Kuşlar boşuna değil, göğe kanat çırpmak için doğmuşlar. Gök de elbet kuşlar için var. Dalın da suyun da emeği üstlerinde. Hızı ve yükselişi okşaya okşaya büyüten kuşlar, narin ama tılsımlılar. Yeri de yedi kat üstünü de en iyi bilenler, kafese hür kanatlarla giren, dünyayla konuşmayı ilk öğrenenler...
2011 yılında yayımlanan Hayat Apartımanı adlı öykü kitabıyla 2012 Naim Tirali Öykü Ödülü’nü, 2016 yılında yayımlanan Akılsız Sokrates adlı öykü kitabıyla da 2017 Türkan Saylan Sanat Ödülü ve 2017 Orhan Kemal Öykü Ödülü’nü kazanan Fırat Pürselim, adını, göçmeyi unutmuş, denizi mesken bellemiş bir tatlı su kuşundan alan Sakarmeke'de; aidiyet, yuva, uyumsuzluk, göç gibi konuları incelikle ele alıyor.
“Kuşların da içi sıkılır mı anne?”
“Sıkılmaz mı kuzum? Sıkılmasa neden başlarını alıp oraya buraya gitsinler?”
“Geçer mi sonra?”
“Geçer elbet. Hani yükselirler, yükselirler sonra süzülmeye başlarlar ya… İşte o zaman bil ki ferahlamışlardır.”
Bir solukta okunabilecek ama uzun süre etkisi kalacak öyküler. İki sene önce okuduğum Akılsız Sokrates’in kitaba adını veren öyküsü, Balık Atlası, Okaliptus’un Ruhu ve gelin-gelinlik temalı seri öyküleri hala aklımda. Hani keşke roman olsaymış daha kimbilir neler anlatırdı bize yazar deriz ya bazen bir öykü okuyunca, Fırat bey birçok öyküde bu hissi yaşatıyor bana. Bir yanıyla da roman gibi uzun bir yolculuk aslında birçok öyküsü zaten. Kalemine sağlık. Çok severek okudum. Özellikle öykü okumak istiyorum ama nereden başlasam bilmiyorum diye düşünenlere gözü kapalı tavsiyemdir.
Mart ‘24 @yazariylakonusanlar @filizfer @firatpurselim
Tavsiye üzerine alıp okuduğum bir öykü kitabı ile selamlar..
Peşinen çok çok memnun olduğumu belirtmek istiyorum.
11 öyküden oluşan bir kitap 'Sakarmeke'. İçinden en az bakın en az diyorum bir öykü ile sizi bir yerinden yakalayacak ve kendini sevdirmeyi başarabilecek.
'ufak bir teslimat', 'kitle' ve 'ledli zaman hikayesi' en en etkileyici bulduğum hikayeleri oldu.
Uzun uzun anlatmaya gerek yok sanırım, bence öyküleri kendini anlatıyor bi şans vermelisiniz.
Güzel bir öykü kitabı, Mehmet Fırat Pürselim takip edilmeyi hakediyor. Farklı denemeler ilgi çekici. Bilimkurgu öyküleri de içeriyor. Öykü isimleri çok güzel, “Ledli Zaman”ı sevdim. Üzerine konuşmak ve sohbet etmek keyifli. Akılsız Sokrates’i de okuyacağımdır.
Pürselim’le tanışma kitabım oldu bu. İşlediği konular, değişik anlatım teknikleri, seçtiği metaforlar oldukça etkileyici. Okuru da öykülerine dahil ediyor. Mırıl mırıl bir anlatımı var yazarın. En sert söylemlerini bile sakin bir insanın olgun tavrıyla aktarıyor. Bu da öykülerin, teninizde geçici yanık izleri değil, yüreğinizde derin dil yaraları açmasına sebebiyet veriyor.
İlk üç öyküsünü okudum. İlk öyküsü "Her Vakit" ile ikinci öyküsü "Ledli Zaman Hikâyesi" ve üçüncü öyküsü "Ufak Bi' Teslimat" farklı. İlk öyküyü okuduğumda başka türlü bir kitap beklemiştim, sonraki iki öykü başka türlü bir kitap verdi. İlginç bir sıralama tercihi olmuş. Yani, kitabın ilk öyküsünü okuyan, kitabın geneli hakkında ne kadar fikir edinir, tartışılır.
Yazarın dili sade. "Ledli Zaman Hikayesi" ile "Ufak Bi' Teslimat" olay ağırlıklı sayılabilecek ve merak unsurunu ayakta tutmaya çalışan öyküler. "Ledli Zaman Hikâyesi" disütopik bir öykü olarak bekleneni veriyor ama yeni bir yaklaşım getirmiyor. Tabii ülkemizin tepesinde bir ampul yandığını düşününce manidar. "Ufak Bi' Teslimat"ın da çıkış hikâyesi ilginç ama laf biraz uzatılmış mı, sanki daha kısa kesilebilirdi.
Bu kitabı neden yarım bıraktım? İlk üç öykünün eli yüzü düzgün, olay örgüsü de ilginç sayılır ama bir şey eksik geldi. Zamanla kitaba dönüş yapıp bu sırrı çözeceğim :)
Mehmet Fırat Pürselim'in bu kitabında on bir adet öykü yer alıyor. Öykülerde kimi zaman günlük hayattan olaylara rastlarken kimi zaman fantastik diyebileceğimiz zaman ve mekanlarda buluyoruz kendimizi. Ulaşılamamış hayalleri, hayattaki başarısızlıkları, aidiyet problemlerini çok güzel işliyor Pürselim öykülerinde. Karakterler de en az öykülerin temaları kadar çeşitli. Göçmenler, yoksullar, köylüler, beyaz yakalılar her an karşımıza çıkabiliyor. Uzunluk bakımından da sabit bir yerde durmuyor yazar. Kısa ve uzun öyküleri bir arada kullanmış kitabında. Biçimde de güzel denemeleri var. Hepsinden öte, her öyküsünde okurun merakını körüklemeyi ve sonuna kadar sürüklemeyi başarıyor yazar. Hazır ikinci baskısını yeni yapmışken öyküseverler kaçırmasın.
Hayatın içinden konuları içeren, duru anlatıma sahip, kısa film gibi etkileyici, özellikle birkaçı çok akılda kalıcı ve etkileyici olan hikayeler... Kitabı okuduğum ve yazarla tanıştığım için mutluyum.
Durduğum, düşündüğüm ve bazılarını anlamakta zorlandım öykü kitabı. Hala tam anlamadıklarım var. Bence basit bir öykü kitabı değil. Üzerine düşünmek gereken öykülere sahip! Yazarla ilk tanışmam. Diğerlerini merak etmeme sebep oldu! Tavsiye ediyorum 🌺