Makbule Aras Eivazi’nin 18 öyküden oluşan ilk öykü kitabı “Sonun Bacakları”, gündelik yaşamın, serin öğlen uykularının, yön değiştiren rüzgârların tekinsiz ikliminde geziniyor. Gizlenmiş kederlerle, sokakta, evde, balkonda kalan izlerle, her şeye hakkı olanlarla değil de hakkına ancak bir oyalı tülbent düşenlerle buluşturuyor bizi. Makbule Aras Eivazi, bir başka bakış, bir fısıltı daha var diyor ve onun diliyle kuruyor öykülerini.
“İnsan neyi kaybedeceğini, nasıl kaybedeceğini bilir mi? Belki de bunun bir önemi yok. Asıl mesele şu ki insan, hiç yalnız kaybetmiyordu ve bunu çok geç anlıyordu. İki kişilik bir yükü tek başına sırtlanmanın mümkün olmadığını da. İnsan ne çok şeyi sonradan anlıyordu. Ve belki de bu, çok daha iyiydi. Her şeyi anlaya anlaya yaşamak mümkün değildir belki de. Anlamak, bazı duyguları yok ediyordu.”
1972’de doğdu. Ankara Üniversitesi Dil ve Tarih-Coğrafya Fakültesi Türk Dili ve Edebiyatı bölümünden mezun oldu, aynı fakültede Eski Türk Edebiyatı alanında yüksek lisans yaptı. Farsça öğrendi ve Türk edebiyatının yanı sıra İran edebiyatıyla da ilgilenmeye başladı. “Varlık”, “kitap-lık”, “Notos”, “Virgül”, “Cumhuriyet Kitap”, “Öteki-siz”, “Ç.N.”, “Sıcak Nal”, Duvar gibi çeşitli dergilerde deneme, eleştiri, inceleme, çeviri ve öyküleri yayımlandı. Yayımlanan çeviri kitapları: “Yeryüzü Ayetleri”, Furuğ (Can Yayınları, 2008); “Kör Baykuş”, Sâdık Hidâyet, (Kırmızı Yayınları, 2015); “Kış Uykusu”, Goli Taraghi (YKY, 2016); Top, Gulam Hüseyin Sâedi (F. Eivazi ile, YKY, 2017); “Bayel Ağıtçıları”, Gulam Hüseyin Sâedi (F. Eivazi ile, YKY, 2017).
Makbule Aras Eivazi’yi Farsça’dan, özellikle de Füruğ Ferruhzad’dan yaptığı güzel çevirilerden biliyordum. İlk öykü derlemesi olan bu eseri de şaşırtıcı şekilde güçlü bir ilk kitap. Şiirsel ve doğal bir dili var. Sıradan insanların hikayelerini, yapaylığa kaçmadan, derinlikli bir şekilde anlatmış. İyi bir öykü kitabı okumak isteyenlere tavsiye olunur.
Makbule Aras Eivazi’nin kalemi nefesimi kesti… Kitapta özellikle kadınlara ve ruh hallerine odaklanan birbirinden güzel 18 öykü var. Şiirli, duru bir anlatım… Şimdiye kadar bu yazarı nasıl fark etmemişim diye kendime kızdım. Hararetle tavsiye ederim…
konuşma arasındaki şu cümle gibi öyküler: "sanat da öyle abartılacak bir şey değil bana göre, oyalanıyoruz işte hepsi bu!" acaba? oldukça gündelik hareketlerimiz, boşverişlerimiz, ay bir dakika canımlarımız aslında olağanüstü sonuçlar, ya da daha ciddi sonuçlar doğurabilir, mi? çünkü sanki gerilim türü sayılabilir bu öyküler biraz
en beklenmedik anda tersköşe (yazarın) dehşet sever bir yanı var, insanın bir anda karşısına çıkıveriyor. ortalığı bi temizleme toparlama ihtiyacı duyuyor insan okudukça. ‘toplayın bıçakları, cam kesiklerini, masa kenarlarını, balkonları, telefon aramalarını, ilaç kutularını, bir şey geliyor! bir şey olacak bir şey geliyor!’ diye geçiriyorum içimden
İlk olarak çevirileri ile tanıdığım yazarın öykü kitabı hoş bir sürpriz oldu benim için. Bugüne dek çevirmen olup da öykü kitabı yazmış olan hiçbir yazarın kitabını sevememiştim, Makbule hanım bunun haricinde kaldı, kalemini beğendim.
Kitapta en sevdiğim öykü "Ve Yıldızlar Parlıyordu" oldu, sonrasında Çifte Vav, Balkon ve Gölgesiz sevdiğim öyküler oldu.