What do you think?


Ölmeden Önce
Şehnaz Erkan’ın öyküleri okurunu gündelik hayattan son çıkışa yönlendiriyor, birbirine benzeyen günlerin olağanlıkları arasına gizlenmiş absürt durumlar ve ilişkiler gerçekliği eğip bükerek karakterleri iki tür mücadeleye sokuyor: Tekdüzeliğin zincirlerini kırmak ve olağanüstü zorluklara direnmek.
Dünyayı bekleyen felaketler, korkunç baş ağrıları, gelecekten alınan beklenmedik haberler, kadın erkek ilişkileri, doğaüstü olaylar ve sıkıcı gerçekler. Ölmeden Önce, yaşamla ölüm arasındaki o incecik ipin üzerinde dikkatle yürüyen, ‘acayip’ keyifli, muzip bir kitap.
Dünyayı bekleyen felaketler, korkunç baş ağrıları, gelecekten alınan beklenmedik haberler, kadın erkek ilişkileri, doğaüstü olaylar ve sıkıcı gerçekler. Ölmeden Önce, yaşamla ölüm arasındaki o incecik ipin üzerinde dikkatle yürüyen, ‘acayip’ keyifli, muzip bir kitap.
120 pages, Paperback
Published January 1, 2021
Ratings & Reviews
Friends & Following
Create a free account to discover what your friends think of this book!
Community Reviews
Displaying 1 - 7 of 7 reviews
February 1, 2021
20 öyküden oluşan bir ilk kitap Ölmeden Önce. Şehnaz Erkan'ın öykülerini daha önce okumamıştım hiç, benim için de bir ilk oldu yani.
Öncelikle tek oturuşta bitti, dikkati çabuk dağılan biri olduğum da düşünülürse akıcılık konusunda hiçbir sorun yok. Erkan'ın duru bir anlatımı, kelime oyunlarına ihtiyaç duymadan okuru etkileyebilen bir dili var. Gelgelelim iyi bir öykü için bunlar yeterli değil tabi. Kitabın ilk öyküsü -ya da metni- "Okurlar İçin Kullanım Kılavuzu" bana göre olabilecek en kötü başlangıçlardan biriydi. Kitabın doğrudan okura seslendiği postmodern bir başlangıç fena fikir değil aslında. Ancak benimle konuşan kitabın bana üstten baktığını, züppelik yaptığını hissettiğimde ister istemez biraz soğudum kitaptan. Neyse ki sonraki öykülerle beraber bu his de yavaş yavaş silindi.
Açıkçası tam olarak ne düşüneceğimden emin değilim bu derleme için. Özellikle bazı öykülerdeki tuhaf, doğaüstü atmosferi sevdim aslında. Öyküleri ortaya çıkaran fikirler de güzel. Fakat olmamışlık hissini atamadım bir türlü içimden. Hikayelerin kurguları fazla basit, karakterlerini anlamak güç biraz. Her yazardan samimi bir anlatım beklemek doğru değil ama Erkan'ın öyküleri böyle bir şeye ihtiyaç duyuyor bence.
Kısacası Ölmeden Önce mükemmel bir derleme değil, ama Şehnaz Erkan'ın sonraki işlerini takip etmem için yeterli keyfi verdi bana.
Öncelikle tek oturuşta bitti, dikkati çabuk dağılan biri olduğum da düşünülürse akıcılık konusunda hiçbir sorun yok. Erkan'ın duru bir anlatımı, kelime oyunlarına ihtiyaç duymadan okuru etkileyebilen bir dili var. Gelgelelim iyi bir öykü için bunlar yeterli değil tabi. Kitabın ilk öyküsü -ya da metni- "Okurlar İçin Kullanım Kılavuzu" bana göre olabilecek en kötü başlangıçlardan biriydi. Kitabın doğrudan okura seslendiği postmodern bir başlangıç fena fikir değil aslında. Ancak benimle konuşan kitabın bana üstten baktığını, züppelik yaptığını hissettiğimde ister istemez biraz soğudum kitaptan. Neyse ki sonraki öykülerle beraber bu his de yavaş yavaş silindi.
Açıkçası tam olarak ne düşüneceğimden emin değilim bu derleme için. Özellikle bazı öykülerdeki tuhaf, doğaüstü atmosferi sevdim aslında. Öyküleri ortaya çıkaran fikirler de güzel. Fakat olmamışlık hissini atamadım bir türlü içimden. Hikayelerin kurguları fazla basit, karakterlerini anlamak güç biraz. Her yazardan samimi bir anlatım beklemek doğru değil ama Erkan'ın öyküleri böyle bir şeye ihtiyaç duyuyor bence.
Kısacası Ölmeden Önce mükemmel bir derleme değil, ama Şehnaz Erkan'ın sonraki işlerini takip etmem için yeterli keyfi verdi bana.
February 12, 2021
Ölmeden Önce, hayatı ve ölümü kimi zaman bir öncül ve ardıl ilişkisiyle, kimi zaman iç içe ele alan bir öykü kitabı. Sonuçta yaşama biçimlerimizle ölme biçimlerimiz arasında büyük farklar olmayacağı beklenir. Bu yüzden ölüme dair öyküler, bir yönüyle de hayata dairdir.
Kitap boyunca bu düşüncelerin ağırlığı ile oluşan kasveti hissetmek mümkün. Fakat bu durum bir umutsuzluk ya da karamsarlık olarak algılanmıyor, daha ziyade okuyucuyu kitabın oluşturduğu evrenle bir yakınlık kurmaya teşvik ediyor.
Öykülere konu olan karakterleri kimi zaman gündelik hayatta tanıyabilirsiniz, kimi zaman ise ancak rüyanızda görebilirsiniz. Bu yönüyle kitapta alternatif varoluş ihtimalleri üzerinde de durulmuş diyebiliriz.
Bu arada Ölmeden Önce'ye kitaplığınızda güzel bir yer ayırın. Çünkü o sizin kitabınız değil, siz onun okurusunuz :)
Kitap boyunca bu düşüncelerin ağırlığı ile oluşan kasveti hissetmek mümkün. Fakat bu durum bir umutsuzluk ya da karamsarlık olarak algılanmıyor, daha ziyade okuyucuyu kitabın oluşturduğu evrenle bir yakınlık kurmaya teşvik ediyor.
Öykülere konu olan karakterleri kimi zaman gündelik hayatta tanıyabilirsiniz, kimi zaman ise ancak rüyanızda görebilirsiniz. Bu yönüyle kitapta alternatif varoluş ihtimalleri üzerinde de durulmuş diyebiliriz.
Bu arada Ölmeden Önce'ye kitaplığınızda güzel bir yer ayırın. Çünkü o sizin kitabınız değil, siz onun okurusunuz :)
August 18, 2021
Depresif öyküler. Hepsinde üzüldüm. Her öyküde üzülmek istemiyordum. Çalıkuşu’nda Feride ölümü şöyle tarif eder, “İnsan 40 sene, 50 sene koşar, gezer, eğlenir. Yorulduğunda bembeyaz, tertemiz bir yatağa uzanır, yeni başlayan uykuların mahmurluğunda gülümseyerek, söner gider. Sonrası bembeyaz taşlar, çiçekler, taşın yanındaki suluktan su içen güvercinler…” Böyle düşünmek isterdim.
February 21, 2021
Değişik, absürd hikâyeler var içinde. Bazılarında biraz daha uğraşılsa çok güzel olacağı hissedilse de hep belli bir seviyeyi aşamamışlar gibi hissettim okurken. Okunabilir, belki bana gelmediği kadar ilginç de gelebilir başka okuyanlara, ama okumadan önce ben okumamış olan ben'e bir öneride bulabilse idim bu kitabı önermezdim sanırım (kitaptaki bazı hikayelere benzedi bu son cümlem) :-)
September 26, 2023
“Var olmamam gerekiyordu, bende gidiyorum."
1 Eylül itibariyle hava her ne kadar hissettirmese de sonbahara girişimiz ve artan iş yükü ile görece kitap okumaya vakit ayırma konusunda epey bir zorluk çekiyorum. Oturtmuş olduğum düzen yazın gelişi ve hızlı bitişi ile adeta bozuldu diyebilirim. Oysaki kendimi tanırım, sonbaharda daha melankolik kitaplar okumayı severim. Aslında isminden de anlaşılacağı üzere Ölmeden Önce tam böyle bir öykü kitabı. Ancak kitaba ve öykülere geçmeden önce söylemeliyim ki, bu kitap bile beni eski okuma alışkanlığıma döndüremedi.
Ölmeden Önce, tam 19 öyküden oluşan bir kitap. Bir ölüm teması genel itibariyle baskın olsa da her bir öyküde tema çokça değişiyor. Yer yer öyküye gerçekdışılıklar ve gariplikler dahil oluyor. Okuması hızlı, keyfi normal bir kitap. Ancak söylemeliyim ki, kitap okura özel bir notla başlıyor ve keşke bu not kitabın içinde olmasa. Kitaba başlamadan bende olumsuz anlamda çok büyük bir önyargı oluşturdu ve beklentimi fazlasıyla düşürdü. Keşke öyle bir not olmasaydı ve ben o notu hiç okumamış olsaydım.
September 10, 2025
Bir kitabı nasıl,ne şekilde, ne içerek ve nerede okuyacağına okur karar verir diye düşünüyorum yazarın bu konuda fikir beyan etmesini anlamıyorum.Bu şekilde beyan edildiğinde esaslı bir kitap bekliyor insan. Şahsen ben o esaslı bir kitap bulamadım ölüm temalı öykülerden oluşmakta okunur diyorum.
March 27, 2022
Kitabı nasıl okumak gerektiği konusundaki önerileri çok garibanca buldum. Ezilmiş bir insanın acaba ezebilir miyim deyip eline geldiği gibi sallamasyon yapması hiç hoş değil, olmamış.
Dahiyane önerilere gelince:
Kitaba kesinlikle yazı yazılmaz
Sahiplik ifadesi Ekslibris ile sağlanır, gerekiyorsa ve kitap çok önemliyse. Tüm kitaplara isteniyorsa bu da bir ekslibris damga ile çok basittir.
Prestijli bir dolmakalem isteniyorsa neden dedemin tercihi Montblanc? Yeniliklere açık olmak gerek. Daha pahalı, yazarın istediği gibi bir kalem Caran D'Ache olabilir. (Bunu da yazarın kalite diye tutturmasına bağlıyorum)
Dik oturmaya gelince şahsen ben dik oturamam, okuma koltuğum da denilen gibi dimdik değildir, üstelik klasik ve şık bir okuma koltuğudur.
Açık havada okuyabilirsin, ama plaja götürme. Tamam olur! Ben okuduğum kitabı sahile de götürürüm, bahçeye de, gerekiyorsa toplu taşıma aracına da uçağa da. Bu da demektir ki koca bir çantanın içine tıkıyorumdur. Tabii kitap var, kitap var. Bilmem anlatabildim mi?
Ayraç konusunda haklı. Ama bu da okuyucuyu kendi hegamonyasına alabilir anlamı taşımıyor. İnsanların ayraç kullanma keyfi tamamiyle kendilerine kalmıştır ve çok özeldir. Bazen öyle bazen böyle, o dönemki zevklerine ve morallerine göre seçerler ayraçlarını. Aynen kitaplarını koydukları kapaklar gibi.
Gelelim kahve konusuna, Guatemala kahvesi önerirken bu kahvenin bedavaya çalıştırılan işçiler sömürülerek toplandığını biliyor mu acaba? Eminim bilmiyordur, yoksa böyle gaddar bir öneride bulunmazdı.
Kitap okurken hiçbir müzik dinlemem. Ama bunu eleştirmek istemem çünkü zevk meselesi.
Kitaba gelince, böyle iddialı sözlerle başlamasa belki bir tık daha fazla yıldız verirdim. Öyle iddialı sözlerden sonra beklediğiniz bu öyküler olmuyor.
Kalite de, nişan törenini geniş mutfakta yapmayı istemek bu büyük kelimeye uymuyor. Çelenk değil ayaklı sepet, orası cenaze değil. Solar aydınlatma elektrikler kesilince sönmez, güneşle şarj olmuştur zaten ve devam eder.
Bu kadar uzun yazmak hiç bana göre değil, ama dayanamadım. Son olarak ölüme takılınmış, çok işlenmiş ve paralel evren! Durmadan paralel evren geçiyor, ama tam anlamı biliniyor mu? Tam olarak bilinse bu kadar geçmezdi diye düşünmeden edemiyor insan.
Dahiyane önerilere gelince:
Kitaba kesinlikle yazı yazılmaz
Sahiplik ifadesi Ekslibris ile sağlanır, gerekiyorsa ve kitap çok önemliyse. Tüm kitaplara isteniyorsa bu da bir ekslibris damga ile çok basittir.
Prestijli bir dolmakalem isteniyorsa neden dedemin tercihi Montblanc? Yeniliklere açık olmak gerek. Daha pahalı, yazarın istediği gibi bir kalem Caran D'Ache olabilir. (Bunu da yazarın kalite diye tutturmasına bağlıyorum)
Dik oturmaya gelince şahsen ben dik oturamam, okuma koltuğum da denilen gibi dimdik değildir, üstelik klasik ve şık bir okuma koltuğudur.
Açık havada okuyabilirsin, ama plaja götürme. Tamam olur! Ben okuduğum kitabı sahile de götürürüm, bahçeye de, gerekiyorsa toplu taşıma aracına da uçağa da. Bu da demektir ki koca bir çantanın içine tıkıyorumdur. Tabii kitap var, kitap var. Bilmem anlatabildim mi?
Ayraç konusunda haklı. Ama bu da okuyucuyu kendi hegamonyasına alabilir anlamı taşımıyor. İnsanların ayraç kullanma keyfi tamamiyle kendilerine kalmıştır ve çok özeldir. Bazen öyle bazen böyle, o dönemki zevklerine ve morallerine göre seçerler ayraçlarını. Aynen kitaplarını koydukları kapaklar gibi.
Gelelim kahve konusuna, Guatemala kahvesi önerirken bu kahvenin bedavaya çalıştırılan işçiler sömürülerek toplandığını biliyor mu acaba? Eminim bilmiyordur, yoksa böyle gaddar bir öneride bulunmazdı.
Kitap okurken hiçbir müzik dinlemem. Ama bunu eleştirmek istemem çünkü zevk meselesi.
Kitaba gelince, böyle iddialı sözlerle başlamasa belki bir tık daha fazla yıldız verirdim. Öyle iddialı sözlerden sonra beklediğiniz bu öyküler olmuyor.
Kalite de, nişan törenini geniş mutfakta yapmayı istemek bu büyük kelimeye uymuyor. Çelenk değil ayaklı sepet, orası cenaze değil. Solar aydınlatma elektrikler kesilince sönmez, güneşle şarj olmuştur zaten ve devam eder.
Bu kadar uzun yazmak hiç bana göre değil, ama dayanamadım. Son olarak ölüme takılınmış, çok işlenmiş ve paralel evren! Durmadan paralel evren geçiyor, ama tam anlamı biliniyor mu? Tam olarak bilinse bu kadar geçmezdi diye düşünmeden edemiyor insan.
Displaying 1 - 7 of 7 reviews








