Besim F. Dellaloğlu, yeni kitabı Poetik ve Politik’te okuru ‘uzun bir devrim’e davet edip zihinsel bir yolculuğa çıkarıyor. Ünlü sosyolog, İstanbul-Sakarya-Lizbon-Strasbourg hattında şekillenen ‘kültürel çalışmalar ansiklopedisi’nde, kavramlar üzerine arkeolojik kazılar yapıyor ve bu kazılardan günümüz Türkiye’sine dair önemli sonuçlar çıkarıyor.
“Avrupa tecrübesinde Müfredat, Maarif’ten önce oluşmuştur. Bu aynı zamanda şu anlama gelir: Batı’da Müfredat, ulus-devletten öncedir. […] Rönesans’tan beri gelişen kültürel kamusal alan Müfredat’ın oluştuğu yerdir. Dolayısıyla Avrupa ulus-devletleri yurttaş prototiplerini işte bu kamusal alandan devşirmiş ve zorunlu eğitimle toplumsallaştırmışlardır. Ancak örneğin Türkiye gibi modernleşme toplumlarında ise Maarif gündeme geldiğinde kamusallaşmış bir Müfredat hâlihazırda mevcut değildir. Kamusallaşmış bir Müfredat’ın eksikliği ise Maarif ile Antropolojik Kültür arasındaki sürekliliğin yeterince sağlanamamasına neden olmuştur. Evet, Türkiye’de Maarif ile Antropolojik Kültür arasındaki mesafe çok fazladır. Hatta o kadar fazladır ki, bugün Türkiye’de yaşanan Kültür Savaşları’nın gerilim ekseni tam da buraya konumlanmaktadır. Yani Türkiye’deki Kültür Savaşları’nın önemli bir boyutu Antropolojik Kültür ile Maarif arasındadır. İslamcılar, yerliciler, muhafazakârlar ısrarla Antropolojik Kültür’ü savunurken, laikler, sekülerler, solcular Maarif’i savunmaktadırlar.”
Ülkemizin kendine özgü düşünce insanlarından Besim F. Dellaloğlu, Poetik ve Politik’te Rönesans’tan medreseye, matbaadan medeniyete şekil veren kavramlara yeni pencereler açıyor, tabula rasa’ları yeniden tanımlıyor.
Besim Fatih Dellaloğlu 1965’te İstanbul’da doğdu. 1984’te Galatasaray Lisesi’ni, 1990’da Boğaziçi Üniversitesi Siyaset Bilimi ve Uluslararası İlişkiler Bölümü’nü bitirdi. Yüksek lisans ve doktorasını Mimar Sinan Üniversitesi’nde sosyoloji alanında yaptı. Frankfurt Goethe Üniversitesi’nde (1998) ve Paris VIII Üniversitesi’nde (2002) doktora sonrası araştırmalarda bulundu. Mimar Sinan, Marmara, İstanbul Bilgi, Yıldız Teknik, Galatasaray üniversitelerinde dersler verdi. Kitaplarından bazıları şunlardır: Frankfurt Okulu’nda Sanat ve Toplum (Say Yayınları), Benjamin [derleme (Say Yayınları)], Benjaminia: Dil Tarih ve Coğrafya (Versus Yayınları). Şu aralar Ahmet Hamdi Tanpınar üzerine bir kitabı bitirmeye çalışıyor.
Hocanın fikirlerine her daim tümüyle katılmasam da düşündürdükleri ve tartışmaya açtığı konular benim için çok faydalı oldu. Ama en önemlisi politik olanın yanında poetik olanın önemine dikkat çekmesi ve bu konuyu irdelemesi, fikirlerimi derleyip topladı. Okunmaya değer ve güzel bir çalışma olmuş. Emeklere sağlık.
Poetik ve Politik hayatımız şekillendiren sınırların vatandaşlığına sahip olduğumuz ulus devletlerin inşasının politikten çok poetik olduğu iddiasıyla yola çıkıyor ve bu iddiaya sahip çıkarken batı akademisinin tarzıyla yol alıyor. Nedir bu tarz diye soracak olursak; kategorizasyon, tanımlama, kavramları tanımlarken yeri geldiğinde kıyaslamadan yararlanmak diyebilirim. Kitabı fark etmem 49w kanalının okunması gereken kitaplar kaydı sayesinde oldu. ilk elime aldığımda da Türkçe bir sosyoloji kitabı olarak değerlendirdim. Zygmant Bauman, Şerif Mardin, Baudrilliard gibi isimlerin kitaplarını okumuştum ve bu alanın bendeki olumlu izlenimleri ile birlikte okumaya başladım. Kitabın bir ders kitabı titizliğinde ve formatında hazırlanması benim açımdan yararlı oldu. Kitap kültürel çalışmalar alanındaki kavramları özelden genele doğru açıklıyor. Tabii ki yazarın kendi dünya görüşü ve kültürel çalışmaların daha baskın olduğu batı akademisi üzerinden yapıyor bu çalışmayı. Bu konuyu yazar da bu şekilde anlattığı için rahatlıkla iddia edebiliyorum. Kitabın kavramlaştırdığı durumlardan bana göre en haklı olanlarından birisi de modern toplumlar ve modernleşme toplumları arasındaki fark. Modern toplumların kültürel çatışmalarından doğan ortak değerler üretebildiğini, modernleşme toplumlarının bu dengeyi kuramadığını iddia ediyor. Modernleşme toplumlarının eskiyle yeniyi tek potada eritmekte zorlanırken modern toplumların eskiyle ilişkisini sağlıklı bir şekilde kurup eskiyi gelenek olarak adlandırdığını yazıyor. Yerel çıkarımlarını da çok haklı bulmakla birlikte yazarın Ahmet Hamdi Tanpınar araştırmacısı olduğunu ve Huzur romanından sıkça beslendiğini söyleyebilirim. Roman tanımlaması yaptığı kısım özellikle ilgimi çekti çünkü romanların temalarının o toplumla ilgili çok bilgi verdiği ve o ulusun kültürel gerilimlerini yansıtmakta mahir olduğunu bence haklı bir şekilde iddia ediyor.
Akademiden emekli olan yazar, çokça kullandığı bazı kavramlar üzerine kendi ansiklopedisini oluşturmuş. Modernlik nedir, batı modern midir, biz modernleşmek mi istiyoruz, biz kimiz, yaptığımız şeyler hayal ettiğimiz noktaya ulaşmak için doğru adımlar mıdır ve daha sürü soruyu insana sorduran bir eser ortaya çıkmış. İsmet Özel bir kitabında; “kitapların rehberi kitaplardır” diyordu. Bu kitap benim için güzel bir rehber oldu. Okumam esnasında referans gösterdiği pek çok kitabı not aldım, yeni okumalara bu sayede başlayacağım. Ayrıca verdiği cevaplar insana yeni ufuklar kazandırırken sorduğu sorular sizi farklı dünyalara taşıyor.
FluTv’nin hayatıma kattığı önemli bir düşünür Besim bey. Ufuk açıcı bu metinle bir çok kavrama farklı bakabilmemi sağladı bile. Diğer metinlerini de merak ediyorum, hemen aldım. Bu vesileyle bugün hala hapishanede olan İlker Canikligil’e selam olsun.