“Reis Beyefendi, Rejim hâlâ teminatsızdır; teminatsız olduğu için de diktatörlüğe meyyaldir. Murakabe yoktur, meşveret yoktur. Partimizin programı bir yanda, tatbikat başka yandadır. Milli davalara prensipler değil, bir tek adam ve onun meydana getirdiği zümre hâkimdir. Böyle olduğu için de iktidarı tutmak gaye olmuş ve her türlü fesadı, entrikayı gayenin hizmetinde kullanmak siyasi ve milli hayatımızın yek vasıtası haline gelmiştir. Hürriyet bayrağı ile iktidara gelen parti içinde hürriyet yoktur. Bu hal karşısında idealist partililer şaşkın, millet hayal kırıklığı içinde, üniversiteler hareket yeteneğini yitirmiş, matbuat zayıftır. Halas ve ümid sığınağımız olan Meclis grubu ise bu bozguna uğramış ruh haletlerine ışık ve aydınlık verip milli şevki temin yolunu bulamamaktadır.” 16 Ekim 1955 Demokrat Parti’den ihraç edilmeden önce partinin kurucularından, eski İçişleri Bakanı Fevzi Lütfi Karaosmanoğlu’nun Adnan Menderes’e hitaben yazdığı mektuptan aktarılan bu satırlar, Türkiye’de demokratik kurumsallaşma ve “tek adam” sorununun sürekliliğini kanıtlar niteliktedir. Ertuğrul Günay, Bir “Hürriyet” Hikâyesi’nde Hürriyet Partisi etrafında uzun soluklu olamayan bu “hürriyetçi” çıkışın nedenlerini ve sonuçlarını irdeleyip Türkiye’nin demokrasi yolculuğundaki aksaklıklara ve hâlâ çözüm bekleyen temel problemlerine bakarken, aynı zamanda 50’li yıllara panoramik bir bakış sunuyor. Hürriyet meşalesinin neden süreklilik taşıyamadığına dair titiz bir inceleme yapıyor.
1948’de Ordu’da doğdu. İstanbul Üniversitesi Hukuk Fakültesi’ni bitirdi. Ordu ve Ankara Barosu’nda avukatlık, Ordu (1977), İstanbul (2007), İzmir (2011) milletvekilliği ve kültür ve turizm bakanlığı (2007-2012) yaptı. Bakanlık döneminde Nâzım Hikmet’in yurttaşlığının iadesi, Madımak’ın ticari kullanımdan kurtulması, yeni müzeler yapılması ve yasadışı yollarla ülke dışına çıkarılmış çok sayıda eserin geri getirilmesi gibi konularda özel ve sonuç alıcı gayretleri oldu. Karşı Siyaset, Bosna Yazıları ve Sevgili Anadolu adıyla yayımlanmış üç kitabı, hukuk, siyaset ve kültür konularında makale ve söyleşileri bulunmaktadır. Gülten Günay’ın eşi, İnanç ve Pınar’ın babası, Odin Erden Günay’ın büyükbabasıdır.
Türkiye'nin Demokrasi Yolculuğuna Dair Önemli Bir Çalışma...
Türkiye Cumhuriyeti siyaset tarihinde, tek parti döneminden çok partili döneme geçiş sürecinde yaşananlar anlaşılır ve akıcı bir üslupla anlatılmış.
Mehmet Akif Ersoy"un "...Tarih'i tekerrür diye tarif ediyorlar; hiç ibret alınsaydı, tekerrür mü ederdi?" meşhur sözünün eşliğinde, Türk siyasetinde farklı dönemlerde küçük nuanslar ve farklı aktörlerle benzer kısır döngüler ve sancılı dönemlerin tekrar tekrar yaşandığını görmekteyiz bu ilgi çekici araştırmayı okurken.
Bugün yaşanan siyasi çekişmelerin aslında nedensiz ve çok da yeni olmadığının ipuçları kitapta yer alan panoramik metinde derli toplu bir biçimde sunulmakta.
Günümüzde tamamına yakın bir kısmı ismen ve/veya teşkilat yapısı olarak büyük ölçüde değişime uğramış, varlığını devam ettiren siyasi yapıların ise önemli dönüşümler geçirmiş olmasına rağmen, genel planda yaşanan siyasi gelişmelerin aslında günümüzde yaşananlardan çok da farklı olmadığını söylemek mümkün.
Çalışmanın ismi ve asıl odak noktası 1955-1958 arasına işaret etse de; Cumhuriyet'in ilanı öncesinde, 1876'daki Anayasa denemesinden 1950 yılında Demokrat Parti'nin iktidara gelmesine kadarki sürecin özetlemesinin ardından, çok partili döneme geçilmesiyle birlikte günümüzdeki siyasi şartlanmışlıkların, önyargıların ve genel-geçer kabullerin de altyapısını oluşturacak şekilde, 1980 yılına kadar yaşanan önemli dönüm noktaları, akademik bir araştırma formatında ve eleştirel bir perspektiften okuyucuya aktarılmakta.
Tüm bu kurgu içinde, okur; tek parti döneminin iktidarını baskıcı ve vesayetçi olmakla eleştirerek iktidarı devralan Demokrat Parti'nin geçirdiği dönüşümü, güç sarhoşluğu sonrasında yeni siyasi yapılanmaların bağrından kopmasını engelleyemeyişini okumakta; öte yandan, bugün 50 yaş ve altındaki bireylerin pek haberdar olmadığı, siyasi açıdan bir başarı elde edememiş ancak düşünsel zeminde önemli çalışmalar yapmış olan Hürriyet Partisi ile tanışmakta ve dönemin muhalefet partilerinin ittifak çalışmalarının neden başarısız olduğunu öğrenmekte.
1960, 1971 ve 1980 yıllarında kesinti ve aksamalara uğrayan demokrasi yolculuğunda iktidar ve muhalefet konumundaki siyasi partilerin imza attığı doğruların ve yanlışların yazarın polemikten uzak kalmaya özen gösteren ancak eleştirel bir bakış açısı ile değerlendirildiğini ifade etmek mümkün.
Kitap, İsmet İnönü, Adnan Menderes, Fevzi Lütfi Karaosmanoğlu, Turan Güneş, Celal Bayar, başta olmak üzere, bahsi geçen dönemlerin öne çıkan kişilikleri hakkında bilgi ve fikir sahibi kılmakta okuyucusunu.
Kitabın EK'ler bölümü ise, hem genel içeriğin güzel bir özetini, hem de ilgi çekici bilgileri sunmakta.
Format olarak akademik bir araştırma görünümünde kaleme alınmış olan eserde, editoryal açıdan neredeyse hatasız bir görünüm hâkim olmakla birlikte, önsözün ikinci paragrafında 1876 olması gereken tarihin 1976 olarak yazılması, görebildiğim kadarıyla bunun istisnasını oluşturmakta.
Sonuç olarak, Cumhuriyet sonrası demokratikleşme çabalarının tarihsel gelişimi ve bugüne bakan yansımalarını aktarıyor olması itibariyle, konunun ilgilileri için oldukça aydınlatıcı bir çalışma...
Ertuğrul Günay sıklıkla unutulan ama Türkiye’nin meşakkatli hürriyet mücadelesinde yer alan Hürriyet Partisi’nin hikayesini güzel bir dille ve tarihi anektodlarla anlatmış. İlgiyle ve hüzünle okudum. Türkiye’de hürriyet mücadelesi Günay’ın da belirttiği gibi “halen uzun ve güçlüklerle dolu”…