“ORi eski güzel günlere geri döndüğünü hayal etti. Meydanda ailecek el ele büyük bir çember oluşturdukları günleri düşündü. Köyündeki gün doğumlarını hatırladı, sabahın mis kokusunu içine çekti. Titremeye başladı. Ne kadar derinden hayal kurarsa o kadar titriyordu. Havanın soğumaya başlaması mı yoksa yaşadıkları yüzünden mi bilemiyordu ama ORi çok üşüyordu. Gayri ihtiyarı Gremij’e sokuldu. Onun bu hareketine bir anlam veremeyen Gremij birdenbire irkilse de hemen sonra onu kendine çekerek ısınması için kollarına omzuna doladı.”
Bir ilk eser ile büyük sözler söylemek kimilerine komik gelebilir. Fakat derin sessizlikler en deneyimli okurları bile korkutabilir. Mercan Alper çemberini çizdi. Doğanın kucağında yükselttiğimiz taş bloklar, çürümüşlük, kopukluk ve boğulmuşluklar Mercan Alper’in kelime zincirleriyle çevrelediği ve bizleri içerisine davet ettiği bu çemberin dışında. Peki sen, sen çemberin neresindesin? Üstelik yön yok, taraf yok. Sen varsın, bir de çember.
Mercan Alper 1989 yılında Kayseri’de dünyaya geldi. Gazi Üniversitesi Grafik Tasarım Öğretmenliği bölümünden mezun oldu. Şu an özel bir firmada ürün tasarımcısı olarak çalışıyor.
2016 yılında Murat Başekim’in yürüttüğü Fantastik Öykü Yazarlığı Atölyesi’ne katıldı. Öyküleri çeşitli fanzinlerde ve dergilerde yayınlandı. İlk kitabı Çember, 2021 GİO Ödülleri'nde Öykü Kitabı Özel Jüri ödülünü aldı. İkinci kitabı Rüzgarın Yükü 2023'te yayınlandı.
Fırsat buldukça okuyor, resim yapıyor ve Japonca öğrenmeye çalışıyor. Kısa öyküleri, masalları ve kedileri çok seviyor. Eşi ve tüylü çocukları Toz ve Tenar ile birlikte Ankara’da yaşıyor.
Fantazya ve Bilimkurgu Sanatları Derneği (FABİSAD) tarafından 2021 Gio Jüri Özel ödülüne layık görülen Mercan Alper’in bu ilk öykü kitabı, fantastik bir dünyanın kapılarını açıyor okura. Çember bütün öykülerin ortak buluşma alanı. Öykü kahramanları, bir çemberin içinde kalmakla dışına çıkmak arasında mücadele veriyor. Masalsı anlatımı, distopik havasıyla insanın tüylerini ürperten, okunması kolay olsa da hazmedilmesi için zaman gerektiren hikâyeler bizi tekinsiz bir çemberin içine alıveriyor. -de, -da, -ki gibi bağlaçların hep bitişik yazılması gözümü ve zihnimi fazlasıyla rahatsız etti. Umarım yayınevi bundan sonraki baskılarda bu değerli kitabın basımında gerekli özeni gösterir.
Mercan Alper yazması için daha fazla teşvik edilmeli. Bu kitabını daha iyi yerlere varacağı bir basamak olarak görüyorum. İyi yayınevleri ve iyi editörlerin dikkatle takip etmesi gereken, gelişecek bir yazar. Bazı öyküler oldukça iyi ama beni etkileyen dili oldu. Tebrik ediyorum. Devam...
Korkularımızın, rüyalarımızın, içgüdülerimizin ve nice duygumuzun ete kemiğe bürünüp hikayeleşeceğini hiç düşünmezdim... Hayalgücünün kısa hikayelerde yoğun etki ve anlatım ruhuna büründüğü bu eseri okurken, bazen Poe denizinde, bazen de Hemingway okyanusunda buluşacaksınız... Tabi tüm bunların yanında bir Mercan Alper tarzı keşfedeceksiniz. Herkesi çember duasında bulup bütün olmaya davet ediyorum.
İlk öyküsü ile kalbe dokunuyor. Öykülerini okurken hissettiğim tatlı bir hüzün oldu. Hafif karamsar kurguları oldukça ilginç. Fakat bu ilginçliği okuyucuya öykülerin gerçek olduğunu hissettirmeye başaracak bir dille yazmış. Su gibi akıp gidiyor.
"O da pek çok insan gibi zihninde dünyayı düzeltip daha iyi bir yapmanın onlarca yolunu bilen, ama iş harekete geçmeye geline kılı kımıldamayan insanlardan biriydi." (sf. 80)
Gerek kapak tasarımı gerekse içindeki 13 hikayenin 13'ünün de bambaşka dünyalardan bahsetmesi ile ilgiyi çeken bir kitap ile geldim. Adı da o kadar manidar olmuş ki, çok sevdim. İçim çok sıkıldığında ya da çok fazla vaktim olmadığında sığındığım bir kapıdır öykü okumak. Çünkü kitabı bitirmeden kalkamam diye düşünme derdi yoktur. Ama bazı öykü kitapları vardır ki bir öyküyü bitirince diğerini de okumak istersiniz, sonra diğerini, sonra bir diğerini... bir bakmışsınız ki kitap bitmiş. Ayrıca her öykü kitabı öyle kısıtlı bir boş vaktim var, canım sıkıldı falan diyerek okuyabileceğiniz gibi değildir, her öyküde bir durup düşünürsünüz çünkü. Bana göre Çember de öyleydi. Öyküler bambaşka evrenlerden, bambaşka dünyalardan gibiydi. Birinde çocuğunuzun tüm özelliklerini seçip her yaşam evresinde nasıl görüneceğine dahi bakabildiğiniz şimdilik ütopik bir dünyadayken birinde powerpuff girls tadında malzemeleri karıştırıp kendinize arkadaş yapabiliyorsunuz, fakat bu arkadaşa farklı olarak bir duygu atfediyorsunuz ve onun kaderini böylelikle belirlemiş oluyorsunuz. Bir bakıyorsunuz çemberi tamamlamazsanız köyünüzden atılabileceğiniz fantastik yaratıklardan bahseden bir öyküdesiniz, bir bakıyorsunuz ki ölü bir kadının dışarıdan kedisini ve kendisini izlediği bir öyküdesiniz. Rüyaları kesip biçip dikiyor, yine bir terzi aracılığıyla diktirdiğiniz şahane elbiseniz ile olmadığınız biri gibi davranmaya çalışırken o personanızda boğulur hale geliyorsunuz.
Açıkçası her öykünün bir mesajı var, kimisini anlamak için uzunca düşünmek gerekirken hatta bu işin harika yanı olarak belki de yazarın düşlediğinden çok daha farklı bir mesaj çıkarak devam ediyor, kimisinde kabak gibi ortada olan mesajı alıp geçiyorsunuz.
Özetle, karakterleri bazen bir insan bazen insan dışında varlıklar (hayvan, fantastik yaratıklar, ruh vs) olan ütopik, distopik, fantastik öğeler içeren veya günlük yaşamda göremeyeceğimiz açılardan hayatı gösteren 13 öyküden oluşan Çember genel anlamda sevdiğim bir kitap oldu. Öyküler içerisinden bir tek Gece'yi sevemedim (belki de mesajı anlayamadım). Bir de editörüne minik bir not olarak gözüme çarpan minik yazım hataları vardı, özellikle de'lerin yazımında. Umuyorum yazar yeni kitap hazırlığındadır, öykülerinin tadını aldık bir de roman tadı alsak ne hoş olur. Fantastik, ütopik öğeler içeren falan hani... Keyifle okuyun!😍