Kenan Hulusi Koray’ın Bir Otelde Yedi Kişi adlı eseri, Cumhuriyet döneminin toplumsal olaylarına, savaş yıllarının gündelik hayata etkisine ve diğer birçok konuya dokunan yirmi iki hikâyeden oluşuyor. Farklı anlatım tekniklerinin kullanıldığı hikâyelerde “korku edebiyatı”nın da dikkat çeken ilk örnekleri mevcut. Kenan Hulusi Koray, hem taşradan hem de şehirden karakter ve olaylara yer verdiği hikâyelerinde, sade ve akıcı diliyle okuyucuyu yirminci yüzyılın başlarına götürüyor. Bengü Vahapoğlu’nun yayıma hazırladığı Kenan Hulusi Koray külliyatının ikinci kitabı Bir Otelde Yedi Kişi, erken Cumhuriyet dönemi edebiyatının bugünü de beslemeye devam eden en güzel örneklerinden biri olarak okuyucuların huzuruna çıkıyor.
Hikaye yazarı. İstanbul Erkek Lisesi’ni bitirdikten sonra İstanbul Üniversitesi Edebiyat Fakültesi’ne devam etti.
Öğrencilik yıllarında ilk hikayelerini “Servet-i Fünün” dergisinde yayınlayarak edebiyat dünyasına adım attı. Aynı dergiye yazan diğer altı arkadaşı ile birlikte, edebiyatımızda "Yedi Meşaleciler" adıyla anılan topluluğu oluşturdular. Kenan Hulûsi, içlerindeki tek hikâye yazarıydı. 1928 yılında önce bir antoloji, ardından da bir dergi hazırlayarak çıkış yapan ve Sabri Esat Siyavuşgil, Ziya Osman Saba, Yaşar Nabi Nayır, Muammer Lütfi, Vasfi Mahir Kocatürk, Cevdet Kudret ve Kenan Hulûsi'den oluşan topluluk, milli edebiyatçıların sığlıklarına, gerçekçilikten kopmuş ve içi boşalmış "milli"liklerine bir tepkiyi dillendiriyordu. Ancak uzun soluklu olmayan çıkışları, "Meşale" dergisine iltica etmeleriyle son buldu. Kenan Hulûsi'nin "Vakit" gazetesine geçişi ve Sadri Ertem'in etkisiyle gerçekçiliğe yönelişi bundan sonradır. Vakit’te gazeteciliğe 1934 yılında başladı ve kısa zamanda gazetenin yazı işleri müdürü oldu. 1943 yılında Adapazarı'nda yedek subay olarak askerliğini yaparken tifüsten öldü.
Yaşadığı sürede beş hikâye kitabı yayınlamış, "Osmanoflar" romanı ve kısa hikâyelerinin birçoğu ise gazete sayfalarında kaybolup gitmiştir. Gazeteciliğinin de etkisiyle küçük hikâye tarzını benimseyen Kenan Hulûsi, aynı zamanda Cumhuriyet döneminde korku türünde örnekler veren ilk hikâyecidir.
Çok edebi lezzet alamadım Koray'ın öykülerinden. Öykülerde kullandığı bazı benzetmeler tabiri caizse kulak tırmalayıcıydı ve neden o öyküde öyle bir benzetmeyi uygun gördüğüne anlam veremedi zihnim.
karbon kitaplar (hee hani şu eski can yayınevi çakması kapaklarıyla telifsiz eserleri ucuzunda ucuzu çıkaran yayınevi benim yeni favorim) güzelliği ile 2022 ekim itibariyle 3.90 try fiyatla aldığım kitabı. yalnız bu karbon kitaplar hırsız, osman cemal kaygılı, selahattin enis, mahmut yesari basarak kalbimi çaldılar meh meh meh.
okurken ooo aman tanrım bu nasıl hikayeler inanamıyorum falan demedim hatta zaman zaman sıkıldığım da oldu ama kitabın arkasında da dediği gibi "erken cumhuriyet dönemi edebiyatının bugünü de beslemeye devam eden en güzel örneklerinden biri olarak okuyucuların huzuruna çıkıyor."
yani yazar tek bir tarza bağlı kalmamış, sanki elindeki rastgele tohumları saçmış edebiyat topraklarına, bir tanesi ahmet hamdi tanpınar bir tanesi sait faik abasıyanık, bir tanesi yaşar kemal nüvesi olmuş. bu yazarlar kenan hulusi koray okuyup o alana yönelmişler demiyorum ama bunların geleceğini öngörmüş, öncüllemiş sanki yazar.
böyle olunca erken ölümüne üzülüyor, adapazarında yedek subaylık yaparken tifüsten ölmeseydi keşke diyor. el kadar mikroba kızıyor insan.
"İnsanların sözlerinden çok gözlerine dikkat edin."
"İnsanların çok defa yalnızlık dakikalarında kimi düşündükleri bilinmez."
"Bir kere, ben kendim, herhangi bir kalabalığa tahammül edecek bir insan değilim."
"Şehirlerin de tıpkı insanlar gibi bir ruh ve tabiatları vardır. Onlar da bizim gibi korkak, cesur, çekingen ve bazı kereler atak olur. Bilhassa işgal ve harp sıralarında bina kalabalıklarının bu garip psikolojisini hissetmemeye imkân yoktur."
Yedi Meşale grubunun şair olmayan tek üyesi Kenan Hulusi Koray'ın hikaye kitabı: Bir Otelde Yedi Kişi
1940'ta yayımlanan kitap, farklı yirmi iki öykü içeriyor. Bazı öyküler korku türünün edebiyatımızdaki ilk örneklerini oluşturuyor. Öykülerin birçoğunu severek okudum. Akıcı bir anlatım, ilgi çekici konular, birçok öyküde tercih edilen farklı anlatım tekniği kitabın rahat okunmasını sağlıyor. Kitabın en beğendiğim öyküleri arasında Yusufçuk, Paraşüt, Bir Garip Adam, Taş ve Gedik, Güneş Balıkları, Mavzer, Bir Aşk Hikayesi'ni sayabilirim. Unutmadan ekleyeyim ki bu kitaptaki hikayelerden birinin baş kahramanı hepimizin bildiği bir isim: Ömer Seyfettin.
Beğeneceğinizi umduğum bir kitap, okumanızı öneririm, keyifli okumalar dilerim.