İlişkilerimizde her şeyin yolunda gittiğini düşünürken alabora olduk bazen. Bazılarımız göz göze geldiğimizde kalbimizi kıpır kıpır eden kişiye tutunmak istedik, yaralarımızı onunla birlikte sarabileceğimize inandık belki ama bir şeyi fark edemedik: ikimiz de boğuluyorduk. Farklı geçmişlerde yorgun düşmüş iki kişi nasıl sarabilirdi birbirinin yarasını? Yahut sarabilir miydi? Kişi ancak kendi kendini mi iyileştirebilirdi? Tünelin ucunda hiç ışık yok muydu? Hep aldatacak ya da aldatılacak mıydık? İnsan gerçekten var olan ilişkide ihtiyaçları karşılanmadığı için mi başkasına yönelirdi yoksa ihtiyaçlarının sonu gelmediğinden mi? Sağlıklı bir ilişkide olmayı, korkmadan ve incitmeden bağlanmayı, gerektiğinde gitmeyi ve kendimiz için doğru partnerler seçmeyi nasıl başaracaktık? Hep aradığımız hayatın anlamı aslında orada bir yerde duruyordu ve biz onu keşfedene kadar sessiz kalacaktı.
Psikoterapide kurgusal vakaların tutarlılığı sağlamak için çok çırpınması gerekiyor sanırım. Yazar etik kaygılarla gerçek vakaları getirmeyince vakalar piyese dönüşmüş. Terapist kendi romantik dünyasına kapılmış. Kendinden anlattıkları da kurgu mu acaba? Danışanlarının dili ve ilişki dünyası da kendine has başlasa da en son terapistininkine dönüşüyor.
Yer yer dayatılan geçmişten gelen semboller vakalardaki gerçekçiliği azaltmış. Son vakadaki “çiko gözler” benim için bu konuya noktayı koydu. Gerçek olunca etkileyici olan bazı semboller 15-20 sayfalık kurgusal vakalarda eğreti duruyor.
Terapist olarak “burası yargılanmayacağın bir yer, ben burada cinsiyetsizim” ifadeleri ancak dayatma gibi duruyor çünkü 2 sayfa sonra kendi kurgusunda bile yargılayıcı ve cinsiyetçi bir terapist görüyoruz. Kitabın ilişkilerle ilgili çalışan ruh sağlığı uzmanlarına yol gösterme amacı olmadığına inanmak istiyorum çünkü öyle ise bocalıyor. İyileşme hikayeleri yarım. Terapistin kararları tutarsız. Örneğin, konuşulanların çok havada, yarım kaldığına inanan ve ertesi gün tekrar görüşmek isteyen bir danışana bir hafta sonra randevu alması gerektiğini ve demlenmeleri gerektiğini söylüyor ama bir sonraki sayfada haftada iki kere görüştüklerini söylüyor. Peki terapist neden ilk seanstaki tavrıyla çelişti veya madem duruma göre esniyor, danışan ihtiyaç duyduğunu söylemesine rağmen ara seans almamakta diretti? Bu seans için diretmesinin özel bir nedeni varsa onu da bilmek iyi olurdu.
Kadınlık- erkeklik kıskacında ilişkileri anlamak ve “kadınların kavga etmemesinin hayra alamet olmadığını duymuş muydun?” Veya cinsel arzuları için eşini aldatan bir erkeğe “seksin öğrenilen bir şey olduğunu biliyorsunuz (danışanı üzerinden tüm erkeklere hitap ediyor, burası önemli). Neden bunu eşlerinize öğretmiyorsunuz?” Gibi cümleler kuran bir terapistin deneyimlerine ve koşulsuz kabulüne güvenmek istiyorsanız, okuyun. Bu cümleleri varken toplumun kadına-erkeğe bakışının eleştirilmesi de eğreti durmuş.
Yazarın ilk kitabını son derece beğendim ve bu kitabı hemen edindim. Ama önceki kitabındaki içgörüyü bulamadım. Sosyal medyada alıntı yapmak isteyenlere ve ilişkilerle ilgili farkındalıktan uzak olan belli bir kesime hitap edebilir. Sonuçta her kitap birilerine iyi gelme potansiyeli taşır. İyi okumalar.
This entire review has been hidden because of spoilers.
Terapi Odasında İyileşen İlişkiler - #kitapyorumu “Travmalar sessizlikten beslenir, dile döküldükçe çözülürdü.” 💎 9/10 💎 Ne kadar çok ihtiyacım varmış böyle bir kitabı okumaya... Bildiğim ama kendime bile söylemekten çekindiğim olaylarla yüzleşmeye... Nasıl rahatladım anlatamam 😍 Kaçtığımız, geçmişte kapattığımızı sandığımız konular önce tek tek açıldı. Sonra nedenleri ile anlatıldı ve çok iyi geldi. 🙏🏻 Dr. Bahar Tezcan bu kitabını 7 ayrı bölüme ayırmış. Her bölümde farklı karakterler ve olaylar yaşanıyor. Ortak nokta ana konunun “ilişkiler” üstüne olması. Kitabın kapağında Terapi Odasında İyileşen İlişkiler yazıyor ama bence daha fazlası vardı. Bir ilişkide, sorunun aileye, topluma vb. çoğu etkene bağlı olması sadece ilişkileri değil, yaşantıya dair diğer tüm konuların da konuşulmasına neden oldu. Zaman zaman sanattan bile bahsedildi. Kitabın içindeki bu zenginlik çok hoşuma gitti. 😌 7 farklı bölüm ve karakterler olsa da anlatıcı yine Dr. Bahar karakteri üzerinden ilerliyor. İlişkiler üzerindeki sorunlarını anlatan hastalar ile kendisi arasındaki diyaloglar şeklinde ilerliyor. Anlatım dili akıcıydı. Karakterleri ve değinilen olayları sevdim. Tek sevmediğim nokta ana karakterimizin yine Bahar olmasıydı. Daha bağımsız bir bakış açısıyla okumak isterdim. 😍 Hani herkesin, “Okurken düşündüren,” dediği kitaplar var ya, işte o, bu! 250 sayfa olmasına rağmen okumam 2-3 günümü aldı. Çünkü düşünmem gerekiyordu. Okuduğum satırlar bir an gözlerimin önünden giderken yazılanları düşünmeye başlıyordum. ✨ Altını çizdiğim, düşüncelerine katıldığım çok satır oldu. Farklı bakış açıları, asla aklıma gelmeyecek fikirler ile karşılaştım. Altından basit bir anlam çıkaracağım bir olayın, geçmişte yaşanan büyük olaylara uzandığını gördüm. Hani bir söz vardır: “Zeki insan kendi tecrübelerinden değil, başkalarının tecrübelerinden ders çıkarır.” Bu kitabı okurken onu hissettim. 7 farklı olayı ayrı ayrı kendime tecrübe ettim. 🙏🏻 Kitabı okumak çok keyfliydi. Kendime çok şey kattım. Hepinizin okumasını isterim. Psikolojiye ilginiz varsa, ilişkiler konusunda çok düşünüyorsanız bu kitap size yoldaş olacaktır. ❤️ +16 yaş grubuna öneririm. Psikolojik roman okumak isterseniz tavsiyemdir.
Dönem dönem kurgudışı ve özellikle de psikoloji kitapları okumayı oldukça faydalı buluyorum. Psikiyatrist Bahar Tezcan’ın son kitabını da akıcı bir dille yazıldığı ve ilişki sorunlarına değindiği için çabucak bitirdim. Bağlanma sorunları, yeme bozukluğu, travmalar, aldatma ve aldatılma, erkeğin ve kadının toplumdaki yeri ve beklentilerine dair farklı konular; psikiyatristin seans tecrübelerinden süzülerek okuyucuyu aydınlatan vakalar olarak sunulmuş. Kendinize minik dersler çıkarabileceğinizi düşünüyorum.
“Birlikte olduğumuz kimseyi asla tam anlamıyla tanımadığımızı, bir insanın içindeki mevcut dinamikleri incelemenin bir ömre sığmayacağını bilerek hiç kimseyi garanti gibi görmemeyi kabul edersek arzu ve tutku kendiliğinden geri gelecektir.”
“Olumlu ya da olumsuz tüm duygularımızı hissetmek ve bunlardan utanmamak bizi özgürleştirir. Özlemek, öfkelenmek, savunmasız ve çaresiz hissetmek, korkmak, kaygılanmak sahip çıkıp benimsememiz gereken parçalarımızdır.”
“Bazı duygular toplumsal manipülasyon aracı olarak kullanılıyordu. Öfke erkeğe yakıştırılıyordu; neşe, korku, hüzün, utanç kadına. Endişe herkese meşru. Nitekim çağ endişe çağı. Kökeninden bu kadar sapmış duygularla yaşamak bir topluma, sanıldığından daha fazla hasar verebilirdi. Kendine ve çevreye yabancılaşmak böyle temellerde oluşuyordu.”
'İnanmak isteyen insan bir ömür bekleyebilir. Bir şeylerin değişeceğine olan inanç öyle güçlüdür ki kendimizi ikna etmemiz an meselesidir. Neyin ters gittiğine dair soru sormaya cüretimiz bile olmaz. Neden her şey şarkılardaki gibi romantik kalmaz? Neden, 'Unutma beni,' diye yakardığımız kişiler ismimizin harflerini bile yan yana getiremez? Ama biz onlarla yaşadığımız her anı ezbere biliriz.' 'İnsan değersizlik hissederse ilk çatışmada önce kendini terk ederdi.' sayfa 113 '...çünkü geçmiş tam olarak onarılmadığı sürece hayatımızdaki başka sahnelerde başka kişilerle tekrar ederdi.' sayfa 124 'Sizi yaralayan kişiyi bu yüzden seçersiniz. Kaybettiklerinizi kazanmanın tek yolu size benzer duygular yaşatan insandır.' 'Sanki kime sorsam yalnızlıktan bahsedecekti. Bu kalabalıkta nasıl yalnız hissedildiğini anlıyordum. Kaç kişi ısrarla ve kararlılıkla kendi değeri üzerinde çalışıyordu ki? Kaç kişi kurduğu ilişkileri kötü anılarla bitirmemeyi başarabilirdi? İnsan olmak böyle bir şey miydi?.. Sonsuz olasılıkların hep bilmediğimiz bir soruyla karşımıza çıkacağını öğrendiğimden beri cevapları da çok umursamıyordum.' sayfa 105
Ticari amaçlarla terapi süreçlerini paylaşan, tek amacı daha çok izlenme ve okunma olmasından kaynaklı yüksek dozda dram içeren ve kişi hayatına hiçbir şey katmayan kitap ve dizilerden oldukça muzdarip olduğumuz bu süreçte ; kurgusal hikayelerle amacı yalnız fayda olduğunu hissettiren Bahar Hocam farkını ortaya koymuş. Kitapta da bahsettiği gibi kişilerin terapi süreçlerinde kendilerini ve sorunun kaynağını tanımaları oldukça faydalı. Kitapta geçen ilişkiler kendi hayatımızda karşılaştığımız, bizim de yaramız olan yanlarımız. Okuduklarımızın üzerinde biraz kafa yorunca kendi yaramızı görme ve kaynağın farkına varma konusunun önemini bize aktarmada yardımının çok olduğunu düşünüyorum. Kitaplar üzerinden insanlara farkındalık kazandırmak anca bu kadar duru şekilde sağlanabilirdi. Birkaç kişinin yorumu, terapide tespit sonrası ne yapılacağını da söyleyebilirdi şeklinde olmuş fakat arkadaşlar her insanın kendine özel iyileşme metotları vardır ve bunun ancak bir danışan yardımıyla kesinlik kazandırabilirsiniz. Tek bir kitapta, tek bir hikaye üzerinden size teşhis konulup tedavinizin de iki cümleyle gerçekleşmesini bekleyemezsiniz.
Bahar Tezcan sosyal medyada takip ettiğim bir psikoterapist. Paylaşımları oldukça hoşuma gidiyor. Fakat açıkçası İmkansız İlişkilerden Mümkün İlişkilere kitabını okuduğumda hayal kırıklığına uğramıştım ve bu kitaba ise bu nedenle biraz hevessiz başlamıştım. Fakat kitap bu hayal kırıklığımı her vakada ayrı ayrı onardı.
Terapistin seans odasındaki iç seslerini duymak, farklı ilişki problemlerine karşı terapistin burayı nasıl çözümlediğini görmek, yer yer terapistin duygularının tepkilerinin sesli dile getirilmesi çok hoşuma gitti. Mesleğin başlarında biri olarak bu sesi duymanın bana yol göstereceğine inanıyorum. Vakaların her biri ise ayrı ayrı çok hoşuma gitti. Kitabı bir cümleyle özetleyecek olursam bende uyandırdığı hissiyat şu oldu: Çok nazik ve şefkatli bir kitaptı.
Yazarın kendi ürettigi bazı ilişkilerle ilgili terapi seanslarını anlatmakta burası biraz Spoiler olacak: genelde ailesinde ebeveynlerin de yaşanan intihar ayrılık ölüm terk etme ülke değiştirme gibi konuların çocuğun yaşamında anahtar bir rol oynadığını tespit ediyor bu anahtarı bulup o kapıyı açıp o ruhani düşünceleri özgür bıraktığı zaman kişinin de iyileştiğini gözlemleyen bir süreç gidiyor Bunlar kendime not tu kitabı tekrar hatırlayabilmek için.
Ne iliski içerisindeyken nede bittikten sonra anlam veremediğin bir çok ortak soruna güzel bir pencere açmış. Ben herseyi yaptım dediğim ve biten bir ilişkim de 4 yıl sonra aslinda ne kadar kontrolcu olduğumla yüzleşmem...
Psikoloji ve aile/partner ilişkileriyle ilgili basit okuma isteyenlerin seveceği bir kitap olabilir ancak kitabın kurgu hikayeler temelinde yazılmış olması, psikolojik kuramlara, istatistiklere vs. hemen hemen hi�� değinmemesi umduğum öğreticilik düzeyinin altında kalmasına neden oldu.
Açıkçası kitabın isminden edindiğim ilk intiba sığ aşk hikayeleri dinleyeceğim üzerineydi ancak kitap beni empati, psikoloji ve psikolojik yardımın önemi konularında öyle besledi ki... Tüm hikayeleri büyük bir özenle okudum, hiç bitmesin istedim.