Bir küratör/ direktör, niyetini sanatçıyla yoldaşlık ve eşlikçilikle ilan ederken, yolda ona Voyeur adlandırmasının reva görülmesi karşısında durumun hayret uyandırıcı, şaşkın bırakıcı yüküyle kendi ihtimallerini nasıl arayıp kurmaya çalıştığı, mektuplarda “iz”lenebilir.
Kolektif deneyimin içinden geçerken eyleyen(ler) ve dikizleyen(ler) gibi rollere sığınmak, sığmak ne kadar mümkün sorusu, sanatçı İz’in her kuram için sorulması gerek dediği şu soruyla da kuvvetleniyor; “işe yaraması için neyi dışarda bırakması gerekiyor?”
Dışarıda bırakılanı yüzleşilmediği, bastırıldığı kadar keskin bir “şiddetle” geri dönderiyor. “Geri döndürülemez” olanı hayalet gibi aramızda dolaştırıyor. Bu tanıklık okuyucuyu da sergiye geleni de küratörü de sanatçının kendisi kadar BDSM içeren (esaret, disiplin, hâkimiyet, itaat) rol, eylem ve eğilimleri katartik bir yöntemle ifşa ediyor.
Biçim verirken, delip geçerken de aletin elverişinin, malzemenin izin verişinin bir temsilin, metaforun, estetik bir yerleşimin, kurgunun ötesinde, dışında, kendinden menkul nasıl var olduğuyla da ilgileniyor. Elbette ki kurgunun hakikatle olan ilişkisini biçimlendirdiği düzenekle, sergilediği mekânla zamanın duygusuyla, politik “ihtimallerle” bir seremonide buluşturuyor.