Yıllar önce kaderi çizilen bir aşk, kanla başlayıp kanla bitecek. İki farklı hayat iki farklı hikaye; intikamla ekilen savaş tohumları büyünün gücüyle sulanacak.
Avcı iken av olan bir kadın: Akira Rede. "İhanetin oğlu" olarak anılan vampir prens: Colby Cunningham.
Atmayan bir kalp yalan duygularla ne kadar kırılabilir, kırılabilir mi? Bir adam iki farklı yüz; Akira'nın av olduğu adam gerçekte kim? Vampirler, avcılar, cadılar, kurt adamlarla örülmüş bir dünya... Herkes tarafim seçti ve bedelleri ödemeye hazır. Şimdi savaş vakti!
"Bazen olmasında ısrar ettiğin şeyler, ödemek zorunda kaldığın bedellere değmez.
Biraz konusundan bahsedecek olursam eğer, vampirlerin, kurt adamların hatta cadıların olduğu bir dünya düşünün.Bunlara karşılık insanlığı koruma adına yürütülen de bir Avcı topluluğu.Baş karakterimiz Akira, kadınların avcı olamadığı bu düzene aykırı gelerek bir avcı olarak yetiştirilen, bu topluluğun en başındaki kişinin kızı.Babası tarafından vampirlerin prensi olan Colby'nin yakalanıp avcılara teslim edilmesi görevine laik görülen Akira ile başlıyor olay örgüsü.
Tamam kabul, kitaba başlarken zaten beklentimin yüksek olduğunu söylemiştim ama bu neydi ya! Kitap resmen Türk yazarlar fantastik kurgu yazamaz diyen fuzuli insanlara tepki olarak doğmuş! Gururla okudum.
Cidden oluşturulan kurguya ve gittiği yöne bayıldım.Kendini çok güzel okutan bir kitaptı.Yazım dili de oldukça hoşuma gitti.Ne boğacak ve satırlar atlatacak kadar fazla betimleme vardı ne de çok sade diyecek kadar eksik.Tam dozunda! +18 öğe bulundurmuyordu bu yüzden bu unsurlardan rahatsız olanlar için de rahatça okunabilecek bir kitap olduğunu düşünüyorum.
Gelelim kitap konusunda benim problem olarak gördüğüm tek kısıma.Bana kalırsa Akira ve Colby çok çabuk ve ani bir şekilde birbirlerine bu kadar bağlandılar.Daha çok vakit geçirmeli hatta daha çok olay atlatmaları gerektiğini düşündüm ben başlarda.Okurken ne ara bu hale geldiler demekten kendimi alamadım.Bunun dışında olmamalıydı dediğim hiçbir unsur yoktu.
İkinci kitap henüz yazım aşamasındaymış.Bu beni devamı için sevindirdi fakat bekleyeceğim için de bir tık üzmedi değil.🌚 Çünkü sonu devamını çook merak ettiren bir şekilde bitti.Elimizden gelen şey beklemek.🌚
"Yazgılarının satır aralarını dolduracaktı avcılar. Ya var olacaklardı sonuna kadar ya da onlar için bir daha güneş doğmayacaktı. Ateşin kıvılcımı yanmış, kan toprağa damlamış, av seçilmişti. Bir düzen mi yıkılacaktı, yeni bir dünya mı inşa edilecekti?"
İşte kitabımızı özetleyecek bir alıntıyla başlıyorum anlatmaya.
Avcılar, cadılar, kurt adamlar ve vampirlerin bulunduğu bir diyar düşünün. Yıllar boyu dost olarak yaşayan bu ırklar Yetmiş dört yıl sonra bir cadının vampirleri lanetlemesi üzerine ittifak bozuluyor ve kendi içerinde dağılarak iç savaş başlamasına neden oluyorlar.
Bu lanet ile beraber kaderi çizilen bir aşk doğuyor. Bu aşk laneti kaldırabilecek tek şey ama tek sorun; "Kan ile başlayıp, kan ile sonlanacak!" olması.
Kitabımızda genel olarak ırkların lanetini, iç savaşı ve intikamla ekilen bir aşkın başlamasını konu alıyor. Genel havasını sevdim ama beni rahatsız eden tek nokta; "Bazı olayların ve giriş kısmının" hızlı ilerlemesi. Bu durum ilk elli sayfa ben de odaklanamama sorunu oluşturdu.
Gelişme bölümünde ise konuya daha çok adapte oldum ve Bum! Olaylar açılınca kaos seven bir ben sonlara doğru kitabı sevdi! Hatta Mahinev'e dedim ki kızım sen sonlarn kızısın! Ciddi anlamda sırlar ve gizemler açıldığına; "Hadi oradan be!" diye tepki verdiğimi hatırlıyorum.
Kitabın baskı kalitesini, puntosunu ve havasını çok beğendim. İkinci kitabı merak ediyorum ve şu an yazılıyor hatta ismi bile açıklandı.
Bakalım ikinci kitapta bizleri neler bekliyor, saygılar.
"Yazgılarının satır aralarını dolduracaktı avcılar. Ya var olacaklardı sonuna kadar ya da onlar için bir daha güneş doğmayacaktı. Ateşin kıvılcımı yanmış, kan toprağa damlamış, av seçilmişti. Bir düzen mi yıkılacaktı, yeni bir dünya mı inşa edilecekti?"
İşte kitabımızı özetleyecek bir alıntıyla başlıyorum anlatmaya.
Avcılar, cadılar, kurt adamlar ve vampirlerin bulunduğu bir diyar düşünün. Yıllar boyu dost olarak yaşayan bu ırklar Yetmiş dört yıl sonra bir cadının vampirleri lanetlemesi üzerine ittifak bozuluyor ve kendi içerinde dağılarak iç savaş başlamasına neden oluyorlar.
Bu lanet ile beraber kaderi çizilen bir aşk doğuyor. Bu aşk laneti kaldırabilecek tek şey ama tek sorun; "Kan ile başlayıp, kan ile sonlanacak!" olması.
Kitabımızda genel olarak ırkların lanetini, iç savaşı ve intikamla ekilen bir aşkın başlamasını konu alıyor. Genel havasını sevdim ama beni rahatsız eden tek nokta; "Bazı olayların ve giriş kısmının" hızlı ilerlemesi. Bu durum ilk elli sayfa ben de odaklanamama sorunu oluşturdu.
Gelişme bölümünde ise konuya daha çok adapte oldum ve Bum! Olaylar açılınca kaos seven bir ben sonlara doğru kitabı sevdi! Hatta Mahinev'e dedim ki kızım sen sonlarn kızısın! Ciddi anlamda sırlar ve gizemler açıldığına; "Hadi oradan be!" diye tepki verdiğimi hatırlıyorum.
Kitabın baskı kalitesini, puntosunu ve havasını çok beğendim. İkinci kitabı merak ediyorum ve şu an yazılıyor hatta ismi bile açıklandı.
Bakalım ikinci kitapta bizleri neler bekliyor, saygılar.