1971'de yayımlanan Parasız Yatılı, 1972 yılında Sait Faik Hikâye Aramağanı'na layık görülmüş ve Füruzan, bu ödülü kazanan ilk kadın yazarımız. Annesi Arnavut, babası Boşnak olan Füruzan'ın ailesi, Balkanlardaki karışıklıklardan dolayı göç ettirilmiş ve Kasımpaşa, İstanbul'a yerleştirilmiş. Babasını 4 yaşındayken kaybeden Füruzan, annesine yabancı büyümüş ve büyük annesi tarafından yetiştirilmiş. Füruzan'ın yaşamöyküsünden parçaları, bu kitaptaki çoğu öyküde de görmek mümkün ancak yazar, bir yazar bencilliğiyle kendi yaşamını yarattığı öykü karakterlerinde yaşatmak yerine daha katılımcı ve paylaşımcı bir yol izleyerek kendi yarattığı karakterle kucaklaşıp bütünleşiyor olaylardan ziyade durumların öne çıktığı öykülerinde. Zaten yazarın öykü kahramanları da yaşadıkları acıların farkında değil. Yazar da bu acıları ajitasyon yapmadan "gösteriyor", açıklamıyor. Kendi öykü karakterleriyle bütünleştiğinden, yazarın üslubunun evrensel olduğunu rahatlıkla söyleyebiliriz. Sosyalist bir siyasi görüşe sahip olan yazar, kendi siyasi görüşlerini karakterlerine yansıtmıyor; sadece sosyalist feminist yaklaşımını yarattığı kadın karakterlerin olaylarında değil, durumlarından çıkarıyoruz çünkü çoğunlukla adı bile belirtilmeyen karakterler, yaşadıkları durumlar üzerinden okura sezdiriliyor. "Sanat toplum içindir" ilkesinden yola çıkarak toplumsal gerçekçi çizgiye çok yakın eserler verse de Füruzan, daha çok modernist bir eser ortaya koymuş. Bunda yazarın kendi yaşamından yoğrulup ortaya çıkmış sosyalist görüşünün de etkisi olduğunu söyleyebiliriz ancak yazar, kendi siyasi görüşlerini eserinde bas bas bağırtmıyor, yani propaganda yapmıyor; bilakis anlatmaktan ziyade göstererek okurla bütünleşme kaygısı güdüyor. Bu kitaptaki öykülerde modernist unsurlardan yabancılaşma (annenin evladına/topluma yabancılaşması, çocuğun annesine yabancılaşması, çocuğun topluma ve ülkesine yabancılaşması), sosyal sınıf çatışması (daha üst bir sosyal sınıftan daha alt bir sosyal sınıfa düşmeyi kabullenememe, kendisini üst sınıfa mensup gördüğü için alt sınıfta gördüğü insanlarla çatışma, zengin olma hayali), cinsellik (cinsellikten uzaklaşma, cinselliği yük olarak görme), göç (yabancı ülkeden memlekete göç, memleketten yabancı ülkeye göç, köyden kente göç), anne-kız ilişkisi (birbirine yabancılaşma, evladı reddetme/benimseme, maddi ve manevi yoksunluklar, çalışan/çalışmayan anneler, okuyan kızlar), kadınlar (sıla hasreti çekenler, evladını reddedenler/benimseyenler, evlat hasreti çekenler, kocasını kaybedenler, ikinci evliliklerini yapanlar, düştükleri sosyal sınıfı kabullenemeyenler, kendilerinden daha alt sınıfa mensup olanları küçümseyenler, zengin olmayı düşleyenler, zengin olmak için paşa konağına hizmetçi gelenler, zengin bir erkekle evlenip sınıf atlama hayalini kuranlar) ve çocuklar (annesine/topluma/anavatanına yabancılaşmış çocuklar, babasını kaybetmiş çocuklar, anne hasreti çeken çocuklar, ama genel olarak toplumun dayattığı/öğrettiği değerlerden ve ön yargılardan uzak, saf ve temiz çocuklar) gibi öğeler göze çarpıyor, ancak genel olarak durumlar, kadınlar ve kız çocukları üzerinden gösteriliyor. Modernist anlatım tekniklerinden de değişen anlatıcı ve bakış açıları, bilinç akışı, iç monolog, serbest çağrışım, rüya ve iç içe öykü gibi teknikler kullanılmış. Okuyup bitirdikten sonra demlenen, demlendikçe okura farklı farklı kapılar/pencereler açan, bittiği andan itibaren giderek daha fazla değerlenen, anlamlanan öyküler Füruzan'ın öyküleri. Aynı zamanda iç burkan, sarsıcı ve vurucu öyküler. Okurun acıyı ve hüznü bilinç yüzeyinde algılayamadığı, ancak okurun zihnine, belleğine ve bilinçaltına işleyen, adeta içine oturan öyküler. Füruzan ile tanışmadıysanız mutlaka tanışın! Ben ilk bu kitabını okumadım ancak yeni başlayacaklar için Parasız Yatılı güzel bir tanışma kitabı olabilir. Şimdiden keyifli okumalar.