İstanbul şehri, şehri İstanbul... İmparatorlukların başkenti olmuş, dünyanın en eski şehirlerinden biri... Roma'yı, Osmanlı'yı, Cumhuriyet'i görmüş, kavgamızın şehri. Dolayısıyla yalnızca güzellemelerin değil, uğruna mücadeleler verdiğimiz emeğin de şehri. İstanbul deyince, bizlerin deneyimlerini, anılarını yok saymak mümkün mü? Yüzlerce yıllık mücadelelerden; haklıdan, ezilenden, yoksuldan yana; adalet, özgürlük ve eşitlik için verilen mücadelelerden bahsediyoruz. Köle, Kul, Amele bu mücadeleyi verenlerin Eski Saray'ın etrafındaki, Ayasofya'nın yanı başındaki Hipodrom'daki, Beyazıt Meydanı'ndaki, Saraçhane başındaki, kent gelişip genişleyince sur dışına çıktığımızdaTaksim Meydanı'ndaki sanayi ile daha da genişlediğinde Boğaz'ın köylerindeki, tütün ve tramvay işçilerinin grevlerindeki, Kazlıçeşme'deki, Kartal'daki, Paşabahçe'deki, Kadıköy'deki, kısacası şehrin tüm dokusuna yayılmış maceralarına odaklanıyor. Saraylara, ezenlere, hakkımızı vermeyenlere ve zalime karşı ayaklananların haklı mücadeleleriyle dolu şehrimizin toplumsal mücadeleleriyle dolu şehrimizin toplumsal mücadeleler tarihinin panoramasını sunuyor.
Başlıktaki köle-kul-amele sıralamasını, tarihsel determinizmin sömürülen sınıflar için ortaya koyduğu kronolojik sıralamanın bir tercümesi olarak alımladım diyebilirim.
Kitap, üretim ilişkilerinin kurduğu ekonomik sistem sıralamasını takip eden tarihsel bir çok olaya, gelişmeye ve metne değiniyor. Ancak, bu değinmelerin bize tam olarak hangi sistematik bakış açısından yansıtıldığı kimi zaman anlaşılmıyor. Öylesine değinilmiş gibi bile düşünebiliyor insan... Alegorik bir biçimde ifade etmek gerekirse yazar, elindeki büyük balıkçı ağını olabildiğince geniş bir şekilde serpiyor ancak balıklar çok küçük, ağlara takılmıyor.
Diğer taraftan, İstanbul'un sınıfsal-topoğrafik görünümüne ilişkin zengin bir kitap olduğunu söyleyebilirim.
Kadim şehrin toplumsal mücadeleler, yani sınıfsal eksendeki dönüşümleri aktarıyor kitap. Konu çok geniş. Yaklaşık 300 sayfalık bir kitap için referans verilen o kadar çok kaynak var ki. Titiz bir çalışmanın ürünü olduğunu çok açık. Çok severek ve hayran kalarak okudum.
En çok edebiyatla mücadele tarihlerinin iç içe geçtiği kısımları çok sevdim. Kaya Tokmakcioglu iyi bir edebiyat okuru, eserine de çok güzel aktarmış bu birikimini.
Oneri olarak dönemsel haritalandirma ile şehrin değişen mekansal yapısı yansitilabilir. Özellikle cumhuriyet öncesi dönem için çok hoş olurdu. Ve kronolojik bir olaylar dizini ile tarihsel gelişim/değişim eklenebilir. Biz de toplu bir sekilde bahsedilen toplumsal mucadeleleri tarihsel akış içinde daha rahat canlandirabiliriz.
Şunu da eklemeden olmaz. Sol TV'de işçiden kanalinda "Kavgamızın Şehri" Kaya Tokmakcioglu ile kısa bir İstanbul gezisi. Şahane.