Küçük Ernst’in bir buçuk yaşındayken ip sarılı bir makarayla oynadığı oyun onu psikanaliz tarihinin en ünlü çocuğu yapacaktı, zira onu izleyen dedesi Sigmund Freud oyunu anlamlandırmakta ve yineleme zorlantısı, ölüm dürtüsü gibi kavramları psikanaliz kuramına katmakta gecikmeyecekti. Bundan tam yüz yıl önce yayımlanan ve kısmen bu çocuk oyununun esinlettiği “Haz İlkesinin Ötesinde” Freud’un en kişisel metnidir de aynı zamanda. Yazılış süreci Freud açısından, kızının ani ölümü başta olmak üzere kayıplarla dolu, kendi kanser olma ihtimalinin gündeme geldiği bir dönemdir. Belki de Freud bu metni yazarken kendi makara oyununu kurmuştur.
"Bu kitapta kuramsal önermeleri tartışmak yerine 'Haz İlkesinin Ötesinde'yi Sigmund Freud’un özel yaşamıyla koşutluklar kurarak okumayı ve yorumlamayı yeğledim. Böylece onun bir kuramcı, bir klinisyen ve bir bilimin kurucusu olmasının ötesinde aynı zamanda bir eş, bir baba ve bir dede kısaca bir insan olduğunu da vurgulamak istedim."
“sigmund freud okuduğu son kitabı bitirdikten birkaç gün sonra hiçbir gerilimin olmadığı ve ona göre canlı yaşamın son hedefi olan haz ilkesinin ‘ötesindeki’ alana geçti. rodrigué’nin tanımıyla onun için ‘makara oyunu’ artık bitmişti.”
Bu kısacık kitap Freud’un kendi torununun makara oyunundan yola çıkarak kayıpla baş etmenin yöntemi olarak kavramsallaştırdığı “yineleme zorlantısı” ve Haz İlkesinin Ötesi metni ile yazarın tabiriyle “insan Freud’un” bağlantısını ortaya koyuyor.
Freud’un yaşadığı kayıpların, tamamlamakta zorlandığı Haz İlkesinin Ötesinde metninde nasıl izler taşıdığını keşfetmek, Freud’un puro tutkusu ile kendi makara oyununu, yani “yineleme zorlantıları”nı anlamak oldukça ilgi çekiciydi.