Evet, değişik bir serüvenin sonu... Aslında 5 yıldız vermek çok istedim, "İlk kitabın yanlışı olmaz." diyerek. Ama çok fazla kurgu roman okumuş, ütopya-distopya konularının onlarca çeşidini görmüş biri olarak adaletli bir değerlendirme olması gerektiğine karar kıldım.
Genel olarak kitap okuması zevkli bir evren sunmuş. En güçlü yanı ise bence kesinlikle ütopyasını başka yerde aramaması -yani Dünya üzerinde kurmuş olması. Bu ütopik romanlarda pek karşılaşılan bir durum değil. Ya gezegenler arası tur atıyoruz ya da boyut değiştiriyoruz :) Diğer bir güçlü yanı ise yazarın çok iyi bildiği mekanları kullanması ve buralarda güzel betimlemeler yaparak bizim de gözümüzde rahatlıkla canlandırabilmemizi sağlaması. Mesajına gelirsek de mesaj gayet açık. Hatta dillendirmekten dilimizde tüy bittiği ve geç kalmış olsak da bir an önce hayatımızı ona göre şekillendirmemizi gerektiren bir gerçeklik. Umarım kitaplarda kalmaz, yaşantımıza da uyarlayabiliriz artık.
Gelelim diline. Aslında komik olmamasına rağmen bazı yerlerde çok güldürdü beni. Alper Kul'un doğal komik oluşuna bağlıyorum bu durumu. Öyle olmalı. :) Diyaloglar da keyifli ve dolu doluydu, derindi. Ancak, ilk olumsuz yorumum olarak belirtmem gerek ki, bazı yerleri gereksiz uzun anlatımlı buldum. Şahsen fikrim, kurgu romanların merak uyandırma ve akıcılık için sıkıcı, uzun anlatımlardan uzak durması. Açıkçası bazı paragrafları hızlı hızlı geçtim okurken. İçsel düşünceler ve diyalogsuz anlatımlardaki üslubun heyecanlı ve akıcı olması zor bir iş ama bence bir ütopyanın olmazsa olmazı.
Ana karakterleri ele alacak olursam da gerçekten sevdiriyorlar kendilerini. Kiminin naifliğine, kiminin yaralarına, kiminin zayıflıklarına, kiminin yeteneklerine karşı sempati duydum. Ana karakterlerden Demir'in psikolojik durumunun kurgusu çok iyiydi. "Keşke etkilerini üzerinde daha çok görseydik" diye de düşündüm gerçi. Sanki çok çabuk kabullendi başına gelenleri. Böyle karakterler daha dirençli olurlar genelde. Bir yandan da "belki de böyle bir değişimin beklentisi içindeydi ve hazır bulunuşluk da vardı" diye mantığa oturttum. Yine de başlarda bu daha iyi sezdirilebilirdi sanki. Yan karakterlerden Serdar'ın durumu da aslında derinine inersek Demir ile paraleldi -sürprizbozan olmasın, söylemeyelim- ama onun perde arkasına pek hakim olamadım. Belki hızlı okuduğum uzun paragraflardaydı da kaçırdım :) İsmail'i pek sevemedim ve nedenini bir türlü anlayamıyorum. Aslında çok gayretli bir profil çiziyor ama... Pek adlandıramadım bu kişisel fikrimin dayanak noktasını. Fidan... Fidan'a bayıldım! Ayrıca kişiliği ile olay kurgusunda yaşadıkları birebir örtüşüyordu.
Toparlamak gerekirse bence orijinal bir ütopyaydı. Değişikti. Akıcılık bazı yerlerde, bence, sekteye uğramış olmasına rağmen kendini çabucak okuttu. Alper Kul bir roman daha yazsa okur muyum? Okurum.