Keşke bir buldozerim olsaydı. Buldozerim olsaydı sabahları işime buldozerimle giderdim. Yol üstünde oturan iş arkadaşlarımı da buldozerin kepçesine toplardım. Onlar kepçede kahvaltılarını ederken, ben onlara buldozerin teybinden müzik açardım, güne güzel başlardık, ekip ruhumuz pekişirdi, birlik duygumuz kuvvetlenirdi. İşe varınca da işyerini yıkardım buldozerimle. Un ufak ederdim duvarlarını, kirişlerini yamulturdum, pencerelerinin üzerinde demirden paletlerimle dolaşıp camlarını tuzla buz ederdim.
Her Perşembe Uykusuz alıp okulda sayfaları boluserek okuyup gülüșen, sonra da o Uykusuzları satmak zorunda kalan güzel çocukların hatırına.. Beni çok güzel günlere götürdü bu kitap. 🌸
Erman Çağlar mizahı diye bir şey var, evet. Sevmediği bir insanla aynı evde yaşayan insan memnuniyetsizliği var yazarda ve bu da hayattan memnun olmayan insanları gayet mutlu ediyor. Sürekli karşılaştığım, aslında komik olmayan (karşıdaki için ciddi) durumlara sonradan attığım kahkahaları hatırlıyorum. Asansör, vapur, bakkal. Bir sürü yerde geçen benzer tespitler ve iç sesten gelen bu durum resmen komik ama anlatılamaz diye yaşadığımız anları, birer birer döküyor eteğinden. Erman Çağlar etek giymez biliyorum. Safkan bir erkektir kendileri. Sevgiler, Evren.
Rüyasında uçan, renkler içinde yüzen, fantastik hayvanların üzerine binip uçsuz bucaksız yeşilliklerin içinde koşturup bir haftalık iç huzuruyla uyanan insanlar var. Uykusundan full body masaj yaptırmış gibi rahatlamış uyanan insanlar var bu dünyada. Sinirden nefesim kesilmiş şekilde uyanıyorum uykularımdan.
Her şey kendisini olabilecek en tembel şekilde tekrar ediyor.
Çocuk yıllar önce benim de düştüğüm hataya düşmüş, "saçı sakalı uzatayım da babama benzemeyeyim" diye düşünmüş, saçı sakalı uzatmış, sonuçta babasının hayatta başarısız olup evsiz kalmış haline benzemiş. Bir zamanlar Yeşilçam'ın aranan aktörüydü, alkol yüzünden sokaklara düştü, bu halini görünce inanamayacaksınız haberlerindeki yan yana yapıştırılmış fotoğraflara benziyorlar yan yana otururken.
This entire review has been hidden because of spoilers.
"Yüzünde insanları telefonla arayıp "Ben savcıyım size çok büyük dava açılmış, hem de TERÖR davası. TERÖR diyorum. O yüzden şimdi bana bankaya para yatırmanız gerekiyor. Yoksa TERÖRle ilgili bir dava olabilir yani size. On bin lira falan yatırmanız lazım bana. Polisi aramayın, tutuklarlar sizi. Aman diyim. Terör konusunda polis çok hassas. Alırlar içeri, derdini anlatamazsın, yıllarca uğraş dur. O yüzden siz bana bankaya para yatırın" diye insanları dolandırıyormuşsun gibi bir ifade var."
This entire review has been hidden because of spoilers.
sıcacık bir aile komedisi. erman çağlar'ın olağanüstü hayalgücü ile kaleme aldığı anekdotları okurken bazen kahkalarla, bazen sırıtarak, bazen sadece nefes vererek güleceksiniz. kahkaha attığınız anlarda bebeğiniz tuvaletten gelen bu seslerin neye istinaden çıkarıldığını anlamakta güçlük çekecek. erman çağlar bu topraklardan çıkmış en komik yazarlardan biri.
Erman Çağlar'ın mizahına cidden alistim ve podcastlerine geçiş yapacagim gündelik hayattan güzel tespitlerdi storytelde kendi sesinden dinledim ama keşke başkası okusaymis cogu espri düzyazı gibi okuduğu icin kaynadı.
Hep "Birincisi ikincisinden güzeldir çünkü birincisi tutmasa ikincisini çıkartmazlardı." deriz. Bu sefer durum farklı "Kesin bunun üçüncüsü de çıkar." dedirten bir kitap. Hoşçakalın.
Kapağı pamuk helva gibi, arkadaşınla sohbet ediyormuşsun sıcaklığında bir kitap. Bazı kısımları yazarın sesiyle okuduğumda daha da enteresan bir hal alıyor.
erman caglar kaldigi yerden devam ediyor. sanirim kendisinin sesine cok fazla maruz kaldigim icin olsa gerek, her yaziyi sanki erman caglar basucumda okuyormuscasina bir hissiyat vardi. begendim.