Çiçek, bu dünyadaki griliği temsil ettiğine inanıyordu. Hiçlikten ibaret olduğunu... İnsanların görmemek için başını çevirdiği ama hep orada olduklarını bildiği kişiydi. Bu yüzden insanlardan, özellikle varlıklı olanlardan nefret etti ama kendisi gibi yoksul ve kimsesiz olanlarla da hiç yakınlık kurmadı.
En sevdiği yemek, en sevdiği renk...Bir hayali veya bu dünyadan istediği hiçbir şey yoktu.
Ama hayatın kendisi için bir planı daha vardı.
Bir anlaşma yaptığı mücevher tasarımcısı Ayza, hayatı Çiçek'e sevdirebileceğine inanıyordu amazamanla Çiçek'le hayattan nefret etmeyi öğrenmeye başlayacaktı.
İkisi de bu anlaşmada kendi oyununu oynuyor ama hiç kimse kimin kazanacağını bilmiyordu.
"İtiraf edilen her günah,bir kereliğine bağışlanmayı hak eder."
Nagihan G. Kabal 1994 yılında İstanbul’da doğdu. Güzel Sanatlar Fakültesi’nde mimarî restorasyon eğitimi alan Kabal, 16 yaşındayken ilk uzun romanı “Gecenin Hikâyesi Aylema”yı yazdı. Bir yıl sonra kaleme aldığı “Bugün Adımı Sen Koy” isimli kitabı ise 2018 yılında raflarda yerini aldı. Yazar fantastik türde yazdığı ilk kitabını devam ettirdi ve serinin devamı olan “Gecenin Hikâyesi Aşeka”yı 2019 yılında okuyucuyla buluştu. Seriyi “Gecenin Hikâyesi Dora” isimli kitabı takip etti. Son olarak Lordlar ve Varisler kitaplarını kaleme alan Kabal, okurların ilgiyle takip ettiği bir yazar.
“Ben Pasifik’te duyduğu bir sesin arkasından derinliğe atlayan bir okyanus bilimciyim. Beni mest eden hüzünlü bir melodinin çağrısını duyuyorum. Seni duyuyorum. Ve sessizliğin içinde sana rastlıyorum. Artık şarkını söylemiyorsun ama ben besteni ezbere biliyorum.” “Bu çok hüzünlü,” diye fısıldadım. “Değil,” dedi ve yavaşça doğrulmama yardım etti. Yeniden karşı karşıyaydık, elleri suyun üzerinde dirseklerime tırmandı. “Geldiğin günden beri bu melodiyi çalıyorum,” dedi gülümseyerek. “Bazen geceleri kemanımla, bazen müzik çalardan, bazen yemek yerken, bulaşıkları yıkarken, sohbet ederken... Defalarca çaldım.” “Ama ben duymadım...” “Duymadın,” dedi başını sallayarak. “Bugüne kadar.” “Gözümün önündeydin,” diyerek kaşlarımı çattım. “Daha önce de gözünün önündeydi ama duymuyordun.”
Dolunay ve Çiçek birbirlerinden bebekken ayrılmak zorunda kalmış ikiz kardeşlerdi. Öyle ki, birbirlerinin varlıklarından bile uzun süre haberleri yoktu. Çiçek yurtta kalıp çok zor bir hayat yaşarken, Dolunay çok varlıklı bir aile tarafından evlat edinilerek iyi imkanlara sahip olmuş. Fakat yıllar sonra hayat onları bir şekilde bir araya getirmiş. Ayza da Dolunay gibi, varlıklı bir ailede iyi imkanlarla büyümüş. Daha sonra kendi işini kurmuş ve çok başarılı olmuş bir mücevher tasarımcısı. Ayza’nın babası ve Dolunay’ın ailesi tarafından ikisinin evliliklerine uzun bir süre önce karar verilmiş ve onlar da bu duruma ayak uydurmuş. Fakat Dolunay düğünden vazgeçince yerine ikizi Çiçek geçiyor ve Ayza ile bir yıl sürecek bir anlaşma yapıyorlar ve kitap bu şekilde ilerliyor. Ayza en başından beri o kadar nazik, o kadar düşünceli ve o kadar saf bir iyilikle doluydu ki, onu sevmemek çok zordu bence. Çiçek için yaptıkları o kadar güzeldi ki, Ayza’nın mutlu olmasını çok istedim💔 Ayza’yı ne kadar sevdiysem Çiçek’e de o kadar kızdım. Evet, hiç kolay veya normal şeyler yaşamamıştı, hayata, işleyen düzene karşı öfkeli olması, karamsarlığa kapılması beklenen bir şeydi ama kitabın büyük bir kısmında tüm öfkesini Ayza’ya yöneltmesi kabul edilebilir değildi bence. Sanki tüm bu düzenin, yaşadıklarının tek sorumlusu Ayza’ymış gibi sürekli onu suçlaması, sahip olduğu imkanların bedelini ödetmeye çalışması Çiçek’i sevmeme engel oldu açıkçası. Ayrıca Ömer’le yaptığı planlar ve Ayza’yı tanımaya başlamasına rağmen planlarına devam etme çabası beni üzdü açıkçası. İçinde bulunduğu depresif hava beni çok yordu. Tam bir şeyler değişecek derken gelen o son da çok hazırlıksız yakaladı. Böyle bir son beklemiyordum hiç.🙊 Yazardan okuduğum ilk kitaptı, farklı bir yolculuk oldu benim için. Anlatımını ve akıcılığını da sevdim. Ama söylemeden geçmeyeyim, kitabın baskısına bayıldım. Cildinin güzelliğine bakıp duruyorum sürekli.🙊
Çiçeğin mutlu olmasını, gülmesini, hayattan biraz olsun zevk almayı ve daha nicelerini o kadar çok istedim ki. Ayza’ya da ayrı bağlandım. Sonu hiç beklediğim gibi olmadı; Çiçek evine gidemedi 2de kaldı ayakkabılarını vuruşu.
This entire review has been hidden because of spoilers.
"Ve bazı insanlar şeydir hani, hiç dokunulmamış yepyeni cildi olan, sayfaları hiç kırışmamış kitaplar okumayı sever. Bazıları da sahaflardan alınmış, daha önce onlarca kez okunmuş, sayfaları yıpranmış ama o yıpranışın bile bir sanat değeri taşıdığı belli olan eski kitapları okumayı sever. Sanırım ben sahaflardan alınmışları seviyorum." Sanırım ne demek istediğini anlamıştım. Sadece yazılmış değil, yaşanmış bir romandı okumak istediği.
03:03 Dolunay'da Açan Çiçek... kelimelerle anlatılamaz dehşet derecede güzel bir kitap. Herkesin yüreğine dokunan kimsesiz bir sokak çocuğunun hikayesi. Sanırım Çiçek'i anlatırken hep "Hayatım boyunca bana ilham vermeye devam etti. Aslında yaşamak için çok istekliydi, sadece buna hakkı olmadığına inanıyordu. Dünyayı değiştirmeyi öyle çok istedi ki değiştirememek onu değiştirdi." bu alıntıyı kullanacağım.
Bu kitabı okuduktan sonra sevdiğiniz kişiye seni çok seviyorum değil bir gün bir dileğim olursa ilk sana söyleyeceğim diyeceksiniz. Okuyan herkese bir şeyler katacak. Eğer herkes bu kitabı okursa dünya daha iyi bir yer olabilir. Bu kitabı okuduktan sonra yağmur yağarken arabayla yollardan öyle kolay geçemeyeceksiniz. Bu kitabı okuduktan sonra sokaktakileri görmezden gelemeyeceksiniz. Size yemin ederim bu kitabı okuduktan sonra hayatınıza her şey kusursuzmuş gibi rahatlıkla devam edemeyeceksiniz. Bir şeyler yapmak isteyeceksiniz. Bir yangına bir kova su dökmek isteyeceksiniz. Hiç bir işe yaramasa da, o yangını o bir kova su söndürmese de o suyu dökmek isteyeceksiniz.
#birgüntümdünya 'yı yaşanabilir, birilerinin çocuk olmanın ne demek olduğunu unutmadığı bir dünya haline getirebilmek isteyeceksiniz. Savaşırsak hâlâ bir şansımız var. Savaşmalıyız. Birilerine Çiçek olmamayı öğretmeliyiz. Bunların bilincinde olmayı gösterdiğin için teşekkürler Kabal! Sen hep yaz!
Eğer bir gün hayatın gerçeklerini hatırlamak istersen, bu kitabı oku. Tekrar oku. Tekrar oku. Ama hiç unutma, bu kitabı da hayatı da gerçekleri de görmezden gelemezsin. Gerçek kıyafeti giymiş yalanların dünyasını görmezden gelemezsin. Sokak çocuklarını görmezden gelemezsin. Kırık bir sokak lambası görürsen onu düşünmeden oradan öylece geçemezsin. Çiçek bir kova suyu olmasına rağmen düşünmeden o yangına döktüyse sen elindeki onlarca kovayı dökebilirsin. Hatırla ve gör. Hiç unutma.
Kesinlikle her yönüyle okunması gereken bir kitaptı... Olaylar muhteşem bir şekilde işlenmişti.Harika detaylar ve alıntılar vardı.Yine ve yine N.G Kabal farkını ortaya koyan bir kitaptı.Okumadıysanız okuyun,okutturun.
Hiç aklımda yokken birden bire başladım neyle karşılaşacağımı bilmediğimden( bazı spoilerlar yemiş olsamda ana konuya bile hakim değildim) beklentisizdim.
Bazı noktalarda beni baydı ve bunalttı bazı şeyler çok tekrarlıyormuş gibi hissetirdi ama sonu çok hoşuma gitti.
SPOİLER
Sonu bir yandan buna ne gerek vardı diye düşünsemde aslında karakter açısında uygun bir sondu. Kitap boyunca duygular bana çok geçmedi ama sonda bir gözlerim doldu, minik bir ağlama seansı yaşandı
Yazarın kalemine hayranım ve bu, her kitapla artmaya devam ediyor. Bu kitap öyle bir kitap ki; bu kitabı okuyup da bir şeyleri sorgulamayacak, hayata lanet okumayacak ama yine de iyi bir şeyler yapmak için uğraşmayacak ve tabii ağlamadan duramayacak tek bir insan yok, diye düşünüyorum. Kitap, Ayçiçeği Karnaval'ından da bildiğimiz Çiçek karakterinin hikâyesi. Ayza ile Dolunay'ın yerine geçip bir anlaşmayla evleniyorlar. Ama ikisinin de birbirleri hakkında kendi planları, düşünceleri var.
Bir sürü umutla kitabı okuyor ve her bir sayfayla hayattan bir kez daha nefret ediyoruz. Çiçek, kırık kızım, o kadar çok sarılmak istedim ki ona, sanki yaşadıklarını bununla atlatabilecekmiş gibi... Ayza, o kadar naif ve düşünceliydi ki, Çiçek'e hayatı sevdirmek, onu anlamak ve yaşatmaya dair o uğraşları... ikiside birlikte kadar güzeldiler ki... Birçok şeyi biliyoruz, görüyoruz ama öyle çoklar ki... belki de Çiçek gibi yetemeyiz, deyip artık görmemezlikten gelmeye alışıyoruz. Sokakta kalıp evi olmayan, taciz edilen, aç kalan ve daha birçok kötü şeye maruz kalanları biliyor ama zamanla köreliyoruz. Bu kitapla, Çiçek'in bize anlattıklarıyla tekrar, hepsi suratımıza çarpıyor, onunla birlikte umutsuzluğa kapılırken Ayza ile tekrar umuda tutunuyoruz. Kitap öyle bir şekilde bitiyor ki... inanın o kadar boşluğa sürüklendim, ağladım ve lanet okudum ki... ama yine de sondaki her detaya da, umuda açılan o kapıya da vuruldum. Normalde bu tarz sonlu kitapları sevmem ama bazen gerçekçi olduğu da bir gerçek.
Hayatta var olmanın, insan olmanın, insan kalmanın; yaşamanın, yaşatmanın, iyi kalmanın bu kadar zor olduğunu bize en derinden hissettiren gerçekçi bir kitaptı. Çok uzun bir zamandır bana bu tarz hissettiren bir kitap okumadım. Kitaptan kopamadım. Beklenmedik, hüzünlü ama bir o kadar da içine hapsedecek kadar bizden, hayata dair, iyiliğe dair bir kıvılcım.
"Yalnız bir çiçek, uçsuz bucaksız bir orman yarattı."
Kitap hakkında o kadar çok şey düşünüyorum ki. Kitap, her ne kadar klişe gibi dursada ilk başlarda, okudukça asla öyle olmadığını anlıyorsunuz ve zaten yazar klişeleride kendince yazım diliyle özgünleştirdiğini söylüyor ve bende buna kesinlikle katılıyorum. İkiz kardeşlerin bbir sebepten dolayı yer değiştirip yoksul olan Çiçek’in zengin, varlıklı olan Dolunay’ın ise yoksullaşması ile başlıyor. Bu kitapta yoksul olan kardeşin yani Çiçek’in yoksul bir hayattan varlıklı bir hayata geçmesini okuyoruz. Yazar bize kitabı okumadan önce kendinize yanan bir ateşe bir kova su döker miydiniz, dökmezmiydiniz? diye sorumuştu ve bunun cevabını verip daha sonrasında kitabı bitirdikten sonrada aynı soruyu kendinize bir daha sorup cevapları karşılaştırmanızı istemişti. Ben kitabı okumadan önce ilk dökmezdim demiştim ancak 2 3 kere cevabımı değiştirdim ve en son yine uzunca düşündükten sonra eski cevabıma döndüm khwrbwjrf dökmezdim dedim. Bence Çiçek’in de benimle aynı fikirde diye düşünüyorum çünkü “Çünkü yaptığım tüm iyiliklerin bedelini ödedim.” diyor ve ben burdan yaptığı iyiliklerin bile bir zaman sonra ona kötülük olarak döndüğünü anlıyorum. Kitabın sonunda cevabımı değiştirdim ve dökerdim dedim çünkü kitabın amacı bence yangını söndürmeye yardım etmek, ve diğer yangınları söndüremeyeceksin diye söndürebileceğinden de vazgeçmemek. Yazım dili her Kabal kitabında olduğu gibi mükemmeldi ve kitabın içerisinde bahsedilen bazı eserler de kitapla çok uyumluydu. Kesinlikle bana çok şey katan bir kitap oldu ve ben bu cümleyi her N.G. Kabal’ın kitap yorumunda söylüyorum ama cidden öyle ve N.G. Kabal, her eserinle dünyayı değiştirdiğin için seninle gurur duyuyorum. Mutlaka okumanız gereken herkesin okuyabileceği bir kitap. Okuyun, okutun. Instagram Blog Hesabımdaki Gönderi İçin; https://www.instagram.com/p/CKq34XoBLfP/
3.5/5🌟 • Sonunda bir serinin daha bittiğini görebildim😂 Normalde seri bitiren biri değilim pek nedense hep yarım bırakıyorum😂 İlk iki kitabı ortalama bulmuştum ve neden sevildiğini anlamamıştım ama 3.kitapla bu kitabın neden sevildiğini anladım fakat okuduklarım benim için 5 puanlık değildi. Bu kitabın ilk yarısında oflayıp poflayarak ilerledim açıkçası. Çiçek’in insanları maddi gücüne göre yargılaması, sürekli bunu dillendirmesi beni sinir etti. Kitabın diğer yarısında düşüncelerini ve sebeplerini anlamaya başladım. İçten içe haklı olabilir ama fazla uzattığını ve ön yargılı olduğunu düşündüğüm için bu beni sıktı. İkinci yarısı ve son 100 sayfası diğer kısmına göre daha güzeldi bence. Çiçek’in giderek sevmeye, sevilmeye alışması, sevdiği rengin sevdiği tatlının bile 23.yaşında ortaya çıkması vs tatlııydı. Ayza ile iletişimleri ve sayfalar ilerledikçe aralarındaki bağ güzeldi ama biraz daha uzun olmasını isterdim neyse🤓 Benim için 5/5 olmasa da diğer iki kitabına göre 3-4 daha çok sevdiğim kitaplar oldu. Yaşım biraz daha küçük olsaydı veya liseye gitseydim sevdiğim bir seri olabilirdi ama sevdiğim seriler arasında değil bu seri. Yine de güzel bir okuma oldu benim için. Çiçek’in, ikizi Dolunay’ın karakter gelişimi güzel yazılmış. Ayza’nın göründüğü gibi biri olmaması hatta daha ince düşünceli ve Çiçek’le ortak noktalarının olması güzeldi. Ben saçma bir şekilde, kısa süre de olsa Asır&Çiçek okumak isterdim hshshshshshd biraz da olsa yazılsaydı mutlu olabilirdim Asır çok tatlıydı çünkü hsjdndndn neyssssse. Son olarak kitabın içinde Küçük Prens, Fareler ve İnsanlar,Theo’ya Mektuplar ‘a yer verilmesi güzeldi alıntıları sevdim, yerinde kullanılmış. Kitapta Van Gogh’a yer verilmesi en sevdiğim şeylerden biri oldu 🥹
Çiçek ve Ayza, en sevdiğim çiftlerdendiniz ve sonunuz böyle olmamalıydı. Kitabın sonunun üzücü bittiğini bildiğim için hazırlıklı okumuştum ama gene de olaylar çok ani gelişti ve ben gene de ağladım. Kitap her duyguyu barındırıyordu ve okurken hiç sıkılmadım.Ng Kabal zaten sevdiğim bir yazardı bu kitap daha da çok sevmeme neden oldu.
This entire review has been hidden because of spoilers.
Ayza Ayza Ayza....... Harika bir karakterdir her hareketiyle kendine hayran birakan biriydi. Keske dunyada Ayzalar olsa o zaman Cicekler hic solmazdi:( Cicek karakterini okumak cok yorucuydu baslarda sevmistim ve ilgimi cekmisti hatta sirf bu kitap cok ovuluyor diye hizli hizli okudum seriyi Aycicek Karnavalini bir gunde bitirdim. Baslarda ilgi cekiciydi fakat ortalarina dogru sogmaya basladim. Cicek karakterinden daha fazla sey bekliyordum, evet hikayesi cok uzucu verilmek istenen mesaj anlatilmak istenen hikaye Cicek gibi biriyle aktarilabilirdi buna ragmen 02:02 kitabini okuduktan sonra bu kitapta karakterin ve hikayenin daha farkli olacagini dusunmustum ve kendimi fazla beklenti icine soktum boyle olunca da biraz hayal kirikligi yasadim. Ayza karakteri beni bitirdi kitabin sonunda bile Cicek den cok Ayza karakterine uzuldum cunku geride kalan icin her sey daha zor. Ayni diger kitaplarda oldugu gibi bu kitapta da fazlasiyla sey ogreniyoruz ve yeni bakis acilari kazaniyoruz. Nagihan'in bu yonunu cok seviyorum asla bos bir kitap okutmuyor hep dolu dolu ve ogretici. Tum seriyi tavsiye ederim cok guzel maceraydi.🤍
cicek cok karamsar ama ayza nin sabrina asigim ve kizi hayata az da olsa sevdirmeyi beceriyo tam puzzle gibiler ayza hem babalik hem arkadaslik hem sahte de olsa sevgililik yapiyo ve mukemmmmmeellll bi insan sonuna cok olmasada agladim ve gercekten haketmiyodu ikiside hem cicegin hayattaki bunca seye bunca zaman katlanmisindan ve hayati sevmeye baslamasindan ve ayrica ayzayla iyi vakit gecirmeye baslamasindan sonra ve ayzaninda cicegin duygu ve dusuncelerini ogrenmeyr bu kadar az kalmisken boyle bisi olmasi gercekten kalp kirici. bari biraz daha zaman gecirip sonlari boyle olsaydi gercekten cok uzuldum
“Kimsesizler mezarlığına gömmesinler beni Ayza, ismim olsun. Benim hiç evim olmadı ama altında yattığım toprak çiçeklerin evi olur belki.”
Bu kitap beni kırk yerimden bıçakladı her bir satırda. Resmen kitapla aramda değişik bir bağ oluştu. Belki de kitabı bu kadar fazla benimsemem yüzünden böyledir.
Evet belki Çiçek yalnız kaldı uzun süre ama Ayza ve diğer kimsesizler onu asla yalnız bırakmayacak bundan sonra.
Dolunay ve Çiçek’in olduğu sahneler çok güzeldi. Ama en güzel sahneler tabiki Ayza ve Çiçek’in yan yana olduğu saniyelerdi.
Çok fazla yorum yazmayacağım çünkü ağlamaya başlıyorum sürekli olarak.
This entire review has been hidden because of spoilers.
8/10 Çook beğendim. Favorim değil ama çok hoştu. Sonunu beğendim çünkü o karakteri düzeltmesi, hayata uyum sağlaması zor olurdu. Ayza var ama ne kadar. Dayanılamayacak kadar acı çekmiş. Rahat bir nefes almaya başlamıştır. Ama yine de böyle bitmemeliydi. Mutlu olabilirlerdi. Çiçek karakterine bayıldımm. Mantıklı oluşu, kötömser mantıklı oluşu benim çok hoşuma gitti. N.g.kabal dan okuyum en sevdiģim karakter kesinlikle Çiçekti. Ayza'm canım benim. Bana da bir paket sarıp gönderin ondan. Yine herzaman ki gibi bir tık abartıldığını düşünsemde üstündeki ilgiyi hak ediyor.
Çok acımasız, gerçekleri yüzünüze tokat gibi çarpan bir kitap. Kitabı okurken bir çok şeye gözlerinizi kapadığınızı, görmezden geldiğinizi fark ediyorsunuz. Belki sandığınız kadar iyi biri değilsinizdir, bunu sorgulamaya başlıyorsunuz. Bir şeyler yapma ihtiyacı hissediyorsunuz. Ama emin olun kitabı okurkenki hissettiğiniz o bütün kötü duygulara değiyor. Değişmek ve daha iyi biri olmak istiyorsunuz. Aslında dünyaya ne kadar çok şeyi borçlu olduğunuzu fark ediyorsunuz...
Kitabı yeni bitirdim.Kalbim çok kırık hiç böyle bir son beklemiyordum fakat kitap mükemmeldi tümüyle. Ayza’ya olan üzüntüm tarif edilemez. Ben bile ağladım Çiçek’in yarasına kitabın sonunda ama çok ölüyken şanslıydı ve onu seven bir sürü çocuk ve eşi buradaydı.Bunu bilmek beni teselli ediyor galiba.
Kalbimi ve tüm sevgimi onu yaşatmaya adadım🌻
This entire review has been hidden because of spoilers.
Çoğu Wattpad kitabı neredeyse aynı senaryoya ve aynı karakter yapılarına sahip olsa da bazen Wattpad'in içinden kusursuz cevherler çıkabiliyor. Bu kitap da onlardan birisi. Çoğunlukla kitaplarda ağır bir mesaj olması veya kitabın mesaj odaklı olması o kadar hoşuma gitmez fakat bu kitabı benim için bu kadar özel yapan içinde barındırdığı mesajdı. Kitap aynı zamanda da ne kadar kararsız bir insan olduğumun farkına varmamı da sağladı çünkü kitapta Çiçek'in mi daha haklı veya Ayza'nın mı daha haklı olduğu konusunda karar kılamıyordum, swh.
Ayrıca kitabın sonu öyle bir yazılmış ki kitabın sonunda ne olacağıyla alakalı kendi kendime sonunu okuyarak spoiler yedirmiş de olsam az kalsın ağlıyordum. Hatta kendimi ağlamaktan daha beter hissettim resmen. Öyle ki okuduğum hiçbir Wattpad kitabının bir daha bana bu kitap kadar mükemmel duygular hissettirebileceğini sanmıyorum.
Keşke herkese okutabilsem bu kitabı. Herkes dünyanın kötü tarafını da görse bu kitapla. Çiçek gibilerin olduğunu da kabullense herkes. Bu kitap, kesinlikle favorilerimden. Çok duygusal, bitirdiğinizde saatlerce tavana bakmanız garanti oluyor. Ayaz ve Çiçek'i çok seviyorum. Keşke onlara bambaşka bir hayat verebilsem
Bir anda okuyup bitirirsem kitaba haksızlık edermişim gibi hissetmiştim okurken. O yüzden her satırını sindire sindire okudum. Kitabı kapatırken çok üzüldüm. Çok güçlü bir karakterdi Çiçek. Onun kadar güçlü olmayı istememe sebep oldu.
Çok güzeldi. Daha başından ve okuduğum yorumlardan kalbimi kıracağını tahmin etmiştim. Ama bu kadar etkileyeceğini düşünmemiştim. Ne söyleyebilirim bilmiyorum. Rating olarak bütün yıldızları verebilsem keşke... Dönüp dönüp okuyacaklarımdan.
sonunu bekliyordum daha dogrusu tahmin ediyordum ama ilerleyiste içimde bir umut vardi belki olmaz diye her neyse genel olarak duragandi. ama guzeldi bir gs olarak yine. tatli kabuslar ayza. not: bu arada ayza fav hani aman allahim
Bilmiyorum, kitabı bıtirdikten sonra (her seferinde oldugu gibi ) derin bi bosluk içindeyim. Neden yasamayı ve olmeyi bu kadar istekli olamıyoruz sadece cok cabalıyoyuz bir seyleri oldurmaya ama çabamızın da bizi oldurecegıni bilmeden çabalamak bataklığın guzel olması gibiydi