunucusudur. Sesi Jim Carrey, Michael J. Fox, çizgi film karakteri Sylvester ve Buz Devri (film) animasyon karakteri Sid ile özdeşlemiş bir seslendirmecidir. Aşk Mutfağından Yalnızlık Tarifleri adlı öykü kitabı 2002 Sait Faik Hikaye Armağanı'na, Bir de Baktım Yoksun adlı öykü kitabi ise 2010'da hem Haldun Taner Öykü Ödülü’ne, hem de Yunus Nadi Öykü Ödülü'ne değer görülmüş bir öykücüdür. NTV televizyon kanalında her gün yayınlanan “Gece Gündüz” adlı kültür-sanat programının sunuculuğunu yapmaktadır.
Upuzun yıllar sonra çizgi roman okudum. Ne kadar keyifli olduğunu unutmuşum çizgi romanların. Sarmaşık ile hatırlama şansım oldu.
Sarmaşık Yekta Kopan ve onun otuz yedi yıllık arkadaşı Levent Gönenç’in ortak bir çalışması. Yekta Bey’in yayımlanmış bir öyküsünün çizgi roman hali. Hikayenin kendisi çok katmanlı ve insanı şaşırtan bir yapısı var. Özellikle Sonsöz’ü ile hikayenin farklı yönlerinin de verilmesi ile kendi adıma kitabı daha anlaşılır ve anlamlı buldum.
Hikayenin okurun kalbine dokunmayan bir yüzeyselliği var. Hikayeye ışık tutan son söz kitabın tamamından daha güzel. Bu kadar oldu bittiye getirilmiş konulardan haz etmiyorum. Çizimleri izlemekten bile keyif almadım üstelik illüstrasyonlarda da duygu akışında bir sekte var. Kimsenin kalbini kırmak istemem gibi bir cümle geçirdim içimden; okuduğum yabancı grafik romanları eleştirirken böyle bir şey düşünmüyorum söz konusu roman yerli olduğunda neden içselleştirelim? Bu çifte standart mı? I-ıh hiç gerek yok. Beğenmedim.
Baba oğul çekişmesi ölümünden sonra dahi bitmiyor. Kitap yazar ve çizerin çocukluk hayallerini gerçekleştirmesi bir anlamda. Son sözdeki bu detay hoşuma gitti. Ayrıca çizilen mekanların orijinal fotoğrafları, eskizler ve karakter tasarımlarının kitabın sonunda yer alması güzel düşünülmüş.
Yekta Kopan'ın en güzel hikayelerinden biridir "Sarmaşık". Sadece iyi bir 'babayla yüzleşme' hikayesi değil, derinlikli bir 'kendiyle yüzleşme' hikayesidir aynı zamanda. Elbette babasının kaybından hemen sonra yazdığı bu hikayenin 'yasla yüzleşme' dokusuna da sahip olduğu su götürmez bir gerçek... Kayıp bir kedinin peşine takılan kahramanımız kaybettiği babasıyla karşılaşır; bu kayıp sokak kedisi onun geçmişiyle, kayıplarıyla ve en önemlisi kendisiyle de yüzleşmesini sağlar aslında. Yeşil bir ev bu hesaplaşmanın yaşandığı gizemli bir mekandır. Çocukluğumuzun geçtiği mahallelerde girmekten korktuğumuz o terkedilmiş evdir.... Yekta Kopan’ın sağlam temalı hikayesi, onun 40 küsur yıllık dostu Levent Gönenç’in görsel buluşlarıyla birleşince çok kolay okunan ama hazmı biraz zor bir grafik roman çıkarmış ortaya. Epey emek verilmiş, insanın aklına okurken mutlaka kendi babasıyla yaşadığı veya yaşayacağı hesaplaşmaları düşüren etkileyici bir kitap...
Bazen çizgi romanları çok incelemeden alırım ve Sarmaşık da öyle bir kitap oldu. Hikayeyi okumaya ve izlemeye başlayınca bu motivasyonum sekteye uğradı. Konunun bana dokunmadığını belirtmem gerek. Hikayenin kendisinden çok çizim tarzı kafama takıldı ve bu hikaye ile örtüşmediği hissi uyandırdı. Bu tarz lirik hikayeler monokrom ve sert çizimleri kaldırmıyor. Hikayenin yumuşaklığını engelliyor.
Yekta Kopan edebiyatımıza yeni bir baba oğul hikayesi kazandırıyor. Üstelik muhteşem görsellerle akıp giden bir hikaye. Kitap elime geçtikten sonra şöyle bir bakayım derken bir solukta bitirdiğim bir kitap oldu. Bu türün daha çok gelişmesini, okuyucularla buluşmasını diliyorum.
Kitabın “Jeremy”den alıntıyla başlaması açıkçası beni heyecanlandırdı. İlk sayfalarda çizgileri çok beğenmesem ve hikayenin yavan olacağını düşünsem de ilerledikçe etkilendiğimi söylemeliyim. Sonsöz de mesafeli, açıklayıcı fakat hisli oluşuyla kitabı sevmemde pay sahibi oldu.
Yazarın, 2009 yılında yayımlanan ve iki büyük ödül alan Bir de Baktım Yoksun isimli kitabının ilk öyküsünden uyarlanan bir çizgi roman. Kopan’ın son sözünde, çizerle olan dostluğunun hikâyesini, baba-oğul ilişkileri ve kaybetme korkusu ile ilgili deneyimlediklerini okura sunması, anlatılan hikâyeyi daha anlamlı kılıyor.
Ahh nasıl güzeldi. Yekta kopan okumayı çooook özlemişim. Geçmişle şimdiye sıkışan bir adam. Babasıyla yarım kaldığını düşündüğü hesaplaşmanın hayalinde bir zaman dilimi.