1975 Bursa doğumlu. ODTÜ’de işletme okuduktan sonra Belçika’da Avrupa Birliği ve Uluslararası İlişkiler bölümlerinde yüksek lisans yaptı.
Brüksel’de ekonomi-politika doktorasını yaparken gazeteciliğe başladı.
Cumhuriyet, Dünya, Virgül, TimeOut, Huffington Post, Vocativ ve BBC gibi yerli ve yabancı medya kuruluşları için çalıştı. Bu süreçte İstanbul, Washington, Brüksel ve Londra’da yaşadı.
İlk romanı Gazetecinin Ölümü 2014 yılında, ikinci romanı Kara Muska 2016’da, üçüncü romanı Mantolu Kadın Kasım 2018’de yayımlandı.
İngiltere’nin seçkin derneği Polisiye Yazarlar Birliği’ne (CWA) 2016 yılında kabul edildi.
Ecel Çiçekleri'ni beğenmediğim için gerçekten üzgünüm. Beğenmeye görevli olduğumdan değil, kitabın iyi olduğundan umutluydum. Kitap iyi değil.
Siyasi-toplumsal konuların roman konusu edilmesiyle ilgili görüşlerimi çok kez dile getirdim. İyi romanlar çok güçlü toplumsal söylemler içerebilir, toplumsal romanlar çok iyi yazınsal yapıtlar olabilir. Ama roman kılığına girmiş manifestolar sıklıkla kötü edebiyat anlamına geliyor.
Elçin Poyrazlar, kadın cinayetlerini ve erkek egemen baskı düzeneğini yerden yere vurmak için almış kalemi eline. Çok iyi, buradan çok iyi bir roman çıkabilirmiş. Poyrazlar çok güçlü yazmıyor ama kabul edilebilir bir kalemi var. Buna karşın öykü iyi geliştirilmemiş, kurgu iyi tasarlanmamış, havada kalan çok şey var, olay örgüsünde ve anlatıda sıralama sıkıntılı, çok şey kopuk kalmış. Tümüne ek olarak diyalog çok yapay ve çok yorucu. Yalnızca diyalog yüzünden kitabı yarım bırakabilirdim. Bunların tümünün yazar ölçüsünde editöre yönelik eleştiriler de olduğunu vurgulamalıyım. Editörün görevi bu sorunları saptayıp gidermeye çalışmaktır.
Peki, kitapta ne güçlü? Poyrazlar'ın kadına yönelik şiddete karşı tutumu ve eleştirisi güçlü. Çok güzel. Ama bir roman, hele ki suç romanı, yalnız söylemi ve eleştirisiyle güçlü olmuyor. İyi karakter, iyi öykü, iyi kurgu, iyi dil ve iyi diyalog gerekiyor. Bunlar yok.
Ecel Çiçekleri, toplumsal söylem ortaya koyma isteğine kurban edilmiş çok sayıda kitaptan biri. Keşke 250 sayfalık bir roman değil 20-30 sayfalık bir öykü olsaydı. O zaman çok başka şeyler söyleyebilirdim.
bize sevdigimiz kitap karakterleri kazandiran kitaplar iyi ki var! bir de kurguda her detayi vermektense en temel duyguyu veren, gerisini okurun hayal gucune birakan, kadin meselelerini boyle cesurca yazan, her birkac sayfada bir gerceklerden daha korkunc bir sey okumuyorum aslinda hissini okurun aklina kaziyan yazarlar iyi ki var! uzun zamandir turkce polisiye okumamistim. su gibi dili, dozunda heyecani, ilginc kurgusuyla bu hafta benim icin iyi polisiye iyi bir pazari getirdi.
ben suat ve selim komiseri yeni maceralarda gormeyi, okumayi cok isterim. kaleminize saglik elcin poyrazlar.
“adalet denen ici bos binada kadinlarin namusunu, ev hanimligini, iffettini ve guzelligini bahane ederek katliamlari hakli cikardilar tek tek. kravat taktiklari icin sirtlarini sivazladilar. erkek olduklari icin aklislandilar.”
Polisiye - gerilim okumayı arka plana alalı epey olmuştu, taa ki ısrarla Elçin Poyrazlar'ın kitapları tavsiye edilene dek. Yazarın kitapları arasından ben tanışma kitabı olarak en son kitabını seçtim, eğrisi doğrusu bilemiyorum, ben gayet memnunum, diğerlerini de zamanla edinip okuyacağım.
Özellikle ülkemiz özelinde ciddi bir toplumsal yara olan, kadına yönelik şiddet, istismar ve ötekileştirmeyi merkeze alarak temposu hiç eksilmeyen, aniden gerim gerim geren bir soruşturma okuyoruz.
İtiraf ediyorum ki ben okumadan önyargılıydım, zira hem çok önemli hem xe popülaritesi gereği ince ince işlenmezse çok sırıtacak bir kurgu okumaktan çok korkuyordum. Fakat beni yanılttı, kendinden son derece emin, açık ve net bir gerilim okudum. Yazarın ismi olmasa Tess Gerritsen mi okudum derdin, tabii biraz daha adli tıp kurguda ayrıntılı olsaydı, ordan farkı yakalarsınız benim gibi zamanın hızlı Gerritsen okuru iseniz.
Öncelikle polisiye gerilim sevenlere sonrasında çağdaş kalemlerimizle tanışmaya mesafeli duranlara ısrarla tavsiye ediyorum.
Kadın kahramanların ön planda olduğu Ecel Çiçekleri’ni beğeniyle, merakla, heyecanla okudum, keyif aldım. İstanbul’da arka arkaya cinayetler işlenmeye başlar, boğazları kesilerek öldürülen kurbanların hepsi erkektir. Komiser Suat, cesetlerin yanına beyaz kasımpatıları bırakan katili yakalamaya kararlıdır... Kadına şiddet, kadın cinayetleri, toplumun kadına bakışı gibi meseleleri merkeze alan, gerçekçi, karakterleri ve olay örgüsü başarılı bir polisiye... Umarım Komiser Suat’ın yeni maceraları gelir...
Yazar bu kitabı ile 2021 Dünya Kitap Yılın Polisiye Kitabı Ödülünü aldı. Yazarın okuduğum ilk kitabı. Çok akıcı, heyecanlı ve güzel kurgulanmış bir polisiye. Oluşturulmuş karakterleri sevdim. Ülkemizde yaşanan kadın cinayetlerini konu alan bir roman.
Diğer tüm kitaplarını okuduğum Elçin Poyrazlar'ın bu kitabını da görür görmez aldım ve okumaya başladım. Her kitabı daha da akıcı, güzel ve daha sade oluyor. Çok severek okudum ve iki günde bitirdim.
Bir yıldızı niye kırdım, çünkü kitabın sonu doyurmadı beni (acaba devamı mı gelecek?!)
Kitapta beni rahatsız eden tek şey (spoiler vermeden anlatayım) yaşayan bir tane bile iyi erkek karakter olmayışıydı. Biri kaba, biri azgın, biri küfürbaz ve maço, biri tecavüzcü... Böyle gidiyor. Bir tane kutsal dede figürü var, o da ölmüş. Biliyorum, bu bir Amerikan filmi değil ve bir iyi beyaz, bir kötü beyaz, bir iyi zenci, bir kötü zenci olması zorunlu değil. Ama bütün kadınların iyi (ya da en azından haklı), bütün erkeklerin kötü/kaba/hödük olması yorucu bir yerden sonra. Tek bir kötü kadın karakter var, onun da lakabı "Erkek" zaten. Bir süre sonra irrite edici geliyor.
Okumaya baslarken cok umutluydum ama alti doldurulmamis iki polis karakter, sacma bir seri katil vakasi ve garip bir final ile karsilastim. Ben sevmedim.
Elçin Poyrazlar'ı ilk polisiye kitabından bu yana takip ediyorum. Her kitabında kendini daha da geliştiriyor. Kadın kahramanlarındaki gerçekçilik, sürükleyici dil ve tempolu kurgusu ile polisiye meraklılarına zevkli kitaplar sunuyor. Ecel Çiçekleri iyi bir polisiye olmanın yanı sıra, Türkiye'nin şu anda içinde bulunduğu durumun da fotoğrafını çekiyor. Kadın cinayetleri, adaletsizlikler, sonuçlanmayan adalet arayışı ve dozu giderek artan şiddeti okuyoruz. Hem iyi bir polisiye okuyor hem de gerçekle bir daha yüzleşiyorsunuz.
Tertemiz, polisiyenin tüm kriterlerini bünyesinde toplayan, gündeme ve özellikle ülkemizin unutmaması gereken trajedilere büyük atıflar yapan bir eser "Ecel Çiçekleri". Polisiye severlerin hoşuna gideceğine eminim. Ayrıca Türkiye'de yaşayıp bu kitapta aktarılanları bilmemek, göz ardı etmek, sırtını dönüp gitmek imkansız. Çok iyi bir yazarlığın yanında edebiyata gayet güzel yedirilmiş çok iyi bir gazetecilik örneği bence.
Polisiye okumayı sevmem sanıyordum ama fikrim değişti. Elçin Poyrazlar ilk kez okuduğum bir yazar. Kalemini sevdim. Hikaye kadın cinayetlerinin faillerinden intikam alan seri katiller üzerine kurgulanmış, hatta maktul isimleri gerçek cinayetlerden alıntılanarak oluşturulmuş. Bu seri cinayetleri çözmeye çalışan kadın polis Suat Zamir'in yeni maceralarını da okumak isterim. Ahmet Ümit'in Başkomiser Nevzat'ı gibi yeni kitaplarda da görsek Suat'ı ne güzel olur! Yazar ile yazariylakonusanlar sayesinde tanışma fırsatı bulduk. Özellikle feminizm hakkında kendisine dair dile getirdikleri ilgimi çekti ve yakın hissettirdi. Takip edeceğim bir kadın yazar keşfetmekten dolayı mutluyum.
Elçin Poyrazlar’ın daha önce 3 kitabını okumuş ve beğenmiştim. Bu kitabı da bir solukta okudum. İyi kurgulanmış, kadına şiddet ve toplumsal cinsiyet eşitsizliğe karşı başkaldırıyı merkezine alan bir kitap. Aslında bazen içimizde düşünüp yapamadığımız şeyleri yapan acımasız kadın karekterler yaratmış Elçin Poyrazlar. Keyifle okudum.
Elçin Poyrazlar’ın dördüncü polisiyesi, her zamanki gibi iyi kurgulanmış ve sürükleyici. Poyrazlar’ın her romanıyla daha da geliştiğini düşünüyorum. Ecel Çiçekleri, güncel toplumsal sorunlara değinen, sürükleyici polisiye arayanlara birebir.
Ecel Çiçekleri son yıllarda gittikçe artan ve yaşamımızın bir parçası haline gelen kadın cinayetleri üzerine kurulmuş bir roman. Yazarın dili akıcı, anlatımı güzel ve sonuna kadar okutuyor. Kurguda ufak tefek eksiklikler ve anlamadığım kısımlar olsa da merakla okuduğum bir kitap oldu. Yazara bu konuya dikkat çektiği için teşekkür ediyorum.
Neydi bu? Hiç anlamadım. Kitap çok hızlı başladı, hemen kaptiramadim kendimi. Bitisiyse beni çok şaşırttı. Çözülmemiş bir konuydu. Kapıyı çekip çıkmış yazar. Sanki artık bıkmış, yeter bu kadar demiş. Dümdüz, heyecansız bir polisiye. Pamuk Prenses polisiyesi. Masal gibi bir şey. Bize iyi değerler kazandırıyor, güzel, mutlu bir sonu var. Evet, kesinlikle masal gibi bir kitapti, Yetişkin masalı.
Normalde polisiye romanlarla arası pek iyi olmayan biriyimdir. Elçin hanımın romanını çok sevdim. Kitabı okurken sanki yaşıyormuşçasına o anları hissettim. Kurgu ve karakterler de tam oturmuştu. Aynı zamanda yazarın, okuduğum ilk kitabıydı.
Suat Komiser'in ikinci kitabından başlayıp sevmiştim birinci kitaba da bu nedenle başladım. Elçin hanıma kadın cinayetlerine ve kadına şiddete hatta kontrolsüz polis şiddetine dair yazdığı için canı gönülden teşekkür ederim. Açıkçası son kısım hızlıca olsa da gene de bu şekilde bittiği için sevindim. Hukuksuz bir şeye sevinmemin nedeni de zaten kitapta yazıyor hatta okumadan bile Türkiye Simülasyonundaki her kadın anlar.
Türk yazarlarını okumayı sevMİyorum... Türk yazarlarını sevMİyorum... Çünkü çocukluğumdan beri kitaplar benim için acı, zor, b...k gibi bu hayattan kaçma yöntemimdir... Ama ne hikmetse arada bir garip bir ısrarla, usta bir mazoşist gibi beni hayatın gerçeklerine döndüren kitaplar bulup okuyor ya da dinliyorum. Türk yazarlarının da bu 'gerçeğe dönüş' konusunda yardımı muazzam oluyor... Elçin Poyrazlar ile ilk tanışmam. İlk, ama kesinlikle son olmayacak bir kitap. Tarzını, dilini çok sevdim. Ama konusundan nefret ettim... çünkü gerçekler acıtıyor, onları gayet iyi ve içeriden bildiğim halde tekrar duymak midemi bulandırıyor...
Kitapta birçok şey ama birçok şey havada kalmış bence. Suat ve Selim gibi iki karakteri birbirine aşık etmesinden de Suat'ın geçmişine biraz gizem katmasını beklerdim. Bölümlerin ve cümlelerin çok çok kısa olması beni çok yordu ve konuya konsantremi zorlaştırdı. Yazarın "kadın cinayetleri" hakkındaki net duruşunu çok açık bir şekilde okuyabiliyoruz bu kitapta ve bence kitabın en güzel yanı o. Konu olarak gayet güzel bir konu ama çok sığ kalmış. Elçin Poyrazlar'ın evde bir kitabı daha var mantolu kadın gibi bir şey, kısa zamanda onu da okumak isterim.
Kadın cinayetlerine bizzat Özgecan, Münevver ve Şule'nin ismini kullanarak dikkat çekmesi çok güzel bir anımsatma olmuş. Bir erkekten kaçıp başka bir erkeğin korunmasına sığınmak, bu yüzden de defalarca zarar görmek, kadınların makus kaderi maalesef. Kendimizden başka bizi kurtaracak kimsenin olmadığını ne kadar erken anlarsak o kadar iyi. Öngörülebilir bir hikâye olmasına rağmen keyifliydi. =)
Elçin Hanım'ın okuduğum ilk kitabı. Kolay anlaşılır ve sade bir anlatımı var. Konu bu coğrafyada maalesef her zaman güncelliğini koruyan bir konu ; Kadın Cinayetleri. Baştan sona kadar bilerek ve merak ederek ama bir şeyler eksik hissi ile okudum. Biraz daha derin bir anlatım, biraz daha karakterlerin ruh halini okuyucuya doyurucu bir şekilde hissettirmesini bekledim belki de, o nedenle ben de çok fazla bir iz bırakmadı. Yazarın diğer kitaplarını da okuyacağım.
Elcin Poyrazlarin kitabini ilk kez okudum. Tempolu kurgusu ve akici ve guncel dili ile cok basarili buldum. Kadin adaleti ve cinayetleri uzerine muthis bir kurgu. Sessiz kalinan ama bir o kadar da bilindik duygulari cok guzel ele almis. Herkesin okumasini tavsiye ediyorum. 👏
Bir kısmını okuyarak, bir kısmını da dinleyerek bitirdim. Kitabı beğendim, ama bazı eksiklikler, havada kalan yerler vardı, bazı olaylar fazladan yazılmış gibiydi. Yine de Suat Zamir'i sevdim ve onu yeniden okumayı merakla bekliyorum.
2021 Kristal Kelepçe Yılın Polisiye Romanı Ödülü Adayı
Elçin Poyrazların 2019 Kristal Kelepçe yarışmasına aday olan Mantolu Kadın romanını beğenmiştim, sevmiştim. Ama Ecel Çiçekleri'ni açık ara daha çok beğendim. Farklı bir ligde apayrı bir roman. Mantolu Kadın, kadına şiddet teması etrafında bir polisiye idi. Ecel Çiçekleri 'kadın' hakkındaki tüm meselelere - kadın hakları için yapılan eylemlerden kürtaja, tacizden şiddete, kadın cinayetlerinden toplumun 'kadın' rolüne bakışına kadar - her açıdan değinen, daha önemlisi doğru mesajlar veren ve farkındalık yaratan bambaşka bir roman olmuş.
Şu görüşümü daha önce de çok söyledim: Çocuk tacizi, kadına şiddet gibi konular yalnızca gündem yakalamış olmak için yazıldığında, altyapısı eksik sunulduğunda, 'hafif' ele alındığında; hiç mi hiç hoşuma gitmiyor. Bu konular ticarileştirmeye uygun konular değil. Hakkıyla ele alınamayacaksa hiç yazılmasın. Elçin Poyrazlar'ın sosyal hayattaki duruşuyla bu meseleleri gerçekten 'mesele' olarak ele aldığını zaten biliyorduk. Bu romanla da bunu tekrar ispatlıyor.
Mantolu Kadın'da çok sempatik ve 'altın-çağ' polisiyelerine yakınsayan 'antika' bir dedektif vardı. Bu romana kıyasla Ecel Çiçekleri'ndeki tüm karakterler gerçekçi işlenmişler. Kurgu da doyurucu. Kesinlikle senenin favorilerinden.
Anlattığı konuya, dikkatleri çekmek istediği noktaya olan hassasiyetim nedeniyle saygı duyup bitirdim. Herkesin sadece iyi ya da sadece kötü konumlandigi, karakterlerin derinlesemedigi, diyalogların yapay kaldığı bir roman benim fikrime göre. Polisiye örgü kısmında zaten aşikar olan gerçeklerin muhteşem keşifler gibi sunulması da enteresandı. Spoiler ( Komiser çalışmış çalışmış bence kadın cinayetleri için islenen intikam cinayetleri bunlar sonucuna ulaşmış e bravo yani, o kadar bariz birseyi keşfetmek için dosyalarca çalışıyorsa polis yandık ) . Devamli devrik cümle kullanımı ve betimleme olsun diye eklenmiş, hikayeye birsey katmayan betimlemeler de dil açısından aksatti işleri. Konu okey, dikkat çekilmek istenen yer okey. Kalanı çok üzülerek benlik değildi..
This entire review has been hidden because of spoilers.
Bu kitabı iki kelime ile özetleyebilirim: Kamu Spotu.
Ben bu kitabı elime alıyorsam eğer, zaten kadın cinayetlerinin vehametinden haberdarımdır. Amacım bu konuya zekice, alt metinde, satır aralarında değinen heyecanlı ve sürprizlerle dolu bir polisiye okumaktır. Bu konuya dair uzun tiratlar dinlemek değildir. Ders verme amacı güden ve bu dersi kör göze parmak bir şekilde, idare eder bir yazım dili ve beklentileri karşılamayan bir hikayeyle veren kitaplarla yıldızım barışmıyor. Ecel Çiçekleri ile de ilk birkaç bölümde parlar gibi olan yıldızım kitabın ortalarından sonra hızlı bir sönüşe geçti.
Roman, birbirine gevşekçe bağlı “vakalar dizisi” gibi ilerliyor. Tek bir omurga üzerine oturan, sıkı dokunmuş bir kurgusu yok. • Karakter derinliği yerine olay değiştiriyor. • Yan öyküler ana olayı tamamlayacağı yerde onu “kesiyor”. • Birbirine bağlanacak gibi duran temalar gevşek düğümler halinde kalıyor.
Bu, polisiye için ciddi bir eksiklik çünkü polisiye zaten sebep–sonuç, örgü, ritim ister.
Evet, yazar Türkiye’deki: • kadın cinayetleri • yolsuzluk • polis teşkilatındaki yozlaşma • güç ilişkileri • sınıf çatlakları • adalet sisteminin çözümsüzlüğü
gibi meseleleri vermek istiyor.
Fakat bunu derin analizle değil, daha çok dekor olarak kullanıyor.
Yazarın okuduğum ikinci kitabı oldu. İlki, son kitabı Gölgenin Eli’ydi. Geçen zamanda yazım dili güçlenmiş. Fakat bu kadar sert bir hikaye anlatmaya niyet ettiyse “s*ke çük” deme kolaycılığına ve absürtlüğüne kaçmaya hakkı yok. Tuz kokmuş; ağzınızı bozabilirsiniz, dünyanın alınacağını sanmam.
PS: Yine aynı editör. İlk kitaptan son kitaba kendini hiç bozmamış/geliştirmemiş diyebilirim.