Anıl Alacaoğlu, "Başka Yasalar"da sekiz öyküye yer veriyor.
Alacaoğlu öykülerinde olaylar, mekânlar ve karakterler arasında organik bir bağ kurarak sert gerçekliklerin ifadesini gerçeküstü olanda bulduğu ilham verici öyküler anlatıyor. Alacaoğlu insanı ve onun trajikomik yazgısını çok güzel noktalardan yakalayıp sonuna kadar anlamayı, anlatmayı başarıyor. Bazı öyküleri dehşet ve heyecanla okunurken bazılarındaki absürtlük insanı gülümsetiyor. Onun öykülerinde yazar değil karakterler konuşuyor, bu bakımdan da karakterleri vasıtasıyla bize kendi öykümüzün üzerinde güç sahibi olmayı, öykümüzü anlatmayı ve itiraf etmeyi öğretiyor. Bunu da açık, yalın ve akıcı bir üslupla yapıyor. “Başka Yasalar” ne yaşadıkları çağa ne de mekâna ayak uydurabilen, dolayısıyla başka yasalara tabi olan basit insanların gerçek hikâyelerini absürdün ve gerçek dışının alanına girerek anlatıyor. “Başka Yasalar” gereksiz ayrıntıların tuzağına düşmemiş, dil ile biçimi kaynaştırmış bir çalışma olarak yazın dünyamız adına umut veriyor!
Kupkuru bir ağacın üzerinde kalan, tek bir yaprağı hazla koparan; yoğun bakım ünitesindeki müzmin hastanın fişini zevkle çeken hikâyeler var Başka Yasalar'da. Organlaşan insanlar, insanlaşan organlar. Kaçıp gitmeler, kalıp solmalar. Hayalete dönüşen bastırılmışlıklar. Gündeliğin gotiği ya da gotiğin sıradanlıklarına kaçamak bakışlar var. Şiddetle başlayan hazlar şiddetle son bulurken bedenlenen hisler, hislenen bedenler var. Bedenler, evet, bedenler! Büyüyen bedenler, küçülen ruhlar, harikalar diyarından kovulan Alice'ler. Metalaşmanın kaçınılmaz tanrısallığında boğulan kadınlar, fallik figürlere dönüşen sıkışmış erkekler.
Anıl Alacaoğlu sekiz öykü anlatıyor bize Başka Yasalar'ın ucubeler sirkinde: Ailenin köküne ya da cami duvarına işemekten çekinmeyen, paylaşılmış hezeyanlarımızı suratımıza çarpan sivri dikenler bunlar. Anneyi ve babayı öldüren, aşkın üstüne ilk toprağı atan hikâyeler. Adalet nedir sahi, duyarlı olmak nerede başlar ve sahi, biter mi hiç? Kendi içimizde çürüyen hayallerin bir mezarlığı mıdır toplum? Sahi inci tanesi gibi pilavlar, şeker gibi taze fasulyeler yediğimiz masalar ne zaman kuru ekmekten ibaret kadük kalmış sofralara dönüşür? Anıl Alacaoğlu, tüm bu soruları soruyor okuruna ve kendisine ve hiç kimseye. Çünkü bazı soruların cevapları ölü doğar, çünkü bazen uşakların bizi yönettiğini hissedemez oluruz. Çünkü bazen, çünkü her zaman, çünkü sonsuza dek yalnızızdır bu evren denen lunaparkta. Kalabalıkların cehalet karnavalında solan renklere, kurumuş bir demet gerbera. Başka Yasalar ama aynı insanlar. Bizim büyük sıkışmışlığımız.
Başka Yasalar, çevirmen Anıl Alacaoğlu'nun kaleminden. O çok sevdiği çalışma köşesinde onu izleyen bir karaltı olduğuna eminim. Röntgenci bir ilham perisi.
Çevirmen olarak tanıdığımız Anıl Alacaoğlu'nun - yanılmıyorsam eğer - ikinci kitabı Başka Yasalar. Kitap içerisinde sekiz farklı öykü yer alıyor. Her ne kadar bunlar birbirinden farklı öyküler olsa da, belli bir tema çevresinde kurgulanmış ve bir bütünün parçalarını oluşturuyorlar adeta. Bu öyküler ve öykü kahramanları başka gerçeklere, başka olgulara, başka değerlere kısaca başka yasalara tabiiler. Ya da o başka'ların vücut bulmuş halleri de diyebiliriz.
İşin ilginci bu ayki #kitaptansöze okuması da yine Alacaoğlu'nun çevirisi olan Aşık Kadınlar ve çevirmenin kitap ile ilgili yazmış olduğu önsöz bence kendi kitabı için de bir ışık tutuyor. İkisini bir arada okumuş olmak yazarı daha iyi anlamama ve değerlendirmeme sebep oldu. Elinizde bu kitap da var ise belki birlikte okumak istersiniz ve çevirmenin bakış açısına bir de bu şapkası altında tanıklık etmek istersiniz.
Bunların yanı sıra Alacaoğlu, akıcı ve sade bir anlatım dili sunuyor okura. Kimi yerde sizi rahatsız eden kimi yerde şaşırtan (bu özelliği ile de bence yine yazmış olduğu önsöz ile kendini anlatıyor bir yandan. Yapmak istediğini). Okumaya alıştığımız öykülerden farklı öyküleri ve anlatım dili ile okurlara yeni bir yolculuk sunuyor.
Son olarak, basım ile ilgili birkaç sözüm olacak. Kapak tasarımı, dokusu çok hoş. Ama sayfalar o kadar ince ki arka sayfadaki yazılar gölge yapmış.. belki bendeki baskı böyle denk gelmiştir bilemiyorum, sonuçta online aldım kitabı. Ama kitapların hepsi böyle ise biraz daha dikkat edilebilirmiş, okurken gözü çok yoruyor bu durum. Öte yandan da butik yayınevlerinin çalışma koşulları, güçleri, imkanları göz önünde bulundurulduğunda okur olarak bizlerin desteği olmadıkça bu türden bir iyileştirme yayınevlerinin zorluyor, yapmak isteseler bile yapamıyorlar. O nedenle, butik yayınevlerini desteklemekten yeni yazarlar ile tanışmaktan lütfen çekinmeyin.
Almanca yazılmış kitapları büyük bir titizlikle dilimize kazandıran @anilalacaoglu 'nun Başka Yasalar kitabı son yıllarda yayımlanmasını heyecanla beklediğim kitaplardandı. • Yazarın, ‘Ağrı’ öyküsünü bir dergide okumuş ve hayran kalmıştım. Öykü; sade, anlaşılır ve okuru yormayan bir dil ile kaleme alınmıştı. Açıkçası bu kadar sade bir dil kullanıp çarpıcı metinler ortaya koymanın daha zor olduğunu ve daha büyük bir ustalık gerektirdiğini düşünüyorum. Tek bir öyküden yola çıkarak girdiğim büyük beklentiye rağmen umduğumdan çok daha fazlasını buldum Başka Yasalar’da. • Kitap 8 öyküden oluşuyor. Her biri farklı konulara değinse de öykülerin pek çok ortak noktası var. Absürtlük, şaşırtıcı sonlar ve başarısız karakterler neredeyse her öyküde karşımıza çıkıyor. Kitabın genelinde yer alan ve yazarın, okura öznel bir deneyim şansı sunduğu imgesel anlatım ise öyküleri farklı bir boyuta taşımış. • Kitaba dair hoşuma giden bir diğer detay yazarın kimi ekonomik kimi sosyolojik eleştirilerini birkaç satırlık cümlelerle öykülerin içine yerleştirmiş olmasıydı. Bu küçük mizahi eleştiriler yazarın özgün ve esprili yazım tarzını tamamlamış diyebilirim. ‘Kötülük’ kitaptaki en beğendiğim öyküydü. İnsanların adalet kılıfı altında iyi ve güzel her şeye adeta savaş açtığı kaotik ortamı anlatan Kötülük, #distopya türünün az sayfalı doyurucu bir örneği diyebilirim. • #başkayasalar ’ı, geçen ay @merhabakitapkulubu ‘yle birlikte okuduk. Yazar ve çevirmen olarak #edebiyat sanatının iki önemli rolünde de yer alan Anıl Alacaoğlu ile unutulmaz bir söyleşi gerçekleştirdik. İtiraf etmek gerekirse 2 yıla yaklaşan kulüp geçmişimizde, kitabı okuyan her üyenin beğendiği bir kitapla karşılaşmamıştık. Bu açıdan Başka Yasalar’ın #merhabakitapkulubu için unutulmaz bir yeri oldu. • kitapmimari.com okurları için #anılalacaoğlu ’ndan #kitap önerileri istedim. Kendisi bu ricamı kırmadı ve 5 kitaplık liste hazırladı. Aşağıdaki linkten Anıl Alacaoğlu’nun Önerdiği 5 Kitap yazıma ulaşabilirsiniz. • Sevgiler http://www.kitapmimari.com/kitap-yoru...
Anıl Alacaoğlu takip ettiğim bir kişi. Başka Yasalar yanılmıyorsam 2. kitabı. Bir süre önce edindim ve okumak için yoğun bir zamanı bekledim. Çünkü öykü kitaplarını okumanın en hoş yolu yoğun bir zamanda arada eline alıp birer öykü okumak gibi geliyor. Ben kendimi bir öykü okuru olarak tanıtamadım asla çünkü okuduğum öyküleri zor beğenirim. Bu yüzden de özellikle daha önce okumadığım bir yazarsa uzak durmayı tercih ederim. Ama Başka Yasalar beni şaşırtan bir kitap oldu. Düşündüğümden çok daha fazla öyküyü beğendim ve ciddi anlamda okumaktan keyif aldığım, üzerine düşündüğüm hatta etkilendiğim öykülerdi. Neden kıyıya köşeye itilmiş kitapları okumak ve desteklemek gerektiğini tekrar hatırlamış oldum. Kitapta toplamda 8 öykü yer alıyor. Genel olarak bütün öyküleri sevdim bu yüzden sadece en çok sevdiklerimden kısaca bahsedeceğim. Organ; çeşitli sebeplerle bağımsız olamamış bir kadını anlatıyor. Ağrı; varlığıyla rahatsız olduğumuz ama yokluğuna bir yerden sonra dayanamadığımız durumlar için yazılmış, kaçışın pek de mümkün olmadığını hatırlatıyor. Hakan’ın Arzusu; arzuların çabuk tükenildiğini gösterir cinsten. Uşağın Emri ise belki de en etkileyici öyküsü. Parazit hikayesine benzese de bir yerde devlet oluşumuyla ve özgürlüklerin kısıtlandırılışıyla benzeştirdiğim bir öyküydü. Öykü okumaktan hoşlananlara gönül rahatlığıyla tavsiye ederim…
Son zamanlarda okuduğum en şahane öykü kitaplarından biriydi. Toplumu, bireyi, anlatmak istediğini öyle güzel anlatıyor ki etkisi uzun süre geçmiyor öykülerin. Kesinlikle çok başarılı, özgün ve keskin bir tarz. Kitapta sekiz müthiş evren var, pardon öykü. Havasında Black Mirror tadında bir tekinsizlik var. Seçmesi pek zor olsa da Kötülük, Uşağın Emri adlı iki öykü benim en çok sevdiklerim oldu. İyi ki okumuşum ve lütfen okuyun diyorum.
Kitap kulübümüzün yazar söyleşi sebebiyle tanıştım kitapla; hepsi birbirinden ilginç sekiz öyküden oluşuyor kitap. Yazarın diğer kitabını da merak etmemi sağladı dili ve kurmaca yeteneği.
Kitaba başlarken nasıl bir şey beni bekliyor hiç bilmiyordum ama hayal kırıklığına uğramadım. İçimize bakan, bastırılmış duygularımızı ve arzularımızı çok iyi yansıttığı öyküler var. Absürt edebiyatı her zaman sevmişimdir bu absürt öyküler de oldukça başarılıydı. En sevdiklerim Ağrı ve Hakan’ın Arzusu oldu.
at gözlüksüz, dilini bilen ve kullanabilen kendini beğenmemiş bir yazarın evle - evlilikle, karanlıkla - kötülükle, arzularla - tutkularla bezediği sürreel ve ekspresyonist nefis öyküler. eline sağlık uşağım ve de paralı eğitime hayır!
Çok beğendim. Bu absürt, dokunaklı ve estetik öyküler Türk Edebiyatında yeni bir dönemi haber veriyor. Yazarın yeni kitaplarını merakla bekliyor olacağım.
Her bir öyküde birbirini tamamlayan ama birbirinden farklı lezzetler buldum. Kullanılan imgeler kendilerini kolayca açık etse de bir o kadar da etkileyiciydiler. Yazarın sade dilinin öykülerde yaratılan atmosferi eksiltmek şöyle dursun, aksine güçlendirdiğini söylemek mümkün. Öyle ki bundan dört ay önce toplu taşıma yolculuklarımda bana eşlik eden kitabı, yeniden okumaya başladığımda ilk defa okuduğum günden daha heyecanlıydım.
Ağrı öyküsünde kitabın adına yapılan göndermeyi, Sakız Ağacı öyküsünde adımın bilmediğim ikinci anlamına rastlamanın üzerimde bıraktığı çarpılma etkisini, Kötülük öyküsünün çok da uzağında yaşamadığımızın farkındalığını ve Uşağın Emri öyküsündeki içler acısı halin ironik anlatısını büyük keyifle okudum.
Dilerim Anıl Alacaoğlu'nun kaleme alacağı daha fazla eseri okuyabiliriz. Merakla yazdıklarını takip edecek, sıradaki kitaplarını bekleyeceğim.
Çevirmen olarak tanıdığım Anıl Alacaoğlu'nun kitap yazdığını öğrenince hemen alıp okumak istedim. Organ, Karaltı, Ağrı, Hakan'ın Arzusu, Amatör Tiyatro Topluluğu, Kötülük, Sakız Ağacı ve Uşağın Emri isimli sekiz öykü var kitapta. Hepsi de Başka Yasalar isminin hakkını veren metinler diyebilirim. Goodreadste "weird fiction" etiketi konulmuş kitaba ama garip olmanın aksine bize oldukça tanıdık gelebilecek karakterler ve durumlar var hikayelerde. Kimi zaman ürkütücü, rahatsız edici, bazı yerlerde trajikomik ama ülkemiz için kesinlikle garip değil bence anlatılanlar.
En sevdiğim "Amatör Tiyatro Topluluğu" oldu. Fakir bir semtte oturan Bekir'in canı sıkıldığı için mahalledekilerle oyun sahnelemeye karar vermesiyle başlayan hikaye öyle yerlere gidiyor ki psikoloji eğitimim olsa da güzel bir deneme yazsaydım hakkında derken buldum kendimi sonunda.
Karaltı ve Ağrı hikayelerini pek sevemedim. Karaltı'yı anlamadım sanırım. Adalet, eşitlik ve hakkaniyet temalarını tartıştırabilecek Kötülük isimli hikayede fazla açıklama vardı bence ama beğendiklerimden oldu.
Anıl Alacaoğlu daha çok yazar umarım. Yeni çalışmalarını sabırsızlıkla bekliyorum.
Herkes tarafından bilinen ve kabul edilmiş hayat normlarının üzerinde bazen dışında gezen bir kitap. Sahip olduğu anlatım üslubu ve hikayelerin biricikliği ile kitaptaki karakterlerin başına gelen olayları, yaşadıkları olayların mı yoksa hayatlarının tek başına absürt olmasından mı kaynaklı olduğunu düşünerek okudum, sonunda aslında hepimizin biraz da olsa bu absürtlük ve trajikomik durumlara düştüğümüz anların olduğuna karar verdim. Kitabı okurken yaşamınızın içerisinde bu anlardan biri veya birkaçının içerisinde yer aldığınızı siz de göreceksiniz.
Kitaptaki öyküler her ne kadar başka yasaların geçerli olduğu öyküler olsalar da yine de tamamen yabancı değiller. Son dönemin genç öykücülerini çok beğeniyorum ben