Paperback. 13,00 / 19,50 cm. In Turkish. 64 p. Muhtesem ormanlarla kapli Ege daglarinda birbirinden güzel kuslar, haylaz sincaplar, akilli tilkiler, tavsanlar, kaplumbagalar ve efsaneler yasar. Yalniz Efe de bu efsaneler diyarinin yigit kahramanlarindan biridir. Edebiyatimizin güçlü kaleminden etkileyici bir Anadolu romani!..
Ömer Seyfettin was born in 1884 in Gönen. He wrote under various aliases such as Ayas, Camsâp, C. Nazmi, C. Nizami, Ç. Kemal, F. Nezihi, Feridun Perviz, Kâf-ı Farsî, Kaygusuz, M. Enver, M. Enver Perviz, Ömer Perviz, Süheyl Feridun, Tarhan, and Tekin. Just like his father, Ömer Seyfettin was educated at the Kuleli Military Academy, and it was in this school that his love for literature bloomed. Some poems that he wrote during this period appeared in the publications Kadın and Bahçe. Following the declaration of the second constitutional monarchy, he was assigned to Thessalonica, and witnessed the awakening of nationalistic feelings among Balkan tribes.
In 1911 Omer Seyfettin cofounded a literary and cultural magazine entitled Genç Kalemler (Young Pens) with Ziya Gokalp and Ali Canip in Salonica.[4] Seyfettin began the early efforts in using Turkish in his literary output as opposed to Ottoman Turkish, as he outlined to Ali Canip in a letter.[5] He was recalled to the army under mobilization orders at the beginning of the Balkan War and after his units were defeated in Yanina in January 1913, he spent approximately 12 months in Greece as a prisoner of war.[6] After his release from captivity at the end of 1913, he returned to Constantinople, and was nominated the executive editor of the Türk Sözü, a publication which was related to the Committee for Union and Progress.[6] In 1914, after leaving the army for the second time, Omer Seyfettin became a literature teacher in an Istanbul High school. He became, also in 1914, the chief-author (Bashyazar) of the magazine Türk Yurdu. Between the years 1914 and 1917 he mainly wrote turanist poems, which were published in the outlets such as Tanin, Türk Yurdu or Halka Doğru. In 1917 he was to publish most of his literary work, which included a wide array of short stories. From 1919 to 1920 he published articles in Büyük Mecmua which was a supporter of the Turkish independence war. He died of diabetes in 1920, at the age of 36.
Gender və sosial bərabərsizliyin, cəhalətin, özbaşınalığın əsas götürüldüyü bu əsərin sujet xətti bir çox köhnə türk filmlərini xatırlada bilər sizə. Yazı üslubu, incəliyi qismən Sabahattin Ali’nin Koyucaklı Yusuf’unu xatırlatdı mənə.
Qız başına nə, necə edəcəksən? Qız uşağısan, sən necə mübarizə aparacaqsan? Atanı öldürdülər, qohumların yoxdur, qız başına necə tək yaşayacaqsan? kimi qəlibləşmiş bir çox fikri də incə ironya ilə görürük.
Ümumilikdə bəyəndim, ağır əsərlərdən sonra dincəlmək üçün oxunula bilər.
Yalnız Efe had the strongest potential among the Seyfettin stories I’ve read, but it ultimately ends up being one of the most disappointing. The prologue reveals too much too early, removing any sense of suspense, and just as the story begins to build curiosity, it abruptly cuts off without a proper resolution. It feels less like a complete story and more like an unfinished work that was published anyway. Despite its promising setup, the lack of payoff makes it frustrating rather than impactful.
Bir klasiği yorumlayacak kadar iyi olduğumu düşünmüyorum. Sadece bu kitabı çocuk kitabı olarak görenlerin yanılgısını anlatmak isterim ki ona da yerim ve zamanım yetmez. zaman zaman blogumda bu konulara değinmiştim. Sanırım hepsini toparlayıp analiz ve sentezle birleştirmek gerek. (blogspot.neseterensoy.com)
Ömer Seyfettin denince akla türlü türlü hikayeler gelir. Bir Ömer Seyfettin Klasiği daha denilebilir. Vakit geçirmek için okunabilecek tadımlık bir kitap.
Perili Köşk sonrası en sevdiğim Ömer Seyfettin kitabı bu. Hepsini çocukken okudum ama hangi sırayla okuduğumu hatırlamıyorum. Bu kitabın ana karakteri baya ilgimi çekmişti. Kahramanlık temasını Türk kültürü ile birleştirip güzel bir şekilde anlatmış yazar. Yine de sıkıcı olan yerleri vardı. Çok uzun değil o yüzden okuması kolay. Böylece geriye dönük bütün Ömer Seyfettin kitaplarını inceledim sanırım.
Yoğunlaşmamış bir anlatım hakim ama baş karakterin eşitlikçi bir tarza eril yönetime bai kaldırması olağan üstü. Bunu o dönemde kurgulayan biri için ise büyük başarı. Esas gücün duyguda olduğu, intikam gücünün körelmiş kadın gücünden doğması anlatılmak istenenden çok fazla ve iyiydi.
Ömer Seyfettin’in romanı (1910) • Yazar, önce bir hikâye olarak yazıp yayınladığı (1918) Yalnız Efe’yi bir yıl sonra genişletip roman biçimine sokmak istemiş, ama bir dergide beş sayı tefrika edilen bu roman nedense yarım kalmıştır. • Yalnız Efe, Kumdere köyünden Yörük Hoca’nın onaltı yaşındaki kızı Kezban’dır. Babasını vurduran tefeci Eseoğlu’nun hükümetçe tutuklanmaması ve kendisinin bu ısrarı yüzünden dövülmesi üzerine silahlanıp dağa çıkar, zulüm yapanları öldürür. Bir gün dağda sarılınca askerlere zarar vermek istemez; yaylım ateşi sonu vurulduğunu sanan askerler, bir çam dibinde onun martiniyle geyik postu seccadesinden, yeşil namaz bezinden başka bir şey bulamazlar; Yalnız Efe kayıplara karışmıştır.