"Bir gün, küçük bir kozada minik bir delik açıldı. O an kozayı seyretmekte olan adam, bedenini o delikten dışarıya çıkarmak için çabalayan kelebeğe çok acıyıp yardım etmeye karar verdi. Kozadaki deliği genişleterek içinden çıkmasını sağladı. Ancak dışarı çıkan kelebeğin kanatları bedenine oranla daha küçük, kuru ve buruş buruştu. Şaşıran adam, zamanla kelebeğin kanatlarının gelişeceğini umut ederek beklemeye başladı. Ama bu hiçbir zaman gerçekleşmedi. Çünkü hayat suyu, kelebeğin bedeninden kanatlarına ancak kozadan çıkmak için çabaladıkça akabilirdi. Kelebek ömrünün geri kalanını, uçma hayalleri kurarak, kocaman bedeni ve küçücük kanatları ile sürünerek geçirdi. Hiç uçamadı.
Adamın anlayamadığı, kelebeğin kozadan çıkmak için verdiği mücadelenin aslında gerekli olduğu idi.
Çünkü bu, kelebeğin kaderini gerçekleştirebilmesi için, içinden geçmesi gereken Tanrı'nın bulduğu bir yoldu!"
Başak Sayan ilk romanı "Bağlanma Korkusu"nun ardından bu sefer "Kelebeğin Kaderi" ile okuru spiritüal bir yolculuğa davet ediyor.
Modern dünyanın kahramanlarının sevmek, sevilmek, acı çekmek, ihanete uğramak ve kendini keşfedip kaderini gerçekleştirmek yolunda yaşadıkları yoğun ve sarsıcı bir macera Kelebeğin Kaderi. Tesadüflerin hayatı nasıl yönettiği ve aslında hiçbir şeyin tesadüf olmadığı, her insanın ve her deneyimin yaşam yolunda birer basamak olduğuna dair epik bir anlatı, bir modern zaman masalı...
Yaşamın karşınıza çıkardığı işaretleri fark etmeye, en derin acılarınıza başka bir gözle bakmaya ve tüm yaşadıklarınızın nedenini keşfedip kozanızdan çıkmaya hazır mısınız?
Mutlaka "Sen Değişirşen Her Şey Değişir" kitabından önce okunmalı. Arka arkaya okunduğunda çok tekrar geliyor. Yazar kendi hayatında yaşadıklarını, kitabın ana karakteri üzerinden bir kaç değişiklik ile okuyucuya sunuyor. Ana karakterin arkadaşlarının hayatlarından kesitler mevcut. İlk bu kitabı okusaydım puanım daha yüksek olurdu. Genel olarak akış ve tempo güzel, bazı yerlerde karakterlerin duygularını betimlerken fazla uzatma olduğunu hissettim. Bir sayfa boyunca ne kadar heyecanlandı, nasıl heyecanlandı, eli titredi, gözü seğirdi anlatılan yerler var. Güzel vakit geçirmek ve kafa dağıtmak için okunabilir.
Bir kitap daha biterken... . . Tam 572 sayfa süren bu kitabı okurken sürekli klasik bir Türk dizisi izlediğimi hissettim. Kitabın başlarında bu his daha da yoğundu... . . İtiraf ediyorum pek çok kez kitabo bırakmaya meylettim ama akıcı anlatımıyla sonuna kadar gelebildim. Zira her kitaptan alınabilecek bir şeyler olduğunu düşünenlerdenim... . . Pek çok yerde kitabın ve sözlerin kendini tekrar ettiğini düşünsem de, her yeni bölüm başındaki uzun teşbihlerin zorlama olduğunu hissetsem de, not aldığım güzel cümleler ve ilgi çekici bazı kısımlar da vardı. Regresyon terapisinden bahsedilen bölümler gibi... . . Velhasıl ortaya çıkan ürüne saygı duyuyor ve aslen oyuncu olarak tanıdığımız yazarı cesaretinden, emeğinden dolayı tebrik ediyorum. Ancak bu kitabın bana pek hitap etmediğini de söylemem gerekir. . . Nacizhane yorumlarım ve sevgilerimle... . . Kitapla ve sevgiyle...
Olay örgüzü bakımından pek orijinal gelmese de, başlarında sıradan bir roman hissi verse de, yaşadıklarımızın kaderle bağlantısı ve hayat hakkında ve yaşadıklarımız hakkında nasıl bir düşünce şekline sahip olmamız gerektiğini konusunda verdiği öneriler ve örnekler bakımından orta bölümünü merekla geçtiğim; bazı genel toplumsal kanılarımızın bireyler ve toplum üzerindeki etkilerinin güzel bir şekilde değinildiği; _bir kitabın sonunu bağlamak en zor işlerden biridir bu bağlamda_ ortalama bir sona sahip olduğunu düşündüğüm bir kitap.