Jump to ratings and reviews
Rate this book

Burası Radyo Şarampol

Rate this book
“Geçmişin çocukluk, geleceğin ise sadece bir bilinmezlik olduğu o boşlukta, ne çocuk ne de yetişkin olunan o on dört yaşın başıboşluğunda tek başıma ve her defasında daha büyük daireler çizerek evden okula, okuldan eve gidip geliyordum. Dinî inançlarım o yaş için fazla kuvvetli değildi ama yalnızlığımda tanrısal bir sebep olduğunu düşünmekten de kendimi alamıyordum. Çünkü tek çocuktum, çünkü solaktım, çünkü boyum yaşıtlarımın hepsinden uzundu ve hatta son günlerde sol ayağımın sağ ayağımdan daha hızlı büyüdüğünü gözlemliyor ve daha da büyümesinden korkuyordum."

Burası Radyo Şarampol, hayatla başetmek için oyunlarına sarılan, yalnızlığını müzikle dindiren Filiz’in, Antalya/Şarampol Mahallesi’nden Berlin/Kreuzberg’e uzanan büyüme hikâyesi. İlk aşkın hiç unutulmayacak sarsıcılığı. Okul sıralarında ele inen cetvelin yakıcılığı. Radyonun ve arkadaşlığın efsunlu, sarıp sarmalayan dünyası...

Şükran Yiğit, kendine özgü sıcak anlatımıyla Ankara, Mon Amour! ve Çatıkatı Âşıkları gibi çok sevilen kitaplarına bir yenisini daha ekliyor. İçinden şarkılar geçen, yürek ısıtan bir romana hayat veriyor...

291 pages, Paperback

Published January 1, 2020

28 people are currently reading
576 people want to read

About the author

Şükran Yiğit

5 books64 followers
1961’de İstanbul’da doğdu. Ankara’da büyüdü. ODTÜ Endüstri Mühendisliği mezunu ve halen Frankfurt’ta yaşıyor. Romanları Ankara Mon Amour 2003, Bir Akdeniz Kedisinin Hatıraları 2004, Çatıkatı Aşıkları 2008 yılında yayımlandı. Bu romanları yazmasının nedeni "yazı yazmanın" kendisine olan takıntısı değil, anlatmak istediği öyküler olduğunu sanmasıdır.

Ratings & Reviews

What do you think?
Rate this book

Friends & Following

Create a free account to discover what your friends think of this book!

Community Reviews

5 stars
402 (42%)
4 stars
360 (38%)
3 stars
154 (16%)
2 stars
16 (1%)
1 star
9 (<1%)
Displaying 1 - 30 of 137 reviews
Profile Image for Hulyacln.
987 reviews599 followers
March 21, 2021
Saat 23:56. Yeni güne 4 dakika var. Ben iki gündür elimde olan kitaba bakıyorum. Aklım sakin de, yüreğim pek bir dalgalı.
Bahar yeşili Filiz’i düşünüyorum, adımları çocuk Mine’yi, dili binbir çeşni Arkadyus’u.
Sonra bir duvarı düşünüyorum.
Tepesinden aşağı duvarın öte yanı değil de, bambaşka bir dünya olan o duvarı.
Gitmediğim bir mahallede tur atıyorum, Şarampol diyorlar adına. İçinde Rengin var, Ali var. Kulağımda önce Arım, Balım, Peteğim’in neşeli nağmesine inat iç burkan sözleri..
.
Bir radyonun başına oturmuşum.
Filiz anlatıyor, Mine ablanın sesi geliyor arkadan, gitmediğim Şarampol’ü anlatasım geliyor onlara. Sizden sonra Şarampol aynı Şarampol değil diyorum. Denize karşı çayın tadı bi’ buruk.
.
Şükran Yiğit on dördünde, etekleri çiçek bir kızı anlatıyor. Serpiliyor o kız, rüzgar da görüyor, kar da.. İnanır mısınız bir devrin sonuna bile tanık oluyor o kız. Aşka da, dostluğa da, değişimin türlü haline de.. Şükran Yiğit, yaşsız bir hikaye anlatıyor. Gitmeyi de, bir umut beklemeyi de, sevmeyi de, vakti geldiğinde kalbe toprak atmayı da..
.
80 darbesini İstanbul’dan dinlemiş, Ankara’dan okumuştum çoğunlukla. Şimdi Antalya’dan hissettim. Berlin Duvarı’nın sonunu Kreuzberg’dan izledim. Dilimin dönmediği duygulara, dili aşina şarkılar eşlik etti.
Hepsi Şükran Yiğit sayesinde oldu.
Bir romandan fazlasıydı Burası Radyo Şarampol.
Okuduğum ilk klasik Ana’ydı, Filiz inan seni tanıdım ben..
Velhasıl pek sevdim..
Profile Image for Sine.
391 reviews481 followers
May 2, 2023
artık bu türe bir isim bulmalıyız: edebi anlamda zirve dersek abartmış olacağımız ama sıradan, vasat romanlar gibi "niye okudum" diye isyan da ettirmeyen; bilakis dinlendiren, sürükleyici, naif, yaz akşamüstünde yeni yıkanmış balkonda yenen karpuz gibi romanlar. bu anlama gelecek ama daha kısa bir kelime veya kelime grubu lazım.

burası radyo şarampol'ü beklediğimden daha çok sevdim. sevilesi karakteri çok, hikayesi şehirler, hatta ülkeler ve yıllar arasında zıplayan bir kurgusu var, ve yukarıda da dediğim gibi, çok naif bir bakış açısıyla yazılmış. üstelik antalya olmasa da, ben de ergenliğimi akdeniz'e kıyısı olan bir şehirde geçirdim, filiz'i gereğinden fazla, yazarın anlattığından fazla anladığım çok an oldu. velhasıl biraz duygusal da bir taraftan bakıyorum gördüğünüz gibi, ama eliniz bir şey okumaya gitmezken sarılmalık kitap yazmış şükran hanım, okuyunuz.

bir de, şarkılar çok iyi.
Profile Image for Leylak Dalı.
637 reviews155 followers
January 4, 2021
Daha yılın başında diyebilirim ki 2021'de okuduğum en iyi kitap. Bunda konunun yaşadığım şehirde geçmesinin etkisi var mı derseniz, bir ölçüde diyeceğim ama sadece bu değil. Kitabın içinden sadece Antalya değil, içinden müzik, içinden, gurbet, içinden hasret, içinden dostluk geçiyor. 80'li yılların Antalya'sında başlayıp Berlin'de devam eden bu öyküyü bence mutlaka okumalısınız...
Profile Image for Tuna Turan.
409 reviews59 followers
January 24, 2021
Burası Radyo Şarampol! 45 devirli zamanı 33 devirde yaşayanların radyosu. Filiz, Rengin, Muharrem, Mine ve Ali’yi seslerin götürdüğü hayatta; kaybolan arkadaşlıklarının, yaşanmamış, boğazlarında düğüm olan aşklarının frekansı. Antalya Şarampol’den, Berlin Kreuzberg’e kadar uzanan geniş bir bantta yayın yapıyorlar hem de.

Habersizce yaşanan ayrılıklar, başlayan dostluklar, arada kayıplar ve bütün karakterlerin aynı ayda büyüme öyküsü hepsi bu kitabın içerisinde. Kitabın içerisinden sözcüklerin dışında şarkılar da geçip gidiyor. Harika bir playlist’i var kitabın. O kadar güzel sahnelerde şarkılar o kadar güzel giriyor ki, bazen Filiz’le aynı arabada, bazen Arkadyus ile plakçıda kendinizi hissediyorsunuz. Çocukluğunuzun geçtiği kaldırımlarda yürürken 052’nin yanınızdan geçtiğini fark etmiyorsunuz bile.

Şükran Yiğit’ten yine kalbimize dokunan, bizleri kayıp dünyalara sürükleyen harika bir roman.
Profile Image for Aslıhan Çelik Tufan.
647 reviews197 followers
January 18, 2021
..
80'lerin Türkiyesi, Antalya Şarampol Mahallesinden 90'lar Avrupası Almanya Kreuzberg'e uzanan bir büyüme hikayesi. Anlatıcımız on dördünde Filiz'i değil kendimizi, dünyayı herşeyi büyütüyor, değiştiriyoruz. Dönüşüyoruz. Belki sonunda aynı sokağa çıkıyoruz sanıyoruz ama ne sokak aynı ne biz aynı kalmışız.

Türkiye 12 Eylül Askeri darbesinin hala yeteri kadar kurguya konu edilmediğini, hala açtığı yaraların gerektiği kadar anlatılarak iyi edilmeye çalışılmadığı düşüncesindeyim. Neyseki sayın Yiğit, kalemiyle benim kendimce bu hayıflanmama bir deva aramış, sağolsun.

Kurgusu, anlatımı, müzikleri, araştırmaları ve anekdotları ile dolu dolu bir kitap okumak isterseniz, buyrunuz.

Kitabın en arkasındaki listeyi Spotify'de açın, geçin mutfağa bi çay demleyin ve masaya oturun bi demlik çayla bu enfes kitabı okuyun. Kendinizi kah Antalya'da sıcak deniz kokulu sokaklarında kah Almanya 'da duvara karşı karmakarışık duygularla dolu bulacaksınız.

80'lerin Türkiyesinde tüm siyasi karmaşaya ek, yaşam hallerini şahane bir müzikle okumak çok çok keyifli.

Kitabın en en sevdiğim yanı çok ince detaylarla bizi gerçekten bilgilendirmesi oldu.

Öncelikle okurken içimden andığım tüm Antalyalı arkadaşlarım olmak üzere herkese tavsiye ediyorum.

Keyifli okumalar diliyorum.

"Hayatta bildiğim her şeyi bir araya getirip, sonunda bilmediğim bir toplamla baş etmeye çalışıyordum."

"arkamızda bıraktığımızı, güzelliğini bozmadan içimizde taşımamızın tek yolunun ondan vazgeçmek olduğunu artık biliyorduk."

"hayat başımıza gelen bir şey değildi, biz onun peşinden gidiyorduk."

#readingismycardio #aslihanneokudu #okudumbitti #bookstagram #okumakiptiladır #kimneokudu #kitapyolda #kitapengüzelhediye #kitaplariyikivar #kütüphanemdenyansıyanlar #okuyorum #kitap #kitaptavsiyesi #okugönder #2021okumalarım #okuyorum #okuyorumöyleysevarım #okumakgüzeldir #neokudum #kimneokuyor #book #okudumokuyun
#türkedebiyatı #çağdaştürkedebiyatı #roman #şükranyiğit #burasıradyoşarampol #iletişimyayınları
Profile Image for Renklikalem.
553 reviews180 followers
February 4, 2022
burasi radyo sarampol duygulari anlar uzerinden anlatan, satir aralarina bir suru kalpler birakarak okudugum sicacik bir donem romani. yine harika karakterler barindiran bir roman okudugum icin de ayrica sansli hissediyorum kendimi. karakter odakli romanlar kalp ben!
kaleminiz ve radyonuz hic susmasin sukran yigit!
Profile Image for Rygard Battlehammer.
187 reviews94 followers
October 17, 2023
Şükran Yiğit daha önce okuduğum bir yazar değildi. Aslında yanlışlıkla edindim bu kitabı. Yazarın “Ankara, Mon Amour!” kitabını merak ediyor, tamamen alakasız olarak da Philip K. Dick’in “Albemuth Özgür Radyosu” adlı kitabını satın almaya çalışıyordum. Bir şey oldu o ara. Artık sinapslar mı karıştı, dalgınlıktan mı, mallıktan mı oldu bilemiyorum. Bu kitabı almış bulundum; ancak kitap elime geçince fark ettim yanlış kitabı aldığımı. Haliyle düşük bir beklentiyle başladım ama anlatı kısa sürede beni içine aldı, ritmine alıştım.

İki parçadan oluşuyor kitap. İlki 12 Eylül dönemi Antalya’sında, Şarampol Mahallesi’nde geçiyor. Bir röportajında Antalya’nın çocukluğundan beri hayatında olduğunu ama 1979’da Şarampol’de geçirdiği üç ayın getirdiği izlenimlerin bu romanda hikayeleştiğini anlatıyor Şükran Yiğit. Gerçekten de hikayenin geçtiği mahalle, hem şehrin eski yerleşimlerinden biri, hem de kırsaldan yoğun şekilde göç almış, Antalya’nın oldukça kozmopolit bir bölgesi. Kitapta da bunun izlerini, geniş bir kültürel çeşitliliği baştan sona hissedebiliyoruz. Bu yönüyle şehir romancılığına güzel bir örnek sayılabilir.

Kahramanımız Filiz, on dört yaşında bir kız çocuğu. Ne tam çocuk, ne yetişkin olunan, lanet bir dönem malum on dört yaş. Tam da 12 Eylül sürecine denk gelince de bu büyüme hikayesi, ziyadesiyle ilginç bir kombinasyon ortaya çıkıyor. Küçük ve büyük takıntılarla sınırları belirlenmiş bir hayat sürüyor Filiz ve çocukluk dönemindeki ilk arkadaş, ergenliğe giriş, ilk aşk gibi temalar, toplumsal yapıyı ve sosyal bağları dramatik biçimde değiştiren çalkantılar eşliğinde anlatılıyor. Kitap İletişim’den çıkmış. Yayınevinin, “solcu gibi ama çok da abartmadan” siyasi duruşuna yakın da bir politik tonu var bu arada kitabın. Bir 12 Eylül hikayesi ama devrimci bir anlatı beklememek lazım; konuya dönem hikayesi perspektifiyle yaklaşıyor.

Küçük Filiz’in evinde işler pek iyi gitmiyor. Ailesi ile pek az ilgili babası ve bu durumla nasıl baş edeceğini pek bilmeyen annesinden kayda değer bir ebeveynlik göremediğinden, otorite figürlerini yakın çevresinden arayan, içine kapanık bir çocuk Filiz. Bu noktada da devreye “Mine Abla” giriyor. Komşuları Mine, 12 Eylül’den sonra örgütlü sevgilisinin izini kaybetmiş, çok da akıllı olmayan, edilgen bir karakter. Biraz da kendi kaybını bastırmak için, Filiz’in hayatında aktif bir persona haline geliyor, anne, abla, arkadaş arasında gidip gelen amorf bir figür olarak hikayenin sonunda kadar Filiz’e rol modeli oluyor. Filiz ve Mine, ellerinde bir diğer ilginç figür olan Asım’dan aldıkları bir kısa dalga radyo vericisi ile Antalya sokaklarında dolaşıyorlar, Mine’nin sevgilisi Cengiz saklandığı yerden denk gelir de dinler umuduyla, geceler boyu sokaklarda kaçak radyo yayını yapıyorlar. Giderek ilişkileri güçleniyor, yakınlaşıyorlar doğallığında.

Kitap, karakter konusunda gayet cömert, Rengin, Mine Abla, Radyocu Asım, Ali, öğretmenler, dolmuşçu, Cengiz Abi derken aslında sahne kalabalıklaşıyor ama akıcı bir anlatımı var Şükran Yiğit’in ve karakterler başarıyla karışmış hikayeye. "Bu kimdi?" diye düşünmüyor, doğal deviniminde karakterin orada olması gerektiği için karşınıza çıktığını düşünüyorsunuz(en azından ilk bölümde) . Bu yönüyle iyi bir anlatıcı Şükran Yiğit -ama daha sonra alacağı kimi kararlar suyu bulandırıyor-

Kitabın dili de fazla ağdalı değil. Kimi zaman uzayabilse de cümleleri, genelde net ve bütün itibariyle ahenkli. Araya “bunu beğensinler de Instagram’da paylaşsınlar,” diye konulmuş, akışı bozan “havalı cümleler” ne yazık ki var. Ama hikayeyi, yazar adına bir utanç festivaline dönüştürecek seviyede değil; Barış Bıçakçı Dandiklik Endeksi’nde 0.08 BBD’ne denk geliyor diyebiliriz.

Kitabın ikinci bölümü, Antalya’dan sekiz yıl sonrasında, 80'lerin sonu Almanya'sında geçiyor. Filiz, bir kez daha Mine Ablasının izlerini takip ediyor. Üniversiteyi bitirir bitirmez, sevgilisinin peşinden yurtdışına kaçmış Mine gibi o da Kreuzberg’e geliyor. Kendine münhasır bir yer Kreuzberg; Berlin Duvarının dibinde, bir taraftan soğuk savaşın en görünür kültürel cephesi, hippilerin, post-punkların, anarşistlerin, sağ-sosyalistlerin, sosyal liberterlerin toplandığı bir yer. Bir taraftan da göçmenlerin, özellikle Türklerin yaşadığı bir işçi mahallesi. Tam bir kültürel kaos. Aslında kitabın ikinci kısmında ilginç temalar var; Berlin Duvarı’nın insanların hayatlarına etkisi, GDR’deki hayat, uzun seyahatler, Alman polisi ile çatışan anarşistler eşlik ediyor Filiz’e. Ama biraz “kasap dükkanını plakçıya çeviren vejetaryen evlat,” gibi tüm tuşlara birden basma girişimlerinden, biraz da ana karakterlerin ilginçliğini zamanla kaybetmesinden, ilk bölümünde kendi koyduğu çıtanın üzerine bir türlü tekrar çıkamıyor Şükran Yiğit. Hikaye düşüşe geçiyor. Muhtemelen bu sorunun farkında ve çözüm olarak olay miktarını arttırmayı deniyor Yiğit ikinci kısımda. Ne yazık ki bu da ortalamayı aşağı çekmesine engel olamıyor.

Yurt dışı kısımları, mütemadiyen bir karşılaştırma havasında yazılmış. Çocukken Filiz’in aldığı kararların, kurduğu ilişkilerin yetişkinliğine nasıl yansıdığını görüyoruz. Hayatına yeni giren insanlar, eskisinin yerine yerleştirilmeye çalışılıyor. Mine artık Filiz’in hayatında kalıcı bir karakter ama ilişkileri, ergenliğin başındaki ayrılıklarından nasibini almış. Asım sayesinde tanıştığı radyoculuk hem eğitimini şekillendirmiş, hem de kariyeri haline gelmiş. Çocukken kendini ifade edebildiği tek yol olan müzik, dinlediği gruplar, kişiliğinin önemli bir parçası olmuş.

Filiz, en hafif ifadeyle sorunlu bir karakter. Bunun ne kadarı planlı biçimde bu şekilde tasarlanmış, ne kadarı Şükran Yiğit’in kafası gidik olduğu için böyle bilemiyorum; röportajlarından anladığım kadarıyla çok uzak değil karaktere. Filiz, hayli içine kapanık, terk edilme ve kaybetme travmalarıyla büyüyen, herhangi bir şey tam olarak istediği gibi şekillenmeyince tüm ayarı bozulan ve dünya tepesine yıkılmış gibi hisseden biri. Çocukluğu sırasında bu karakteri izlemek, verdiği aşırı duyarlı tepkileri sempatik bulmak olası. Ancak yetişkin halini (veya yetişkin değil de ergen irisi diyelim hadi) sinir bozucu. Hayatına girmiş tüm insanları alt alta listeleyip, yanlarına “bu terk etti, bu gitti, bu yanımda kalmadı, bu zaten gidecekti” diye notlar alan bir model. Bu yüzden asla makul bir ilişki kuramıyor, devamlı kendini “kurban rolünde” buluyor. Fevkalade benmerkezci, diğer insanların da kendine ait fikirleri olabileceğinin farkında değil, onlar adına düşünerek davranmaları gereken optimum sonuca karar veriyor, farklı biçimde davrandıklarında “ah, işte yine yalnız kaldım, beni anlamıyorlar” diyor. Tabii gerçek hayatta karşımıza çıksa “ay ben senin derdini sikeyim” dedirtecek karakter roman kahramanı olduğunda verdiği tepkileri izlemek ilginç oluyor ama zor gerçekten.

Sıcak bir yaz günü başlayan hikaye, yıllar sonra Almanya’da kışın ortasında sona eriyor ama kitap sona yaklaştığında anlatı baya tatsızlaşıyor, bitmesi gerektiği yerde ne yazık ki bitmiyor. Son sayfalarda tekrar zamanda atlıyoruz ve yaşlı Mine, yaşlı Filiz ve Mine’nin çocuklarını görüyoruz. Mine’nin hiç tanımadığımız, duygusal yatırım yapılmayan çocuklarından bahsedilmesi muazzam sıkıcı, bize ne? Kimseyi ilgilendirmeyen random bebeler lüzumsuz gerilim yaratıyor. Bunun ardından yaşlı Filiz’i yaşlı Ali ile karşılaştırması ise gerçekten tatsız. Tam bir “az akıllı romantikçi tayfa da kitabımı sevsin” diye yapılmış “fan service” hareketi. Tam “katilin uşak çıkması,” seviyesinde bir hareket; iyi bir edebiyatçının tenezzül etmeyeceği cinsten. Giderayak kitabın gerçeklik duygusunun içine sıçıp bırakıyor. “Eğer kurguya eklediğiniz bir kısım, sadece tesadüflerle kitabınıza tutunabiliyorsa onu eklemeyin,” tavsiyesinin ne kadar haklı olduğunun canlı kanıtı. Bu son derece yapay, gereksiz, zorlama kısım olmasaydı, çok daha memnun ayrılırdım şahsen kitaptan.

Bu arada Yiğit’in orijinal planı aslında hikayeyi Antalya’da bitirmekmiş, kitabın ikinci bölümünü sonradan eklemiş. Bu gerçekten kitap boyunca hissediliyor, iki parça birbirine uhuyla yapıştırılmış gibi. “14 yaşındaki Filiz’i öylece bırakmak istemedim” diye açıklıyor yazar bunu, hikayenin devamını da getirmek istediğini söylüyor. Açıkçası yapmasa daha iyi bir kitap çıkarmış ortaya. Biraz yazık olmuş.

Kitabın altındaki “bilmem ne zamandır çıkmış en iyi kitap,” “çok vurucu bir anlatı,” “muazzam bir eser!” benzeri yorumlarsa, mesnetsiz ve fazlasıyla abartılı. Ama goodreads biraz da böyle bir yer tabii, romantik olan genelde seviliyor, zamanla alışıyor insan vasatın övülmesine. Yine de okuduğuma pişman olmadığım Şükran Yiğit’i, ziyadesiyle eğlendim ben. 80ler dönem hikayesinden, büyüme hikayelerinden, şehir romanlarından hoşlanan okuyucular sevecektir kitabı kuvvetle muhtemel.
Bir kitabını daha okur muyum yazarın? Sanmıyorum. Ama akıcı, sevimli, okurken eğlendiğim bir kitaptı. Çok yüksek bir beklentiyle girmediğiniz sürece okunabilir olduğunu düşünüyorum.

(edited)
Profile Image for Konserve Ruhlar.
303 reviews197 followers
March 14, 2022
Liseli bir kahramanla başlayan hikaye önce diliyle yakalıyor beni. Filiz’in kendine has dünyasına giriveriyorum. Kurgu bir kahramandan çok, bir anda bir dosta dönüşüyor. Hikayeni dinlemeye hazırım diye düşünüyorum bu noktada. Biraz da üniversite yıllarımın Filiz’in şehrinde geçmiş olması, zamana değil ama şehre aşina olmamın verdiği bir güven ve özlem var içimde. 80’lerde çocukken dönemin ruhunu anne ve babalarımızın gölgesinde yaşadık. Yaşanan her şey geleceğimizi şekillendiriyordu ama biz sokaklarda beş taş oyunuyor, ip atlıyorduk. O dönemi düşününce kalınca bir perdenin arkasından bakıyormuşum gibi hissediyorum. Kitabı okurken bu perde aralandı ve yorganın altından tartışmaları dinleyen bir çocuk gibi değil de bir yetişkin gibi izledim hikayeyi.

Şükran Yiğit’in ilk okuduğum kitabı Burası Radyo Şarampol. Yazarın dilini çok sevdim. Küçük şeylerin gizemini öne çıkaran detaycılığı o kadar güzel ki yarattığı etkiler insanın içine dokunuyor. Dünyaya bu gözle bakan bir başka insanın varlığı insana umut veriyor. Kağıt üzerinde de olsa duyguların gerçekliği hissediliyor. Bir romanı bu kadar güzel yapan yanlardan biri de bu. Sahicilik. Ve onu anlatmak için kullanılan dilin samimiliği.

Şükran Yiğit’i sevme nedenlerimden biri de samimi ve mütevazi olması. İzlediğim söyleşilerinden, okuduğum blogundan, sosyal meydadaki duruşundan yaptığım çıkarım bu. Tabii şarkılar var, bir de filmler ve kitaplar. ‘‘Bir kesişim kümesinin mütevazi mutluluğu.’’

Kitabın iki bölümden oluşması, hikayenin farklı bir ülkede devam etmesi, birbirinden enteresan karakterlerin hikayedeki misafirliği, olayların izinden şarkılarla gitmek keyifli ve sürükleyici bir okuma sunuyor. Uzun zamandır hikayenin akışına böyle kapıldığım, o atmosferin içinde yayılıp, keyif yaptığım bir kitap okumamıştım. Uzun bir tren yolculuğunda gibiydim.

Kitabın bendeki etkisini şu cümle ile özetliyorum : ‘‘Sanki sıcakta Konyaaltı’ndan yokuş yukarı yürürken karşıma gürül gürül akan bir şelale çıkmıştı.’’ İşte o şelale ‘‘Burası Radyo Şarampol’’

Şimdi soruyorum: İnsanlığı arkadaşlığın ve sevginin kurtardığı bir dünya neden olmasın?
Profile Image for Meltem Sağlam.
Author 1 book169 followers
October 22, 2022
Yazar bu kitabı ile roman dalında 2021 Atilla İlhan Edebiyat Ödülü’nü almış. Yiğit'in ödülüne ilişkin Seçici Kurul'un karar gerekçesi; "Duru bir Türkçe ile kültürlerarası bir büyüme hikayesini, toplumsal duyarlılıkla ele aldığı için eseri ödüle değer buldu" ifadesiyle açıklandı.

Tek bir şey söyleyebilirim; harika bir roman.

Çok etkilendim ve çok beğendim.
Profile Image for Sinem A..
493 reviews298 followers
October 27, 2022
Ülkeler arası, şarkılar arası, yıllar arası keyifli bir yolculuktan dinledik sayın dinleyiciler.
Profile Image for Betül.
61 reviews15 followers
April 22, 2021
Şükran Yiğit, Burası Radyo Şarampol ile edebiyata saygı duruşunda bulunmuş. Burası Radyo Şarampol ise radyoya saygı duruşu.

Filiz'in büyüme hikâyesini okuyoruz. İlk aşkın unutulmazlığını, yolunda gitmeyen arkadaşlıklardan kalan kalp kırıklıkları, giden babanın ardında bıraktıklarını, komşu kızının akrabadan daha vefakâr oluşunu.

14 yaşındaki Filiz, radyo aracılığıyla Arım,Balım,Peteğim'le sevgilisini bulmaya çalışan Mine, gerçek sevgiyi sonraları bulan Filiz'in annesi, Filiz'e yepyeni dünyalar açan Asım, devrimci Cengiz, yapayalnız Ali, ilk arkadaş Rengin, kasap ailenin vejetaryen çocuğu Arkadyus...

Roman iki bölümden oluşuyor. İlk bölümde Antalya'nın Şarampol'ünü okuyoruz, 1980'ler sıcak bir yaz günü. İkinci bölüm ise Berlin'in Şarampol'ü Kreuzberg'de soğuk karlı bir kış gününde 2019 yılında bitiyor hikâye. İki bölümden oluşmasını çok sevdim sadece Filiz'in büyüme sancılarını okusaydık devamı eksik olur, soru işaretleri kalırdı aklımızda ancak Berlin'le hikâye tamamlandı.

Şarampol'de 12 Eylül dönemindeyken, Kreuzberg'de soğuk savaş dönemindeyiz, yaşamış kadar hissediyorsunuz anlatılanları. Ben romanların arka planında dönemin siyasi koşullarının verilmesini, karakterlerin bunlardan nasıl etkilendiğini okumayı çok seven bir okur olarak kitabı çok sevmemi sağlayan başlıca etmen oldu bu.

Ayrıca uzun süredir dinlemediğim müzikleri bana tekrar dinlettiği için, beni tekrar o müzikleri dinlediğim zamanlara yolculuğa çıkarttığı için teşekkür ederim Şükran Yiğit'e. Müziklerle bezeli olması hikâyeyi çok beslemiş, karakterlerin duygularını daha fazla hissetmemi sağladı.

En çok etkilediğim karakter ise Filiz değil Mine oldu. Ah Mine! Nasıl içim burkuldu seni okurken, keşke yanımda olsan da birlikte Arım, Balım, Peteğim dinlesek seninle. Birilerini aramayalım ama biz bize yetelim, intihar etmeyeceksek içelim bari be Mine!

Hayatın peşinden gidenlere...
Profile Image for Judy Abbott.
870 reviews56 followers
March 13, 2022
Çok güzel kitap. Coming of age, 80 darbesi, Almanya, radyo, müzik, ve unutulmayan ilk aşkın peşinde bir hayat.
Profile Image for Tuva S..
246 reviews8 followers
August 10, 2022
Daha önce Ankara Mon Amour! kitabını okuduğum Şükran Yiğit, yine harika - bu sefer Antalya ve Berlin- betimlemeleriyle iç ısıtan bir kitap yazmış. Sanki kendinizi Şarampol'de Filiz'in ve Mine'nin komşusu, Berlin'de plak dükkanının müşterisi gibi hissediyorsunuz. Ayrıca şarkı dolu bir kitap olduğunu es geçemeyeceğim. Kitaptaki tüm şarkıları dinlemek istiyorsunuz. Aynı hissi Murakami'de de yaşıyorum. Kısacası çok tatlı, iç ısıtan bir roman. Yazarın okumadığım 2 romanını da edinip okumak istiyorum.
Profile Image for Sevim Tezel Aydın.
819 reviews55 followers
September 10, 2022
Burası Radyo Şarampol beni yüreğimin tam ortasından vurdu ve sarstı, uzun süre etkisinden kurtulacağımı zannetmiyorum…

Roman 1980 yazında, 14 yaşındaki Filiz'in büyüme sancıları ve ülkenin içinden geçtiği çalkantılarla başlayıp, ülke sınırlarını aşarak Almanya'ya ve Filiz'in ellili yaşlarına kadar uzanıyor. Şükran Yiğit bu arada hem iç burkan bir hayat öyküsü anlatmış hem de önce çarpıcı bir Türkiye tablosu çizmiş sonra Almanya'ya uzanarak duvarların yıkıldığı, ezberlerin bozulduğu zamanları resmetmiş. Filiz'den yola çıkarak aile, arkadaşlar, mahalle, eğitim, ilk aşk, kariyer, toplum, ilişkiler derken kadınların bitmek tükenmek bilmeyen mücadelelerini ve yalnızlıklarını duru ve sıcak bir üslupla aktarmasından etkilendim... Hikayenin içinden geçen şarkılar ve radyolar ise romanın büyüsünü artırmış…

Gözüm kapalı tavsiye ediyorum, mutlaka okuyun, kaçırmayın...
Profile Image for Tubi(Sera McFly).
384 reviews60 followers
October 7, 2021
80 darbesinden Berlin Duvarının yıkılışına, ilk aşktan ilk gençlik ve yetişkinlikteki hayal kırıklıklarına, yolculuklardan ayrılıklara ve kavuşmalara, dağılan ailelerden aile gibi hissettirenlere, iz bırakan müziklerden radyolara, radyoların 80'ler ve 90'lardaki etkisine, hayatımıza girdikleri an çok kısa olsa da etkileri çok büyük olan ve unutamadığımız herkese dair dolu dolu bir roman Burası Radyo Şarampol. Antalya'da geçen bölümleri de, Kreuzberg'de, Londra'da, İstanbul'da geçen bölümleri de ayrı güzel. Geçtiği her şehrin atmosferini yaşatıyor okura. En çok da 80'leri çok iyi anlatmasıyla, yıllar arasında atlayan kurgusuyla, karakterlerini benimsetmesiyle güzel. İlk okuduğum Şükran Yiğit romanını sevdiğimi böylece not düşeyim.
Profile Image for Deniz.
3 reviews4 followers
February 10, 2022
Çok ama çok severek okudum.

Bir gurbet kuşu olarak ayrı bir tad bıraktı bu kitap bende.

14 yaşındaki Filiz’in Antalya’da başlayan, İstanbul ve Almanya’da devam eden hikayesi.

1980’ler, Türkiye, gençlik, darbe, Özal dönemi, Berlin Duvarı, İstanbul, Almanya, yurda özlem, geçmişe özlem, sımsıkı dostluklar, plaklar, kitaplar, filmler, radyo ve müziklerle dolu bir kitap. 📻🎶
Profile Image for Pınar Aydoğdu.
Author 4 books39 followers
January 10, 2026
2021 Attilâ İlhan Roman Ödülü sahibi, Burası Radyo Şarampol, Yiğit’in şu âna kadar kaleme aldığı en iyi kitabı bence. Bana tarz olarak Ankara, Mon Amour’u da anımsattı ki onu da severek okumuştum. Yiğit, küçük bir kızın gözünden dünyaya ve hayata bakışını, genç kızlığa geçişteki o dalgalanmalarını anlatmayı ve aradan geçen zamana rağmen okurun aklında boşluk bırakmadan kurguyu sağlam bir zemine oturtmayı çok iyi başarıyor.
Profile Image for denizhazaal.
34 reviews4 followers
February 25, 2025
Edebiyatın hayatın gerçekliğini içermesi meselesini fazlasıyla ciddiye almış ve yazarların, gerçeklik = büyük acılar fikrinden yorulmuş bir okur olarak bu kitabın arka kapak yazısını okuduğum anda ona dört elle sarıldım.

Kapakta:

“…yürek ısıtan bir romana hayat veriyor.” yazıyordu. Düşünmeden o gün kitabı aldım ve başladım.

Kitabı yüzümde sürekli bir tebessümle okudum, ama baksan kitapta ne acılar ne acılar var. Ne hayat gerçeklikleri var. Fakat acıyla hırpalanmadım. Kitabın karakterleri Filiz ve Mine gibi acıyla olgunlaştım.

Sonra bir de tarih meselesi. Öyle güzel bir tarih anlatımı var ki. Senelerce kafamda oturtamadığım tarihi olayları tek bir kitapta derli toplu, yerli yerine oturtma imkanı buldum.

Bu kitabı okurken pek çok sevdiğim insan aklıma geldi. Kendi hayatımın Mine ablası olan Berrak ablam, müzik tutkunu arkadaşlarım. Tüm sevdiklerinizden ve sevmediklerinizden bir parça bulacağınız, yüzünüzden tebessümün eksik olmayacağı gerçekten “sıcacık” bir roman.
Profile Image for Hayrullah M..
97 reviews2 followers
November 9, 2021
1980 darbesi, Doğu/Batı Almanya, Berlin duvarı ve yıkılışı... Bir dönemin içerisinde geçen çocukluk ve gençlik yılları.

Antalya bölümleri akıcı ve merak uyandırırken; Berlin ve Almanya bölümlerinde, özellikle çok fazla yan karakterin dahil olması nedeniyle hikayenin dağıldığını düşünüyorum.

Kitabın sonundaki soundtrack listesi ise hoş bir detay olmuş.
Profile Image for Türkay.
440 reviews44 followers
December 21, 2022
Filiz’im hikayesi 80 darbesi günlerinden başlayıp, günümüze doğru gelen bir çalma listesi…
Çok keyifle okunan, şahane bir müzik listesi dinleten bir radyo Şarampol…
İkinci okuyuşumda da büyük bir keyifle okudum, dinledim…
Profile Image for Kübra.
48 reviews2 followers
December 31, 2022
Antalya'li olduğum için mi bilinmez, kitabı okurken Antalya'nin sokaklarinda dolaştım.
Kitabın yalın dilini çok sevdim. Eleştirilecek çok fazla bir şeyim yok.
Profile Image for alper.
210 reviews63 followers
February 3, 2023
Şöyle çok güzel bir müzikal izlemişsinizdir, o müzikler bir süre kulaklarınızda çalmaya devam eder. Yürüyüşünüz, tavrınız bir farklılaşır. Yer çekiminin etkisi azalır bünyedeki. :) Ya da benim öyle olur. Hah şimdi de o şekilde hissediyorum. Kitaptaki şarkılar hala kulaklarımda.

Kitabın ortalarındaydım. Hafiften dönüp dönüp Şükran Yiğit bakınmaya başladım. Bunu daha önce bir de Hasan Ali Toptaş'da yaşamıştım. Geç bir tanışma benim için onun telaşı.

Antalya, Berlin; darbeler, duvarın yıkılışı; Radyo Şarampol, Almanya'dakinin adı neydi Radyo; David Bowie, Leonard Cohen; bol bol müzik; Mine Abla, Filiz, Asım, Arkadyus, Ali, Chris, Ella, Cengiz…

Filiz ile birlikte büyüyoruz bütün hikaye. Darbe gölgesinde Antalya sokaklarında geziniyoruz bolca. İkinci bölümde ise mezuniyet / sonrası Almanya. Berlin Duvarı karşımızda. Yine sıkıntılı bir ortam. Yine kaybolan insanlar ve yine Mine Abla. Çok kuvvetli bağlara tanıklık ediyoruz birbirine hiç benzemez bu iki farklı toplumsal travma altında. Tam olarak bu bağ olabilir bu kitabı bu kadar sevme sebebim. Ve bir de bize radyodan eşlik eden birbirinden keyifli müzikler. :)
“Canım karıştırma artık hepsini! Diyorum ya hep: O Mine ayrı, bu Mine ayrı.” "Yıllar sonra, insanın tek, bir tek hayatı olmadığını, peşpeşe eklenen birçok hayatı olduğunu ve çektiği acıların sebebinin de bu olduğunu yazan Chateaubriand'ı okuduğumda Mine Abla'nın bu hayatları birleştirmeye uğraşarak değil de, ayırarak acı çekmekten vazgeçtiğini düşünmüştüm. (270)

"Burası Radyo Şarampol" ile farklı bir bağım oluştu. Her zaman hediye etmekten keyif alacağım bir kitap olacak. Benzer hissiyatı yaşatmasını dileyerek. (melodiler eşliğinde)

Sound track:
https://open.spotify.com/playlist/6ec...
Şükran Yiğit'in profili:
https://open.spotify.com/user/1181946546
Profile Image for aysu.
121 reviews94 followers
June 27, 2023
Burası Radyo Şarampol, 1980’de Antalya’da başlayıp 2019’da Berlin’de biten bir büyüme hikayesi. Kitapta birçok karakter olsa da genel olarak hikaye Filiz ve Mine etrafında şekilleniyor. Kitabın başında Filiz bizi, “geçmişin çocukluk, geleceğin bilinmez olduğu” 14 yaşında, liseye yeni başlamış bir genç kız olarak karşılıyor. Mine ise Filiz’le aynı sokakta oturan, zaman içerisinde onun adeta ablası olmuş, yirmilerinde, Cengiz isimli bir devrimciyle nişanlı olan, cıvıl cıvıl bir genç kadın. Zaman içerisinde bu iki kadının ilk aşklarını, kalp kırıklıklarını, arkadaşlıklarını, hayallerini, hayal kırıklıklarını, farklı yollara gidip hep aynı sevgide yeniden buluşmalarını okurken bir yandan da Berlin’i ikiye bölen duvarın yıkılışı, 80 darbesi gibi tarihi olaylara da tanıklık ediyoruz.

Radyo dinlemeyi çok seven biri olarak bu kitabı dinlemek benim için apayrı bir keyifti. Kitabı dinlemediğim zamanlar keşke böyle bir radyo olsaydı da ben her yerde hep o frekansı ayarlasaydım, diye düşündüm. Neyse ki kitabın bir çalma listesi var, bu dünyadan kopmak istemeyenler için linkini paylaşıyorum: https://spotify.link/jhPdDAAoYAb

Kitaba dair tek eleştirim biraz daha uzun olmasını isterdim. Hem tadı damağımda kaldı hem de yaşanan bu büyük, sarsıcı olayların karakterler üzerindeki etkilerini daha net bir şekilde görmek istedim.

Şükran Yiğit’in karakterlerinin hepsi gerçekten yaşamış da Şükran hanım onların hayat hikayelerini yazmış gibi hissettiriyor. Bu kitabın bana hissettirdiklerini çok sevdim, bir sonraki kitap için çok heyecanlıyım ⭐️
Profile Image for Başak &#x1f425;.
186 reviews47 followers
February 11, 2021
yavaş yavaş kattım hayatıma filiz'i, mine'yi, ali'yi, arkadyus'u, asım'ı. bunu yaparken de küçük rastlamaların ne kadar büyüyebildiğini, hayatın merkezinden çıkıp nasıl da genişlediğini, birkaç kereye bölündüğünü bir kez daha anlayacaktım. yitip giden bir şeylerin hüznü vardı sayfalarda ki bu da çok tanıdık, özlenen bir şey oluvermişti benim için çok önce. çünkü bu hüzünde bir de filiz'le mine'nin arasındaki o kopmaz bağı, -ella'nın da söylediği gibi, ikisi ortak bir rüyanın içindeydiler- saf şefkati hissetmiş ve o rüyada olabilmeyi istemiştim. kitabın bir yerinde, "hangi hayatta yaşarsak yaşayalım, içimizde hep sadece kendimizin girip dolaşabileceği, herkese yabancı bir şehir taşıyacaktık" diyor filiz ve ben tam orada, o cümleyi uzun zamandır aradığımı farkediyorum.

şükran yiğit okumayı çok özlemişim.

kitapçıda, henüz kendisiyle tanışmamışken, kitaplarını kucaklayıp evime mutlu mutlu yürüdüğüm o güne iyi ki!
Profile Image for Ugur Kaya.
70 reviews9 followers
March 12, 2022
Kitabı gördüğümde ismiyle kendi aramda görünmez bir mesafe hasıl olmuştu. Mütereddit bir tonda yaklaşmıştım kitaba. Hatta ilk satırlardan bir kaç bölüm okuyana dek bu duygu sürüp gitmişti. Sonra satırlar devam ettikçe ve yazar Almanya dolaylarında gezinmeye başlayınca handiyse içine çekti beni. Karakterler canlı ve devingen, munis ve alaycıydı. İçli dönemeçlerde şarkılarla, kendileriyle, aidiyetleriyle, dargınlıklarıyla, kendi içine bakan taraflarıyla ve politik saiklerle birlikte kurduğu bağ düz bir çizgide ilerleyen uzaktan gördüğümüz bir katarın zahmetini, yüklendiklerini ve hüznünü barındırıyordu. Bir dönem romanı için fazla oralı ve dünyalı hissettirdi beni. Maziye dönük anlatımları ve sonrasında tesadüf üzerine kurulan sonları pek okuyamam derim kendime. Lakin bu kitap çok samimi bir yerden yakaladı. Sanırım bir kadının yüreğinde tohumdan büyüyüp serpilene ve yıllarla onu eskitene dek süren bir anlatı beni cezbetmiş olmalı.
Profile Image for Sengul.
23 reviews
February 9, 2022
Sıcak ve güzel bir dille ele alınmış. Çocukluk/ergenlik yılları da inandırıcı bir şekilde, kendinizi satırlar arasında bulabileceğiniz bir roman. İkinci bölüm ise daha farklı - Almanya'da yaşadığı halde ülkeye yeni gelen Türklerin durumunu oldukça romantize ederek gerçek ortamlara yakın/uzaklığını sürekli kafamda sorgulattı yazar. Karakterler ülkede sadece birkaç sene yaşadığı halde Alman dilinde edediyat tartışmaları yapabilecek düzeyde olmaları gibi mesela.. Kreuzberg'in o yıllardaki gerçek yüzü de yansıtılamamış bence. Biraz itekleyerek bitirdiysem de ikinci bölümü, insan ilişkilerini muazzam güzel anlatımı, aidiyet duygusunu, dostluğu ve kültürlerarası ayrı yaşamlarımızin varoluşunu inceden işlemesi romanı benim için özel kıldı. Okuyun derim, hatta müzikle aranız iyiyse hiç kaçırmayın.
Profile Image for ser.
198 reviews15 followers
March 20, 2022
Şu sıralar elimi modern edebiyattan hangi kitaba atsam asla ve asla pişman olmuyor, tam aksine inanılmaz tatmin olmuş bir şekilde kapatıyorum kitabın kapağını. Burası Radyo Şarampol de o kitaplardan biri oldu. Filiz'i, büyüme hikayesini, siyasi çalkantılar arasında hayatını anlamlandırmaya çalışmasını, o absürt alışkanlıklarını çok ama çok sevdim.
Profile Image for Yeliz.
65 reviews
July 12, 2023
Çok güzel çok güzel 💕 iyi ki okumuşum.
Profile Image for Simdineokuyorum.
236 reviews4 followers
August 4, 2023
Antalya'nın Şarampol Mahallesinden Berlin'e uzanan Filiz'in yaşamını görüyoruz bu kitapta. Çok naif bir hikaye çok yalın bir dille yazılmış.

Kitapta en çok yan karakter Mine Abla'nın maceraları hoşuma gitti.

Bir de kitap bana 80ler 90lar Almanyası hakkında hiçbir bilgim olmadığını gösterdi. Pek çok yeni şey ögrendim.

Tavsiye ederim👍
Displaying 1 - 30 of 137 reviews

Can't find what you're looking for?

Get help and learn more about the design.