Yazarın toplu öyküler kitabı Eşekarısı'ndan on yıl sonra yayımlanan kitapta dokuz öykü yer alıyor. Şiir Erkök Yılmaz, bu kitabında da sıra dışı bakış açısını ve sinematografik anlatımını sürdürüyor. Hayatın buhar olup uçan ve katılaşıp kalan yanlarına aynı ustalıkla eğiliyor. İroni gerçekliğin içine ustalıkla yerleşiyor, köpüğü üstünde olaylar ustalıkla öyküye taşınıyor ve sinema perdesine sözcüklerin ışığı düşüyor. Fil Kazası'nda bir araya gelen öykülerin başını, gerçekten de film gibi iki öykü, "1 Mayıs" ve "Koku" çekiyor.
Somut olayların içindeki gerçeküstü izleri araştıran, insanın özüne dokunmayı başaran, son derece özgün, canlı, incelikli, derinlikli bir yazarın ustalık verimi Fil Kazası.
9 Temmuz 1948’de Ankara’da doğdu. Ankara Üniversitesi Siyasal Bilgiler Fakültesi’ni 1969’da bitirdi. 1971 yılında Ankara İktisadi ve İdari Bilimler Akademisi’nde asistan olarak göreve başlayan Şiir Erkök, 1977 yılında iktisat doktoru, 1981 yılında doçent, 1989 yılında profesör oldu. Halen Gazi Üniversitesi İktisadi ve İdari Bilimler Fakültesi İktisat Bölümü öğretim üyesidir.
Okuduğum ilk Şiir Erkök Yılmaz kitabı oldu Fil Kazası ve Damla'nın 5 yıldız verdiğini görünce yükselen beklentimi tam olarak karşılamadı maalesef. Şiir Hanımın çok sade, akıp giden bir anlatımı var. Hikayenin anlatıcısına uygun bir dil kullanma konusunda okuduğum birçok öykücüden daha başarılı. Küçük bir çocuğun ağzından anlatılan Koku, içerik farklı olsa da, Vüs'at O'Bener'in Havva'sını hatırlattı. Diyaloglar da epey iyi yazılmış. Ancak benim asıl problemim öykülerin içerikleri oldu. Kitaptaki birçok öykü aşırı dramatik, bir türlü sevemedim. Özellikle Fil Kazası, 1 Mayıs, Koku ve Röportaj öyküleri az sayfa sayısına rağmen seçilen konu yüzünden okurken sıktı beni. Bunların yanı sıra yazarın daha farklı şeyler denediği ve benim de beğendiğim öyküler var. Farklı karakterlerin ağzından anlatılan ve hatta bir noktada iki karakterin aynı anda anlatıcı olduğu Yara öyküsü harikaydı. Gemi ve Güz Sineği öyküleri de keyif verdi bana. Sonuç olarak yazarın diğer eserlerini merak ettirecek kadar (özellikle de son romanı Aile İçi Muhabbet) güzeldi ancak hayal kırıklığına uğradığımı inkar edemem.
Sırtını, dilden ziyade kurguya dayayan bir eser. Merak unsurunu ayakta tutabilen öyküler. 2021 çıkışlı bir eser olmasına rağmen, zamane öykülerine kıyasla farklı uğrakları var. Aklımda en çok "1 Mayıs" öyküsü kaldı sanırım. İsminden beklenenden biraz farklı bir öykü bence, bu da güzel. Öykülerde yer yer imgeler, metaforlar -iyi oluşturulmuş olsalar bile- daha az göze parmak olabilirdi sanki.