Çeçeg ve Nugai, büyük bozkırın ortasındaki bir obanın geleceğini farkında olmadan ellerinde tutan iki genç. Bir yanda ailesinden kendisine geçen kamlık yetenekleriyle Çeçeg ve diğer yanda ise oba beyinin en küçük ama en fazla güvendiği oğlu Nugai. Çeçeg’in gördüğü kötü bir rüya ile başlayan olaylar, bu iki genci artık bir daha ayrılmamacasına birbirine bağlayacak. Kendilerine Heienler (Karalar) diyen bir topluluğun büyük bozkırda her geçen gün daha da büyümesi mevcut dengeleri alt üst eder. Heienlerin acımasız lideri Zuda, ne pahasına olursa olsun bozkırdaki bütün topluluklara hükmetmeyi kafasına koymuştur. Bu uğurda önüne çıkan bütün obaları acımasızca ortadan kaldırırken sıra Çeçeg ve Nugai’nin de yaşadığı topluluğa gelir. Mahir Şanlı’nın Türk mitolojisinin ana karakterleriyle ördüğü Gök Tenri’nin Kılıcı üçlemesinin ilk kitabı Kayıp Yurt; ormanlarda, çöllerde, göllerde ve dağlarda yaşayan fantastik karakterleriyle birlikte okuyucularını heyecanın hiç eksilmediği büyük bir maceraya çıkarıyor.
Mahir Şanlı is a Turkish author. Mahir Şanlı was born on 1977 in Kars, Turkey and now lives in Belgium. He is the author of Sorularla Nars Mitolojisi, Kötülüğün Mitleri, Evren Yaratılış ve Köken Mitleri, Talih, Umut, Notradamus ve Türkiye’nin Geleceği, Büyük Galatasaraylı Alpaslan’a Mektuplar.
Şu ana dek Mahir Şanlı'nın en sevdiğim kitabı bu oldu. Tür olarak biraz daha fantastik olması, gerek çocuk gerekse yetişkin her yaştan insanın okuyup keyif alabileceği, Türk kültürüyle bezenmiş olması benim beğendiğim kısımlar. Karakter derinliği ve evren kurgusu başarılı bir şekilde işlenmiş. Daha ilk kitaptan Çeçeg ve Nugai'nin karakter gelişimlerini sürdürdüğünü görüyoruz ve serinin ilerdeki kitaplarında bu devam edecektir. Bu tarz kitapların daha fazla yazılması taraftarıyım. Diğer kitapları sabırsızlıkla bekliyorum.
Türk Mitolojisi'nden yararlanarak romanlaştırma konusunda kılıf biçilmiş bir kalemdir. Bu alanda çok eser verirse Çağlayan Yılmaz'ı gölgede bırakabilecek. Türk Lehçeleri öğrencisi olduğum için Göktürk lehçemizdeki nazal n'in -artdamaksıl genizsil ünsüzün- ŋ fonemi ilk kez kullanan kalem olduğunu duyuruyorum. Bana başlarda birazcık sıkıcı gelmesinin nedeni hem durağan şekilde başlaması hem de bilindik destanımızın metafor olarak kullanmıştır.
Kalemin Kuzeydoğu Türk Lehçeleri alanındaki yatkınlığı göz kamaştırıyor. Aslında Karslı olduğu için Azerbaycan Türkçesi'ne yatkın olacağını tahmin ediyorum. Kuzeydoğu Türk Lehçeleri üzerine çalışmasını gönülden destekliyorum çünkü bu lehçeler, fantastik ve bilim kurgu dilleri olma yolunda en iyi seçenektir. Latince klişeliğini de yıkabilir. Türk Panteonu yada Türk Teolojisi konusunda ufacık bir fikir ayrılığımız vardır. Bu konuda daha önce düşüncemi yazdım.
Nogay ve Çiçek'in yolculuğu sırasında Aksığın ve Boz Sığın'ın onlara efsaneler anlatması kurguya değişik bir lezzet sunmuştur. Daha fazla spoi vermemek için inceleme yazarken çok zorlanıyorum. Kalemin bu eseri, çocuk ve gençlik romanı değil Türk animesi olup her yaşa hitap ettiğini gönülden diyorum. Severek okuduğum bu uzun öyküyü (novelayı) hem siz hem de çocuklarınızın okumasını şiddetle tavsiye ediyorum.
Türk mitolojisinden unsurlarla bezenmiş bir hikaye; devamının gelecek olması çok güzel çünkü çok sevdim, Aytmatov’un kitaplarından aldığım tadı aldım. Ayrıca çok başarılı çizimler de var içinde.