Buğra Gülsoy, Birinci Kıyamet’in devamı olan, serinin son kitabı İkinci Kıyamet’te okurlarını sürükleyici bir yolculuğa daha çıkarıyor. Yaşanmış akıl almaz bir hikâyeden esinlenen roman, aşkın ve savaşın tanıklığında tüm zamanların içinde geçiyor. Birinci Kıyamet, Poe’nun “En korkunç canavarlar, ruhlarımızda gizlenenlerdir” cümlesiyle başlıyordu. İkinci Kıyamet ise yine Poe’nun “Bir taht inşa etmiş ölüm, uzak batıda yalnız bir şehirde” cümlesiyle devam ediyor.
Roman, boksör Sabri Mahir’in hiç bilinmeyen hikâyesinin detaylarını duygu yüklü bir dille anlatıyor. Türkiye’den gitmek zorunda kalan ve tüm dünyanın kıyısında aç, sefil dolaşan Sabri’nin tek hayali İstanbul’da bıraktığı Pera’sına, vatanına kavuşmaktır. Gittiği her ülkede yeni bir kıyametle tanışır, her kıyamet onu aşkına yaklaştıracak birer ipucudur.
Tevfik Fikret’ten Sakallı Celal’e, Marlene Dietrich’den Bertolt Brecht’e, Osmanlı’dan Hitler Almanyası’na kadar tüm zamanların içinden geçen Sabri Mahir İkinci Kıyamet’te, akıl almaz serüvenine, “Güneşin Doğduğu Yer”e, Pera’sına seslenerek devam ediyor: “Bu sana son mektubum… Geliyorum…
Dönüyorum sana, yuvama, gerçeğime. İçi bizimle dolu bir gelecek olamaz artık biliyorum. Tek bildiğim son bir kez daha bakabilmek gözlerine, yüzüne bakabilecek cesareti kendimde bulabilirsem eğer...
Buğra Gülsoy is a Turkish actor, director, and screenwriter. Gülsoy spent his childhood and attended primary and middle school in Ankara. In the year 2000, he headed to Cyprus to study architecture at the Eastern Mediterranean University. While his first stage experience was at the age of 13, Gülsoy's acting career began when he appeared in the Eugene Ionesco play, 'Exit the King', under the 'Open Theatre', in Cyprus. After graduating from school as an architect, he continued to live in Cyprus.
In 2008, Gülsoy moved to Istanbul in order to shoot his first TV show which appeared on Kanal D, 'Hepimiz Birimiz Için'. After his success on the show, Gülsoy appeared in many more successful TV shows such as, 'Unutulmaz', 'Fatmagül'ün Suçu Ne?', 'Kuzey Güney', 'Eski Hikaye', 'Bana Artık Hicran De', and 'Aşk Yeniden'. His performances in the internationally watched TV hits; 'Fatmagül'ün Suçu Ne?', and 'Kuzey Güney' brought him fame on a global level, especially in Turkey and the Middle Eastern region.
In 2011, after teaming up with director Derviş Zaim in the movie 'Gölgeler ve Suretler', Gülsoy got even more recognition for his role of 'Cumali' in the 'Altın Portakal Film Festival' award winning movie 'Güzel Günler Göreceğiz', under the direction of Hasan Tolga Pulat.
Hiç sıkılmadan okudum. Sabri Mahir’in pek trajik hayat hikayesine tanık olurken Buğra Gülsoy insanın doğasını iyiliği, kötülüğü, zamanın bu kavramlar üzerinde nasıl birbirine değip dönüştüğünü göstermiş bize. Kitabın son bölümünü QR kod ile yazardan dinleyebiliyorsunuz. Çok gariptir ki kafamda Sabri Mahir’e verdiğim sesle neredeyse birebirdi. Son kısımları tüylerim diken diken dinledim. Önyargıyla başladığım bu seri bana çok güzel bir yolculuk deneyimlettirdi. Yazarın son kitabı Luna’yı okumak için sabırsızlanıyorum.
“Umutlara hükmedersen insana ulaşırsın, algılara hükmedersen de insanoğluna.” Beklediğimize değdi, keyifle okunası bir roman olmuş. Duygular düşüncelerle, hayal gerçekle iç içe geçmiş. Buğra Gülsoy yazmaya devam lütfen 👏👏👏
İlk kitabına önyargıyla başlamıştım fakat hikayesi dikkatimi çok çekmişti. Asla önyargılı olunmamalı. Gerçek bir olayı kurguyla daha da gerçek hale getirmek kolay olmasa gerek. Sabri Mahir'in yaşam öyküsünü bu şekilde okumak muhteşemdi. Keşke Buğra Gülsoy'dan bir de önsöz gelse müthiş olur.
Ah Sabri… sonunda ağlatmayı başardı. Bazı kitaplar vardır, yıllar sonra her detayını hatırlamasanız da sizde bıraktığı tat hiç unutulmaz — Birinci ve İkinci Kıyamet tam da öyle eserler olacak gibi hissediyorum. Özellikle dönem romanlarını, hele ki II. Dünya Savaşı dönemini konu alan hikâyeleri seviyorsanız, bu kitapta sizi içine çekecek çok güzel dokunuşlar var. Tıpkı ilk kitapta olduğu gibi, olayların gerçeklerden yola çıkması kitabı daha da etkileyici kılıyor.”