Rus edebiyatının en önemli isimlerinden biri olan Fyodor Mihayloviç Dostoyevski’nin 200. doğum yıldönümü tüm dünyada kültür-sanat çevrelerinde kutlanırken, VakıfBank Kültür Yayınları da bu büyük yazarın gençlik döneminden üç dramatik hikâyeyle okurlarını selamlıyor. Dostoyevski’nin henüz yirmi bir yaşındayken kaleme aldığı Beyaz Geceler, Polzunkov ve Yufka Yürek adlı üç hikâyesi, Rusya’nın en modern ve çelişkilerle dolu kenti olan St. Petersburg’un gündelik yaşamından beslenmektedir. Bu hikâyelerin ortak özelliği, Dostoyevski’nin romancılığının gücünü aldığı canlı karakterlerin ve onların kapsamlı psikolojik tahlillerinin ilk örneklerini vermeleridir. Hiç şüphesiz, bunda, Dostoyevski’nin Nikolay dönemi Rusya’sının kentli, sıradan Rus insanının dertlerini evrensel bir dille resmedebilme becerisi büyük rol oynar. 1848 tarihli bu hikâyelerin getirdiği başarı, Dostoyevski’nin Rus edebiyatının altın çağının en önemli isimlerinden biri olmasının yolunu açmış ve dünya edebiyatının klasikleri arasındaki yerini almasını sağlamıştır.
Works, such as the novels Crime and Punishment (1866), The Idiot (1869), and The Brothers Karamazov (1880), of Russian writer Feodor Mikhailovich Dostoyevsky or Dostoevski combine religious mysticism with profound psychological insight.
Fyodor Mikhailovich Dostoevsky composed short stories, essays, and journals. His literature explores humans in the troubled political, social, and spiritual atmospheres of 19th-century and engages with a variety of philosophies and themes. People most acclaimed his Demons(1872) .
Many literary critics rate him among the greatest authors of world literature and consider multiple books written by him to be highly influential masterpieces. They consider his Notes from Underground of the first existentialist literature. He is also well regarded as a philosopher and theologian.
Dostoyevski çok severim asla laf kondurmam kendisine. Kendisinin bu öykücü haliyle ilke kez tanışmış oldum bu kitap sayesinde. Daha ilk sayfasından etkileyici kişilik tanımlamaları ve cümlelerle başladı kitap. Bunlardan bir iki tanesini paylaşmak isterim:
“Gökyüzü öyle yıldızlı, öyle berraktı ki, onu gören kendine sormadan edemezdi: Nasıl olur da böyle bir göğün altında türlü türlü suratsız, kaprisli insan yaşayabiliyor?” (Beyaz Geceler, S.3)
“Tutku istisnai bir duygudur, kıskançlık ise dünyadaki en istisnai tutkudur.” (Başkasının Karısı ve Yatağın Altındaki Koca)