Bizi biz yapan nedir? Kim olduğumuzu, yaşam tarzımızı neler belirliyor? Neden yaptığımız işi yapıyoruz? Statümüz nedir, neye göre belirlenir? Ve en önemlisi, başka bir dünya mümkün mü?
Bunlar, Devir Saati’nin sorduğu, daha doğrusu kendimize sormamızı istediği sorulardan sadece birkaçı.
İşin güzel tarafı ise, Karakuş’un bunları ağır ilerleyen, zor akan bir metinle değil, polisiye denebilecek bir kurgu içinde gerçekleştirmesi. Kitabı heyecanla okurken, yazarın kurduğu sıra dışı dünyayı merakla anlamaya çalışırken, sorular aklımızda kendiliğinden, doğal olarak beliriyor.
Devir Saati, Gültekin Karakuş'un ilk eseri Algı Kalesi’nden çok daha farklı gözükse de yine üzerine düşünmediğimiz bazı hayati meseleleri ele alması ve sorgulamasıyla aslında aynı çizgide bir kitap. Algı Kalesi birey ve bireyin hayatının anlamı üzerine odaklanmışken, Devir Saati’nde mercek toplum ve toplumsal işleyişin üzerine çeviriliyor.
Kabullendiğimiz ve değiş(e)mez olduğunu varsaydığımız kavramları ve kalıpları sorgulamaya davet ediyor bizi Devir Saati.
Ezber bozan bir kitap okumak isterseniz, Devir Saati’ni öneririm.