Asabi Kız’da Nazife, yaşadığı ruhsal bunalımlar nedeniyle hem dünyayla kavgalı hem kız kardeşi Arife’yle rekabet halindedir. Güzel bulunma, sevme, sevilme arzuları Nazife’yi histeri krizlerine ve beklenmedik bir sona sürükler.
Sabiha’da genç yaşta büyük bir servete kavuşan bir kadının aşk ve mutluluk arayışının hikâyesi anlatılır. O farkında olmasa da Sabiha’nın Huriye’yle tanışması hayatının dönüm noktalarından biri olur. Evlendikten sonra mutluluğa kavuşan Sabiha’nın geçmişi kaderini de belirler.
Merkezde kadın kahramanların olduğu iki novella… Döneminin en üretken yazarlarından olan Ahmet Rasim’in 1908 yılında Musavver Muhit’te tefrika edilen iki metni bir arada okuyucuyla buluşuyor.
Ahmet Rasim was born in Istanbul in 1864. He was a graduate of the Darüşşafaka High School. After graduation he worked as a civil servant for a short time.Then he involved in journalism and published books.He also translated some literary work and produced songs.He worked for numerous publications, including Tercüman-ı Hakikat, Saadet, İkdam, Sabah, Malumat, Servet, Servet-i Fünun, Tanin, Hak, and Tasvîr-i Efkâr.
ahmet rasim’in kadınları yazma çabası takdire şayan ama tabii ki o dönemin pek çok yazarı gibi yazamamış o ayrı :) bir açıklamalar, kadına dair aforizmalar, bilirkişilikler... gırla. ama ben seviyorum o da ayrı. türk edebiyatının bu bilinmeyen novella’larını iyi ki günümüz türkçesine ve latin alfabesine aktarıyor küy. kitapta sadeleştirilmiş hali de var transkripsiyonu da. ve ahmet rasim’in o leziz dilini mutlaka orijinalinden okumak gerek. sabiha daha derli toplu bir hikayeydi ve bence asıl olarak osmanlı’da istanbul’daki “piyasa”yı anlatması, kadınlarla erkeklerin nasıl tanıştığını nasıl ilerlettiğini anlatması bakımından okunası.
Kitapta 2 ayrı uzun öykünün hem özgün metni hem sadeleştirilmiş metni bulunuyor. Dolayısıyla tek başına basılsa bir kitap hacmine ulaşması güç olan iki tefrika eseri bir kitap haline getirebilmişler. Hikâyelerin çok edebî şeyler olduğunu söyleyemem. Kısaca bir erkekle kadının saatlerce, günlerce bakışmadan ibaret kalan temaslarının sayfalarca anlatılması ve Yeşilçam filmi tadında sonlar.
Ahmet Rasim novella ya da uzun hikaye diyebileceğimiz eserlerinde doğal olarak Osmanlı Dönemi kadınlarını anlatmış. Bu karakterlerin yaşadığı dönemde rastlamış/tanımış olabileceği kadınlar olması ihtimali çok düşük geliyor bana. Zaten kadınların iç dünyalarına dair yazdıklarının ne kadar hayali ve uzak olduğu hemen anlaşılıyor. Genellikle bir olay örgüsü üzerine oturan ve karakterlerin buna göre belirlendiği bir yapıdan ziyade bir veya bir kaç kadın karakterin ruh hallerine dayanan ve bu ruh halleri dışında da aslında anlatacak bir şeyi/hikayesi olmayan "eserler" bunlar. Bize bir erkek yazarın döneminin kadınlarına bakışını ve/veya nasıl tahayyül ettiğini göstermesi açısından önemli ama o kadar. Bir proje çerçevesinde bu eserlerin Türkçe'ye kazandırılması ve KÜY tarafından yayımlanması Edebiyat Tarihi açısından çok büyük bir kazanç elbette.
..baştan sona olayların kadınlar arasında geçmesi.. açısından ilginç.. ..farklı kadınlık tanımları üzerinden aile terbiyesi, kadın tabiatı konularının sıkıntılı taraflarına odaklanılarak işleniliyor.. ..kadınların birbirinden farklılıkları, aşk, cinsellik, evlilik, kamusal ve özel alanda görünürlük ve rasyonellik temalarını tartıştırıyor yazar..