Hamamcı Ülfet, Ahmet Rasim’in sade diliyle lezbiyen ilişkilerin ilk defa konu edildiği, en değerli eğlence meclislerinden olan hamam hayatının yargısızca anlatıldığı, Osmanlı dönemi İstanbul'un izlerini taşıyan eseridir. Şimdi bile 'ahlaksızlık' olarak değerlendirilen bir konuyu bir asır önce kaleme almak, döneminin kadın hayatından özgürce bahsetmek kayda değerdir. Eser, Reşat Ekrem Koçu’nun “Bu hayat ve bu his yanlışlığına düşen kadınların kendi aralarında bir ayin şeklinde yaptıkları bir içki ve hamam âlemi tasvirleridir,” demesine karşılık seviciliği ön plana çıkarması bakımından önemlidir.
Ahmet Rasim was born in Istanbul in 1864. He was a graduate of the Darüşşafaka High School. After graduation he worked as a civil servant for a short time.Then he involved in journalism and published books.He also translated some literary work and produced songs.He worked for numerous publications, including Tercüman-ı Hakikat, Saadet, İkdam, Sabah, Malumat, Servet, Servet-i Fünun, Tanin, Hak, and Tasvîr-i Efkâr.
Yıldızlar Ahmet Rasim'in 1898'de, lezbiyenliği konu alan bu öyküyü yazmasındaki cesaretine. Üstelik konuyu lezbiyenliğe hemen hiç ahlaki yargılama ifade etmeden ele almış. Eşcinselliğe, özellikle de lezbiyenliğe bu türlü önyargısız, homofobik olmayan yaklaşım mesela yüzyıl sonra Güven romanında biseksüel bir karakter (Necla) yaratmış olan Vedat Türkali'de bile yok. Ahmet Rasim, tersine kendince kadını bir başka kadını sevmeye iten duygusal ve toplumsal nedenleri anlamaya çalışan bir empatiyle yazmış kaleme almış bu uzunca öyküyü.
Ahmet Rasim’in bu hikayesi ilk başta yüzeysel başlasa da yazarın ara ara ulaştığı edebi zevk ve ahenk beni kelimesiz bıraktı. O dönemde eşcinsel bir aşkı işlemesi, hatta kadınların kısıtlandığı, varlıklarının görmezden gelindiği, daha düşük olarak görüldükleri bir dönemde iki kadın arasındaki aşkı işlemesi beni çok etkiledi. Okurken hissettim ki Ahmet Rasim kadın olmamasına rağmen başka erkek yazarlar gibi kadınlara tepeden bakan küçümseyici bir şekilde yaklaşmamış, gerçekten de karakterleri anlamaya çalışarak gerçek bir yazarın yapması gerekeni yapmış. Bunu yaparken mizahtan da ödün vermemiş.
Pakize’nin de dediği gibi, “erkekler bizim gibi sevemez.” Ahmet Rasim’in bu sözüyle lezbiyenlerin varlığını tanıması, iki kadın arasındaki aşkın bir sapkınlık olarak değil ama fıtrattan gelebilecek bir özellik olarak kabulünü söze dökmesi, o zamanda Avrupalı sözde filozofların bile yapmayı reddettiği bir şeydi. Ahmet Rasim ile Salah Birsel sayesinde tanıştım, ve çok memnun oldum. <3
Ya tabiki de fetişize edilmiş ama bir yandan da çok kadın kadın ve neredeyse mutlu sonlu bir wlw o yüzden bu puanı hakketti. sadeleştirilmiş metin bile içine girmek için zordu, cümleler çok kısa ve daha fantezi beklerdim ama sonra yazıldığı döne düşünüyorum ve çüş yani. bence ülfet’in leblebiliğine daha fazla romanlar yazılabilirdi, ustam kısa kesmiş.
Bu kadar yuksek puanlama tamamen Ahmet Rasim'in erken 20. yuzyil toplumunun geleneksel ahlak yargilamalarindan olabildigince uzak bir lezbiyen kadinlar hikayesi yazabilmis olmasina. Yoksa oyle bir edebi saheser degil. 'Zuppe filozof' olarak vucut bulan toplumun homofobik genel ahlak yargisini tiye alarak ona pek de yuksek bir ses vermemesini cok begendim. Aradaki bir iki cumle disinda Ahmet Rasim'in kendi erkekligi anlatiya katilmiyor hic. Yani bunu 20. yuzyil basinda bir Osmanli erkegi yapabiliyorsa neden modern yazarlarimiz yapamasin?
Hamamcı Ülfet, Ahmet Rasim’in Osmanlı’nın son dönemlerindeki İstanbul hayatını konu alan romanları arasında belki de en cesur içeriğe sahip eseri. Kitapın çok derin bir edebi değeri oluğunu söylemek güç ama bugün bile tabu olan “muaşakat-ı nisaiye”yi yani lezbiyenliği konu alması ve bunu 1922 yılında yapması oldukça dikkate değer.
Ahmet Rasim müthiş bir gözlem ve mizahla ele almış tabu olan kadınlar arasındaki duygusal ve cinsel ilişkileri. Çok hoşlanmadığım bir konu olsa da yazar manilerle, taşlamalarla kahkaha atılacak bir hikaye örmüş. Üstelik 1898 yılında yazıldığı düşünülürse oldukça cesur bir konuyu ele almış. Romanı folklorik öğelerle de zenginleştirmiş ayni zamanda. Hoş bir okuma serüveni!
'İnsan doğasına uygun görmesek de, İki göz birbirine aynı duyguyla bakıyorsa iki kalp birbirine aynı şehvetle yaklaşıyorsa hayatlarını birleştirmekten başka ne isterler ' 1900de çıkan bir kitap için çok cesur sözler, takdir ettim açıkçası. Muhallebi oğlanlarını artık gizli değilken lezbiyenlik üzerine değinilmesi çok hoşuma gitti
This entire review has been hidden because of spoilers.
Hemencecik bitiverdi.. "Hamamcı Ülfet" Kitabın kısa olması değerinden bir şey kabettirmemiş.. Osmanlı'nın son dönemlerinde işlenen eşcinsel konusuyla alkışı hak ediyor.. Önyargılardan uzak okunası bir kitap..