Atilla Özsever, yıllarca okuduğum bir yazardı. Milliyet gazetesinde emekten yana konuları değerlendirdiği köşesinde yazdığı yazılar, yer verdiği şiirler ile tanımıştım ilk önce. Sonra köşe kapandı, Özsever'in okuru olarak okuyamaz oldum.
Bir süre sonra yazdığı "Tekelci Medyada Örgütsüz Gazeteci" kitabı ile karşılaştım. Doktora tezini kitaplaştırmıştı. Gazetecilik eğitimi almış benim gibi biri için gazetecilik örgütlerinin tarihçelerini, yaşanan süreçleri ele alıp yorumlayan, üstelik arşiv belgeleri, kitaplar, raporlar yanı sıra röportajlar, kişisel görüşmeler ile anlattığı konuları derinliğine ele alan bir çalışmaydı Özsever'in yaptığı.
Şimdi 72 yıllık yaşantısını, 68'li bir subay olarak Kara Kuvvetleri içindeki marksist leninist örgütlenmesinden, 15-16 Haziran Büyük İşçi Direnişindeki tanıklığına, 12 mart öncesi cuntacılara kafa tutan bir devrimcilikten, 12 mart sonrası Ziverbey köşkünde işkence görmesine, cezaevinde Yılmaz Güney ile beraber yatmasından, Genel Af sonrasında TRT muhabirliğine, İsmail Cem'in Politika gazetesinde haber müdürlüğünden Milliyet'teki işçi köşesi yazarlığına, akademik yaşamından güncel meselelere yaklaşımına hayat öyküsü ile karşımızda Atilla Özsever.
Ne iyi etmiş de yazmış, ne de güzel anlatmış yaşamını... "Mesele teslim olmamakta" diyor ve doğrusu ya teslim olmamayı yaşamına yansıtmış.