Beni şaşırtan bir kitap oldu. Genelde Batı Avrupa mitolojisine dayanan fantezileri çok okuduk ama Gesar ile birlikte ilk olarak Orta Asya kültürlerine dayanan bir epik fanteziyle tanışmış oldum. İlk başta geçmişteki Tarkan çizgi romanı benzeri bir "Türkler iyi, başka herkes kötü" fantazyasıyla karşılaşacağımdan çekinmiştim ama okudukça gördüm ki yazar sadece Türkleri değil, tüm Orta Asya kültürlerini eserinde malzeme olarak kullanmış. Kesinlikle farklı bir çalışma, dikkate alınması gerek.
Bartu Bölükbaşı, "dünya kurma" işini çok iyi kotarmış ve daha sayısız Gesar öyküsü anlatabileceği bir evrenin temellerini atmış. Hem kendisini, hem de yayıncısını kutlamak gerekir.
Anlatılan öykünün şiddet dozu biraz yüksek, hatta bazı noktalarda fazlasıyla, belki de gereksizce yüksek. Karakterler yeri geldiğinde küfürlü de konuşuyorlar. Böyle konulara hassasiyeti olanları uyarmış olayım. Kitap kesinlikle büyüklere göre bir kitap, Lord of the Rings naifliğinden çok Conan katılığına sahip.
Önemli bir eleştirim, kitapta sahne değişimlerinin -*- vs. gibi bir sembolle ayrılmamış olması. Dolayısıyla kitap boyunca 3-4 yerde "bir saniye ya, ne alaka şimdi?" diye kalıyorsunuz. Bir kaç yerde soru ekinin birleşik yazılması gibi bir sıkıntı da var, ama tahmin ediyorum bunlar ikinci baskıda halledilecektir.
Gesar'ın bir de çizgi romanı var, onu da okudum, ama yorumlarımı sonraya saklıyorum.