Hayatımda aşk üzerine yazılmış olup, aşkı bu kadar ANLATAMAYAN bir kitap okumuş değilim. Erkek yazarlar arasında kadın zihnini ve bakış açısını iyi özümseyip aşkı hakkıyla yazabilenine rastlamak zordur. G. G. Marquez bir istisnadır mesela. Tolstoy da kısmen öyle. Bizim edebiyatımızda, haremlikli selamlıklı geçmiş çok da uzak olmadığından ve cinsel devrim Türkiye'ye epey geç geldiğinden besbelli, kadın kalbini zihnini çözüp, aşkı yek erkek bakış açısından değil de bütünüyle kavrayarak iyi anlatabilen erkek yazar yok gibidir. Belki Orhan Pamuk bir istisna... Fakat kadın zihnine ve aşka bu kadar yabancı, konuya affedersiniz, bu kadar hödükçe yaklaşanına daha evvel rastlamamıştım.
Ahmet Ümit bir polisiye yazarı malum, bazı romanları iyi, bazıları vasat, bazıları da hakikaten kötü. Bu en kötüsü olabilir. Üretkenlik her zaman iyi bir şey değil, belki daha az üretse daha az sayıda fakat daha iyi işler çıkartabilir. Ama öyle yapmıyor. Peynir ekmek gibi, "şunun da gideri olur, bu da satar", diye yazı yazıverince kötü işler çıkarmak kaçınılmaz.
İnanılır gibi değil ama Ahmet Ümit'in sözde aşk hikayeleri olarak yayınladığı öykülerin 2-3 tanesi aşkından, çok sevdiğinden (!) sevgilisini öldüren erkeklerin "aşk" hikayesi. Kadın cinayetlerini aşk diye satamazsın Ahmet Ümit, pes!!! Bir hikaye öğrencisiyle evlenen kart profun çapkınlık hikayesi. Direkt akademide taciz davası olur adamın öğrencisiyle evlenene kadar ona yaptıkları. Bu adam öğrencisiyle evlenip dersini aldığında da nekrofil oluyor! İktidar saplantısıyla AŞKı başından sonuna birbirine karıştırmış yazarımız, ısrarla AŞK'ı anlatamıyor. Kadın cinayetlerini de aşk diye anlatması bundan.
AÜ'in bu kitaptaki bilim-kurgu denemesi olan 3000li yıllarda geçen aşk öyküsü vasat, yazarın gelecek kurgusu ise vasat altı. Açlık Oyunları, bilumum Ursula LeGuinler'i okumuş atmış bir nesle bu Jetgiller tadında gelecek kurgusunu hakikaten satamazsınız.
Kadın bakış açısından aşkı anlatayım dediği son öyküde, sözde bi dünya kızıl saçlı adamı öldürmüş kadın seri katilimizin müzisyen görünümlü kızıl saçlı sivil polis karşısında çözülüvermesi evlere şenlik. Aralarında geçen diyalogdaki kadın sanırsın seri katil değil, taşra kentinden üniversiteyi yeni kazanmış, gözü açılmadık bir kızceğiz. Çöp bacaklı haliyle tecavüzcüsü erkeği, bıçakla delik deşik edecek kuvvete sahip olması falan, hani hiç gerçekçi gelmiyor. Kolay mı bir erkeği yalnız bıçak hamleleriyle defalarca bıçaklayarak öldürebilmek? Ciddi fiziksel kuvvet ister elbette. Fakat hanım kızımız ekmek doğruyor sanki, sanki elindeki çekmeceden bulduğu bıçak değil de samuray kılıcı! Bi hamlesinde kendisini savunmaya çalışan tecavüzcü erkeğin iki parmağı gidiyor, vay be!
Olmamış... Okuduğum 1000'e yakın sayıda eseri değerlendirdim bu sitede. Bugüne kadar verdiğim tek yıldız bu öykü kitabına nasipmiş. Öyle kötü.