Şiddet hem uygulayanı, hem maruz kalanı, hem de üzerinde çalışanı mahvediyor! diyor ya gazeteci Leyla Pervizat. Doğruymuş! Ben de mahvoldum. Bu kitapta kaleme aldığım gerçek bir vakayı romanlaştırabilmek için yıllarca kendi etimle beslendiğim de doğru maalesef... Çok ağladım, çıkar yol bulabilmek için çok debelendim. Şu namus dedikleri şey nasıl bir şeymiş ki biri gelip çaldığında işin suçlusu namusu çalan değil de, namusu yitiren oluyor? Olayın kahramanlarını yazabilmek için her birinin ruhuna girmek gerekiyormuş gerçekliği olduğu haliyle aktarabilmek için... Yazarının tecavüze uğraması gerekiyormuş, üşümesi, yaralanması, morga kaldırılması, kaçması, karanlıkta kalması ve katiliyle evlenmesi... Kitap bittiğinde eğer sizin de kalbiniz sızlıyorsa, içinizden bir ses akıl hastalıklarının cezalandırılması konusunda uluslararası hukuk kurallarının bile artık değişmesi gerektiğini bağırıyorsa Esra ve Zeynep'in hikâyesini üzerime giyebilmişim demektir. Annelerin kaderini kızları mı temize çeker? sorusunun cevabını bu hikâyenin içinde bulabilmenizi dilerim. Göreceksiniz ki kimsesizlik insan için bir felaket! Terk edilmiş ve kıymeti bilinmemiş her şeye mutlaka bir leşkargası üşüşüyor
Ayşenur Yazıcı (d. 13 Eylül 1958, Elâzığ), Türk sunucu ve yazar.
Erzurumlu subay bir baba ve Elazığlı öğretmen bir annenin ilk çocuğu olarak dünyaya geldi.
İlkokulu Anadolu’nun çeşitli yerlerinde, ortaokulu Paris’te, liseyi Ankara Tevfik Fikret Lisesi'nde, üniversiteyi Fransa’nın Lyon şehrinde Rhone Akademisi'nde tamamladı. Kozmetoloji ve sahne sinema sanatları eğitimi aldı.
1983 Yılında İzmir TRT'de çalışmaya başladı. TRT’deki işine devam ederken Christian Dior firmasının Türkiye temsilciliğinde 5 yıl teknik müdür ve eğitmen olarak görev aldı. Printemps Mağazaları'nın reklâm, animasyon ve halkla ilişkiler müdürlüğü görevinde bulunduğu yıllarda geniş çerçeveli kozmetik promosyonlarının ilk uygulayıcısı ve tanıtıcısı oldu.
1990 Yılından beri özel televizyonlarda spiker olarak çalışıyor, programlar yapıyor. Bu meslekte 50’den fazla ödülü var. Türk Dil Kurumu tarafından en büyük unvan olan "Türkçeyi en iyi kullanan spiker" ödülüne layık görüldü.
Zülfü Livaneli’nin "Şahmeran" filminde dünyaca ünlü makyör Serge Mentelet ile beraber çalıştı. 1990 yılından bu yana çeşitli haftalık dergilere kozmetik yazıları, psikolojik testler hazırladı ve yayımladı, gazetelerde köşe yazarlığı yaptı.
Epsilon Yayınevi'nden çıkan "Ekmek Arası Hayat", "Bedriye", "Kadınlar Ağlar", "Makyajda Sihirbazlık Numaraları", "Son 13 Gün", "Sizin Hikayenizi Çaldım", Boyner Yayınevinden çıkan "Yaşama Yetişemeyenlere Mucize Çözümler" ve Doğan/Egmont yayınevinden çıkan "Sensin Mağara Adamı"; Nemesis Kitap'tan çıkan "Dil Kafirleri"(diksiyon kitabı),"Çocuk Gelin","Dön Muazzez","Son Lobotomi","Kendinden Utanmak" isimli kitapları var.
TRT 1'de ekrana gelen ve yayınına son verilen 'sütlü kahve' programı,program kaldırıldıktan sonra "Yılın TV Aile medya etik" ödülüne layık görüldü.
Antoloji şiir yarışmasında ödül almıştır.
Renklerle terapi ve yaşam üzerine etkileri, düşünce gücünün yaşamımıza etkisi üzerine üniversitelerde seminerler vermektedir.
Evrensel enerjiyi kullanma tekniğine dayalı öğreti olan Reiki’de mastırdır.
Tasavvufa ve özellikle "yaşam ışığımı değiştirdi" dediği Mesnevi'ye özel bir tutkusu vardır.
Küstüm Çiçeği Ayşenur Yazıcı - Oyuncu Yayın Yılı : 2010
Sıkı Dostlar Ayşenur Yazıcı - Oyuncu Yayın Yılı : 2009
Anadolu Kaplanı Ayşenur Yazıcı - Oyuncu | ( Neriman ) Yayın Yılı : 2006
İngilizce ve Fransızca bilen Yazıcı, bir çocuk annesidir.
Okurken ara ara içiniz daralıyor ara ara mutluluğu umudu hissettiriyor. Kitabı kadın cinayetlerini görmemek için gözümüzü kapattigimiz gibi kapatmak istediğim anlar oldu.
Spoiler var**** Nereden başlasam bilmiyorum. Her karakter yazarın düşüncelerini aktarıyordu. 12 yaşındaki çocuk ve 38 yaşındaki annesi aynı şeyleri aktarıyordu okuyucuya. Yazarın düşüncelerini okudum yani. Esra, dayısının annesinin yardım çığlıklarını duymamazlıktan geldiğini bilmesine rağmen o adama nasıl abi diyebildi tekrar inanamıyorum yani. Peki ya Emin? en küçük çocuk ve anladığım kadarıyla engeli olan bir çocuk nasıl olur da devletin eline bırakılır? Artık şirektiniz ve paranız var, o çocuğa paralı özel eğitim öğretmenleri ve paranın sağladığı diğer olanaklarla sahip çıkabilir aile ama hayır unutulmuş çocuk unutulmuş kalıyor. Majek ile olan ilişkileri de çok sıkıştırılmş geldi bana :( duyguyu alamadım hiç. Evlenirken beline kırmızı kurdele taktırma ısrarı beni bitirdi :(((((((((((((.
Olumlu şeylerden bahsedecek olursam yazarın dili oldukça akıcı ve kadınlara yapılan haksızlıklardan her bahsedişinde feminizm=veganlık fikrini satırlarda görebildim. Örnek: '' İtalya'ya işçi olarak çalışmak vaadiyle getirilmiş ama seks ticaretinin ortasına atılıp kalakalmış binlerce köle Nijeryalı kadın var. Gözlerimle görüyorum! Okuyorum! İtilip kakılıyor, hastalanıp ölmezse, ihtiyarladığında karar verilirse organ mafyasına satılıyor, doğurtulup bebekleri satılıyor.''
Yaşanmış bir kadın cinayetinin sesini duyurduğu için yazara kendim ve diğer tüm erkek şiddetine maruz kalan canlılar* adına teşekkür ediyorum.
This entire review has been hidden because of spoilers.