Usta yazar Üstün Dökmen, Direksiyon adlı romanında, düşünen insanı en çok meşgul eden konuları, özgürlüğü, mutluluğu ve aşkı zekice kurguladığı ve güçlü bir üslupla beslediği sürükleyici bir yol hikâyesiyle ele alıyor.
“Ben niçin sürekli çember çiziyorum? Gittiğim yol direksiyonuma benziyor. Ben mi çiziyorum çemberi, yoksa birisi mi çizdiriyor? Direksiyonumun patronu kim?”
Ateş, Canbal’a, “Kuyunun etrafında dönen beygirlerin gözlerini, günü, gece sansın diye mi bağlıyorlar?” diye sordu.
“Yok, gözlerini bağlamalarının asıl sebebi, ileriye gittiğini sanması içindir. Eğer gözleri bağlı olmazsa beygir, aynı noktanın etrafında dönüp durduğunu anlar, bir süre sonra da durur, dönmeyi bırakır. Gözleri bağlı olduğu için döndüğünü fark edemez, çevredeki manzaranın hep aynı kaldığını anlayamaz, sürekli ileriye doğru gittiğini zanneder,” dedi.
Dolap beygirinin çemberi zorunludur, ya sizinki?
Aşk ya da iş hayatınızda bazen sürekli kendi çemberinizi sağlamlaştırmak yerine, çemberinizin dışına çıkıp dünyadaki yerinizi sağlamlaştırabilirsiniz.
Üstün Dökmen, (doğum 1954 - İstanbul) Türk akademisyen, psikolog, yazar. Ankara Üniversitesi Eğitim Bilimleri Fakültesi'nde öğretim üyesi.
1971 yılında Ankara'da Cumhuriyet Lisesi'ni, daha sonra Hacettepe Üniversitesi Psikoloji bölümü'nü bitirdi. 1986 yılında doktorasını Psikolojik Danışma ve Rehberlik alanında bitirdi. 1988'de doçentlik, 1995'de profesörlük derecesini aldı.
Üstün Dökmen, 1954 yılında İstanbul'da dünyaya geldi. Üstün Dökmen'in annesi İstanbullu, babası Erzurumlu, kendisi Ankaralıdır. 1971 yılında Ankara Cumhuriyet Lisesi'ni bitirdi. Sosyal bilimlere ilgi duyuyordu, ancak öncelikle Hacettepe Üniversitesi Fizik Bölümü'ne kaydoldu. Üçüncü sınıfa gelince fiziğin kişiliğine uygun olmadığını fark etti. Yeniden üniversite sınavlarına girerek Hacettepe Üniversitesi Psikoloji Bölümü'ne geçti. Bu bölümden mezun oldu ve aynı bölümde Uygulamalı Psikoloji (Klinik Psikoloji) alanında master yaptı. Psikolojik danışma ve rehberlik alanında 1986 yılında doktora, 1988 yılında doçentlik, 1995’te ise profesörlük derecesi aldı. Halen Ankara Üniversitesi Eğitim Bilimleri Fakültesi’nde öğretim üyesidir.
Ne yazık ki bu kitabı da tavsiye edemeyeceğim. Sanki ilkokul 2 seviyesinde bir çocuk okuyacakmış gibi yazılmış. Çok basit ifadeler kullanılmış. Basit ifadeler zaman zaman çok karmaşık fikirleri anlatabilir, ama bu kitapta sadece basit cümleler olarak kalmış (ya da benim anlayamayacağım bir derinlikte yazılmış). Sonuç olarak, sanırım bu sene de "Bundan sonra kitaplarını okumayacağım yazarlar" listesi yapmam gerekecek, çünkü Üstün Dökmen' in de başka bir kitabını okumayı düşünmüyorum artık.
Bu kitap çok kısa olmasına rağmen elimde süründü resmen. Üstün hoca, bölük pörçük kavram, anoktot ve bilgi kırıntılarını çok zayıf bir roman kurgusu içine serpiştirmiş. Hikâye biraz zorlama olmuş. Kişisel gelişim romanı diyor kategori olarak ama zaten iyi bir roman zaten kişisel gelişime hizmet etmez mi çaktırmadan. Bence bu kitap Üstün Dökmen ismimin pazarlanmasına yönelik biraz piyasa ürünü olmuş.
Okuduğum ilk Üstün Dökmen kitabıydı. Açıkçası beklediğim tadı almadım. Olay örgüsü çok zayıf kalmış. Cümleler, hatta verilen mesajlar bile tekrara düşmüş. Ara ara kendimi "anlamadıysan bir daha anlatayım" diyen birini dinliyor gibi hissettim. Alıntılanabilecek çok cümlesi, çok mesajı var aslında. Daha başarılı bir yer edinebilirdi. Kişisel gelişim açısından da çok faydalı bir eser örneği olduğunu sanmıyorum.