Tarih okumalarımı bir düzene sokmamda çok etkili olduğunu düşündüğüm kaynak kitaplardan biri “Tek Adam” serisi.
Şevket Süreyya Aydemir, sadece Mustafa Kemal Atatürk’ün biyografisini sunmuyor bizlere. Yanı sıra bağımsızlık mücadelemizin önemli olaylarının kronolojisini, Atatürk’ü şekillendiren çevreyi, dönemin şartlarını, imkânlarını, temasta bulunduğu kişileri yakından tanıtıyor. Özetle; heyecan Atatürkçülüğü değil belge ve araştırmalara dayanan, tarihimize ışık tutan çok önemli bir çalışma. Osmanlı’nın son dönemlerinden başlayarak, Atatürk’ün içinde bulunduğu koşulları ve kişileri etraflıca incelememize, değerlendirmemize, çıkarımlar yapmamıza olanak veriyor. Eser, bu yönüyle Atatürk’ün karakter analizini yapan, O’nun devrimlerine giden yolda, fikirlerinin daha iyi anlaşılmasını sağlayan, önemli kilometre taşlarından biri. Turgut Özakman’ın dediği gibi: “Topyekün çağdaş uygarlığa ulaşmak zorundayız. Atatürk’e yürüyelim.”
Şimdi 1. cildi inceleyelim:
📖
1. cilt (1881-1919) 8 bölümden oluşuyor. Her bölümde bir tarihsel süreç ana hatlarıyla ve bağıntılı olay örgüsü ile beraber işleniyor. Bu esnada notlar almaya başlayarak bir kronoloji oluşturabilirsiniz.
İlk bölüm 📍Osmanlı Rumelisi’ni (özellikle Selanik) o günkü pencereden izlerken, Mustafa Kemal’in içine doğacağı toplumu, çevreyi tanıyor, ailesi hakkında bilgiler ediniyorsunuz. Okul hayatına giden yolu, ilkokul sürecini, dönemin önemli aydınlarını ve yönetimin eğitim şartlarını kavrıyorsunuz.
İkinci bölüm 📍Atatürk’ün ortaokul, lise ve üstü eğitim hayatını okuyorsunuz. Onun düşünce yapısını geliştiren ve şekillendiren etkenleri gözlemliyoruz (Vatan ve Hürriyet Cemiyeti’ni kuruyor). İlk vatan heyecanını ve sürgün edilişini, kişisel ruh halini, çözümlemelerini, benliğini arayışlarını, özetle Mustafa Kemal’in askerlik mesleği ile tanışıp ilerlemesini, -ilk gençlik ve gençliğe giden yolu diyebiliriz- bu aşamada öğreniyoruz. Bu sırada dünyadaki önemli gelişmeleri, bu gelişmelerin dünyaya ve coğrafyamıza etkileri de yansıtılıyor.
Üçüncü bölüm 📍O artık bir sürgündür ve özgürlüğe giden yolda çareler aramaya başlayan cesur ve özgüveni yüksek, genç bir subaydır. Bu uğurda oluşumlara girişir, bağımsızlık mücadelesi başlar (Vatan ve Hürriyet Cemiyeti oluşumunu burada da devam ettirme arayışında).
🗝Ben, hayal ettiği yönetim ve medeniyet fikrinin bu bölümde doğduğunu düşünüyorum. Özellikle bilinçli ve aydın toplum yaratma fikrinin ilk sinyalleri Şam’daki görevi sırasında beliriyor diyebilirim.
Dördüncü Bölüm 📍Mustafa Kemal Atatürk tarih sahnesinde yerini almaya başlıyor. Hürriyetçiler, ihtilal gerçekleştiriyor ve İttihat ve Terakki Cemiyeti bu esnada kuruluyor. Cemiyetin önemli isimlerinden Enver Paşa ile tanışıyor.
🗝Bu bölümden itibaren Enver Paşa’nın kişiliğini de detaylarıyla öğrenmeye başlıyoruz. Atatürk’ün ise esas fikirleri ve yönetim şekli belirsiz de olsa oluşmuştur. Yapılması gerekenleri planlamaya başlamıştır. Askerlik üzerine planları ve stratejileri, ileri görüşlülüğü şekillenmeye başlamıştır. Olaylara bakış açısı ile geri plana itilmiştir ama sabırla askerlikle ilgili görevlerini yerine getiriyordur.
Beşinci Bölüm 📍İttihat ve Terakki Cemiyeti kurulmuş ancak, devrimin sonrası planlanmamıştır. Atatürk bu bölümde devrimle ilgili fikirlerini ve eleştirilerini açıkça anlatıyor. Osmanlı’nın askeri yapısına ışık tutacak görüşlerini (bir uyarı olarak) resmi bir bildiri olarak gönderiyor. İhtilal öncesi Osmanlı’nın yapısı, 31 Mart olayları, Trablusgarp Savaşı, Balkan Savaşları, Babıali Baskını ile padişahın tahttan indirilmesi, orduda ıslah fikri ve Almanlar’ın bu konuda görevlendirilmeleri bu bölümde özetleniyor.
🗝Aydemir’in ihtilal sonrası gözlemleri çok değerli.
🗝Özellikle Balkan Savaşı ve Atatürk’ün verdiği mesajlar, fikirlerini anlamak açısından bilgilendirici.
Altıncı Bölüm 📍1. Dünya Savaşı başlamıştır. Enver Paşa baş karar vericidir. İstişare edilmeden alınan kararlar neticesinde Osmanlı savaşa girmiştir.
🗝Üç Paşalar hakkında önemli bilgiler ediniyoruz.
Osmanlı İmparatorluğu savaşa nasıl ve ne zaman dahil olmuştur? Atatürk’ün savaşa girmememiz gerektiğine dair hükümete uyarıları nelerdir? Sarıkamış Harekatı ile ordu nasıl yok edildi? Bu soruların cevaplarına yanıt buluyoruz.
Öte yandan işgal güçleri boğazı geçmeye çalışıyor. Mustafa Kemal Atatürk’ün daha çok sorumluluk isteyerek Çanakkale Savaşları’nda izlediği başarılı politikalar, Kemalyeri ve “Çanakkale Geçilmez” deyimiyle taçlanan zaferi yine bu bölümde ele alınıyor. Çanakkale Zaferi sonrası yaşananlar, Atatürk’ün “Paşa” unvanı, Doğu Cephesi’ne tayini, hükümetin Hicaz Seferi dayatması ve Atatürk’ün istifası, Vahideddin ile ilk temas ve orduların çöküşüne giden süreçler de yine bu bölümde özetleniyor.
Yedinci Bölüm 📍1. Dünya Savaşı son buldu. Osmanlı, ağır bir yenilgiye uğradı. Enver Paşa dahil, sadrazam ve diğer karar vericiler kaçtı. Mondros Ateşkesi imzalandı. İşgal güçleri Türkiye’yi paylaşmak için gizli anlaşmalar yapıyor yine bu güçler İstanbul ve Anadolu’da gövde gösterisindeler. Ev baskınları, tutuklamalar ile önemli rütbelere sahip askerler ve devletin ileri gelenleri saf dışı bırakılıyor. Atatürk’ün görev yerinden İstanbul’a çağrılışı ve ateşkesten sonra gördüğü manzara, onun içinde bağımsızlık meşalesini tutuşturuyor. Padişah taht derdinde, halk bir başına çaresiz. Ordu yok denecek halde. Atatürk çözüm yolları arıyor, pek çok insanla ve hükümet ile temas kurmaya çalışıyor. Siyasette aktif rol alarak kurtuluş planlarını gerçekleştirmek için fırsat kolluyor, padişah kendine bağlılık istiyor. Özetle ateşkes ve hemen sonrasını, Atatürk’ün ateşkes sonrası ilk tepkisini öğreniyoruz. “Halk kendi kendini savunmalı, ordu bu savunmada halkın yanında yer almalıydı” fikri öne çıkmıştı. Bu nasıl gerçekleşecekti?
Sekizinci ve Son Bölüm 📍1. Dünya Savaşı kaybedildikten sonra ateşkes sonrası İstanbul ne durumdaydı? İstanbul’da hiçbir şey eskisi gibi değildi. Ülke, işgal kuvvetlerince zapt edilmişti. Hükümetin önde gelenleri bu güçlere yaranmak pahasına çalışıyordu. İşgal güçleri Türkiye’yi paylaşma planlarını uygulamaya koymuştu. Anadolu ve İstanbul’un o günkü şartlar altında, maruz kaldığı zulüm had safhaya ulaşmıştı. Aydınlar ve mücadele edenler zindanlardaydı. İşgal güçleri, evleri basıyor, aramalar yapıyordu. Huzur kalmamıştı. Mustafa Kemal, yapılması gereken bütün işleri, atılması gereken bütün adımları atıyor, çareler aramaya devam ediyordu. Fakat İstanbul’da yapacak bir şey kalmamıştı. Halk kendi kendini savunmaya Anadolu’dan başlamalıydı. Bunun üzerine Mustafa Kemal Atatürk, Anadolu’ya çıkış yollarını aramaya koyuldu. Ordu bu savunmada halkın yanında yer almalıydı. Aylarca düşündü, arkadaşlarıyla istişare etti, sonunda kendi iç hesaplaşması ile kendi özünü buldu, kararlı ve güçlü kişiliğini ortaya koydu. Temasları bir yol açmıştı. O günlerde işgal güçleri Karadeniz’i işgalin yollarını arıyordu ve Türkler Rumlar’a saldırıya geçtiler diyerek bu sorunu hükümetten halletmesini istediler. Aksi takdirde Samsun ve çevresi işgal edilecekti. Hükümet olayları yatıştırması için bölgeye bir müfettiş göndermeye karar verdi. O müfettiş Mustafa Kemal Paşa idi. Artık Anadolu’ya açılmasının önünde bir engel kalmamıştı. Atatürk ve karargahı Bandırma Vapuru ile 19 Mayıs 1919’da Samsun’a varmıştı. İstiklal Savaşımız işte böyle başladı.
Not: Kitap pek çok açıklayıcı dip not ve kaynaklarla mükemmel bir yol gösterici. Jön Türkler ve İttihat ve Terakki hakkında daha detaylı bilgi sahibi olmak için Sina Akşin’in kitabını da okumaya başladım. Bir roman havasında Bekir Fahri’nin Jön Türk kitabı da başarılı. Tavsiye ederim. Tek Adam serisinin ikinci kitabında görüşmek üzere.