meğer bir longevity ve well-being kitabıymış, yine içeriğini çok ayrıntılı araştırmadan dinlemeye başladıklarımdan. yazar 'hayatın hakkını verme'yi anlatmaya çalışırken kitabın hakkını vermiş gerçekten. ve gelgör ki ikisinin de fiziksel iyilikten çok manevi-zihinsel iyiliğe bağlı olduğu sonucuna geliniyor. eğer ki şimdiki zamanda işinde, ilişkilerinde ve sağlığında sorumluluklarını kaçmadan yerine getirirsen ve kendini manevi tatmine ulaştıracak bir alan -bu insanlara yardım hissini yaşatan işin olabilir, hayır işleri olabilir, ibadet olabilir..- da bulursan iyilik haline ulaşacağını söylüyor.
mutluluk bölümünde slavlarda bir deyiş vardır, sürekli gülen ya delidir ya da amerikalı, diye bir ifade var. benim de hafızamın bir köşesinde uzak doğuda 'amerikalılar o kadar mutsuz ki sürekli gülüyorlar.' derlermiş, şeklinde bir anekdot kalmış. ikisine de internette kısaca baktım fakat böyle bir şey bulunamadı. ama günümüzde 'mutluluk' kavramına yüklenen anlamların ne kadar dağınık ve boş olduğunun irdelenmesi çok doyurucuydu.
duygulara ilişkin bölümünse istisnasız herkese okutulup ezberletilmesi gereken bir bölüm diye düşünüyorum.
kitabı bu alanda araştırdığı makaleler ve öncü kitaplardan edindiği bilimsel verilerin analizi ile olabilecek en mantıklı & pragmatik & anlamlı sonuçlara ulaşılması şeklinde tanımlıyorum ve bu emeğe teşekkürlerimi sunuyorum.
"mutluluk innsanın istediğini elde etmesi midir, elde ettiğini sevmesi mi?"
"insanın beyni geç kaldıklarına üzülür, kalbiyse erken geleceklerinden korkar."