Yavaş yavaş yok olan bir imparatorluğun kendi toprakları üzerinde hak sahibi olduğunu kanıtlamak için müzeoloji ve arkeolojiye başvuruşunun hikayesi çok güzel anlatılmış. Özellikle Osman Hamdi Bey'in müdürlüğü esnasında karşılaştığı kayıtsızlık ve eğitimsizlik problemi karşısındaki çaresizliğini tabloları üzerinden okumak güzeldi.
Bu kitabda Shaw, Osmanlı'da müzecilik anlayışının Batı'dan etkilenerek nasıl şekillendiğini ve bunun imparatorluk içindeki ulusal kimlik ve tarih anlayışına katkılarını ayrıntılı bir şekilde analiz eder. Aynı zamanda bu süreçlerin Avrupa merkezli yaklaşımlara karşılık yerel dinamiklerle nasıl harmanlandığını gösterir. Kitap, tarih, sanat ve kültürel miras alanlarında çalışanlar için değerli bir kaynak niteliğindedir.