Türkiye İşçi Partisi Genel Başkanı, İstanbul Milletvekili, bilim tarihçisi Erkan Baş’ın yazarı olduğu “Yaşamak için Sosyalizm” İleri Kitaplığı etiketiyle okuruyla buluştu. Marksizmin 150 yılı aşkın teorik birikimine yaslanarak güncel sorunları irdeleyen eser, “Yaşadığımız Çağ”, “Gereksinim Olarak Sosyalizm”, “Bugünü Kazanmak” ve “Hep Birlikte” başlıklı bölümlerden oluşuyor. Kitabın sonunda ise “Kişisel Öyküm” başlığıyla, Erkan Baş’ın özellikle siyaset, kültür ve bilimle tanışma sürecini anlattığı bir söyleşi yer alıyor. Daha önce pek çok kitap ve dergide makaleleri yayımlanan Erkan Baş’ın kişisel ilk kitabı olan “Yaşamak İçin Sosyalizm”, kapitalizmle güncel ve köklü bir hesaplaşmaya girerken, sosyalistlerin güncel sorunlara getirdiği çözümleri sade ve özlü diliyle ifade ediyor. “Yaşadığımız pratikler gösterdi ki küçük anlatılar yetmiyormuş. (Kapitalistlerin) büyük anlatıları çökünce hepimizinki de çökmüş sayılsın istediler ama olmuyor işte… Bizim ütopyamız, hayallerimiz hâlâ uğruna mücadele edecek kadar yakında duruyor. (…) Kapitalizmle sosyalizm arasındaki temel fark bu kadar yalın, bu kadar sade: Kapitalizm parayı merkeze koyan düzenin adı; sosyalizm ise insanı, insanın yaşamını, özgürlüğünü, mutluluğunu… (…) Yaşamak için olduğu kadar, yakın geleceğimizi kurtarmak, bir ülkeyi yeniden kurmak için de sosyalizm!”.
Bir siyasi parti genel başkanı olarak Erkan Baş'ın yaşamımız ve geleceğimiz için sosyalizmin ne anlama geldiğini, neden gerektiğini ortaya koyduğu bu kitabın taşıdığı en büyük risk bir tür parti propagandasına dönüşmesi olurdu herhalde. Oysa öyle değil, baştan sona içten, akıcı, dostane bir tonla yazılmış, çok nitelikli, yakalayıcı ve ilgi uyandırıcı bir kitap.
Erkan Baş sosyalizmin hem tarihsel söylemini yeniden okura sunuyor, hem de özgün ve güncel yaklaşımlarını aktarıyor. Yaşadığımız dönemin yıkıcılığını da, bunun geri çevrilebilmesi için örgütlenmek ve sosyalizmde buluşmak gerekliliğini de hiçbir aşamada karamsarlığa düşmeden büyük bir canlılıkla ortaya koyuyor. Kitap heyecan ve ilgi uyandırıcı olduğu denli sevimli ve sevecen de bir kitap, Erkan Baş neredeyse kimseyi dışlamadan, iticiliğe sapmadan derdini anlatıyor. Yalnızca bu esenlikli tutumu ve olgunluğu için bile övülmeli.
Tabii, bir parti propaganda metni ya da program olmadığı için bu kitap, bazen somut öneri, sonuç ve hatta sözverilerin eksikliği duyumsanıyor. Bazı kuramsal tartışmalardan da özellikle kaçınılmış, benim gözüm biraz sosyalist kuram da aradı nedense. Bunlar da olsaydı kitap muhteşem bir kitap olmuş diyebilirdik. Şimdi çok iyi bir kitap olmasıyla yetineceğiz.
Ben sosyalist değilim. Bunun için gerekli çalışmayı yaptığıma, okumam gerekenleri okuduğuma, kafamda oturtmam gerekenleri oturttuğuma inanmıyorum. Düşüngüsel olarak, tarihsel olarak yaklaşımlarımla sosyalizm arasında yaşamsal ayrımlar da vardır. Buna karşın sosyalizmin çağımızda yeniden yükselişini bir boyutuyla kaçınılmaz, bir boyutuyla da oldukça gerekli görüyorum. Sosyalistlerle ve sosyalizmle bir ortak noktada buluşabilmek becerisi bütün ilerici kesimlerin başarısını belirleyecek gelecekte. Bunu yalnızca Türkiye bakımından da söylemiyorum.
Dolayısıyla Yaşamak İçin Sosyalizm çok rahat okunan, çok sevimli, çok keyifli bir kitap. Okuyunuz.
Türkiye İşçi Partisi'nin genel başkanı Erkan Baş'ın kaleme aldığı bu kitap, uzun zamandır bir benzerini görmediğim türden bir çalışma. Baş, 5 bölümden oluşan kitabında tıpkı meclisteki konuşmalarında ya da medyadaki demeçlerinde olduğu gibi, vurucu, çarpıcı, dikkat çekici bir söylem ile sert fakat sakin, dinleyenlere "adam doğru söylüyor yahu" dedirten, net, dolambaçsız bir şekilde sosyalizmi anlatıyor. Marksist bir dünya görüşünü savunan Baş, sosyalizmin ne olduğunu; içinde yaşadığımız kapitalist sistemin biz emekçileri, doğayı ve dünyayı nasıl sömürdüğünü; bu sistemin değişmesi için neden yıkılması gerektiğini; devrimci dalganın günümüz Türkiye'sinde mümkün olup olmayacağını; o kadar sakin ve yalın bir şekilde anlatıyor ki, kitabı okuken, Baş ile karşılıklı oturduğunuzu, onun sizinle konuşur gibi sakin bir şekilde bazı gerçekleri size anımsattığını farkediyorsunuz. Kitap bir öğretmen edası ile yazılmamış... Genç ve bilgili bir militanın, aklına gelen bazı şeyleri, sizin sorularınıza yanıt verir gibi anlattığı bir söylemi var. Bu sayede Baş'ın anlattıkları gerçek hayatımız ile bir kez daha örtüşüyor. Kitabın son bölümü Baş'ın yaşam öyküsünü de anlattığı, -biraz üstü kapalı da olsa- uzun yıllar içinde bulunduğu SİP-KP-TKP çizgisinin eleştirisini de yaptığı bir genel başkanın değil bir militanın duruşu ile yapılmış bir röportajı da içeriyor. Böylece Erkan Baş'ı tanımış, söyledikleri ile yaşamının birbiriyle uyumlu olduğunu bir kez daha görmüş oluyoruz.
Peki, kitabın, Baş'ın tezlerinin hiç mi eksiği, yanlışı yok? Elbette var. Olması da normal. Bir model öneriyor kitap, sosyalizmi hedefleyen devrimci bir çözüm ileri sürüyor. Bir yandan da siyasetin içinde, gündelik politik manevralar ve hamlelere açıklama getirmek zorunda kalıyor. Buna rağmen, gençliğe, kadınlara, LGBTİ+'lara, gri yakalılara açık, onları bilinçlendirmek değil, var olan bilinçleriyle kavgaya/siyasete dahil etmeyi amaçlayan bir tezi savunuyor. Sadece "Yaşasın Sosyalizm" değil, "Yaşamak için Sosyalizm" diyor... ve iyi ki de diyor.
Erkan Baş’ın bu ilk kitabı, yeni başlayanlar için sosyalizm tadında bir eser. İçinde kendi öyküsü ve bir uzun röportaj dışında, sosyalizmin ne olduğunu, ne olmadığını, sosyalizm, komünizm ve kapitalizmin farklarını da güzelce anlatıyor. Tabii çıktığı dönem (günümüz) itibariyle TİP’in kuruluşunu ve geçmişini, tarihsel TİP’le ortaklaştığı noktaları da sıkça anıyor. Baş’ın iyi bir hatip olması, cesareti ve modern akımları da takip etmesi sayesinde keyifle okunabiliyor. Bence en az birer bölüm 60’lar ve 70’ler sol akımlarına da değinilerek yeni bir baskısı çıkabilir, insan okurken oralarla ilgili daha derinlemesine bir analiz arıyor. Bir de böyle bir görüş almak isteyenlere önerilir.
Günümüz toplumunda sosyalizmin neden işlemeyeceğini ve çalışmayacağını; düşünmemiş ezbere bildiği cümle öbeklerini tekrar tekrar sayıklayan arkadaşlara veya onlara, yine onların dilinden son derece basit bir şekilde yanıtları tokat gibi çarpmak isteyen arkadaşlar için son derece kaliteli bir kitap. Sade ve yalın diliyle en geri zekaların bile anlayabileceği ölçüde yazıldığı kanaatindeyim bu yönüyle beni oldukça şaşırttı. İmzalı gelmesinin de sevinciyle bir çırpıda okuyup bitirdim.
Yurtdışında olduğum için kitabın fiziksel bir kopyasını alamadım ancak Google'da kitabı ararsanız TİP'in sitesinden ücretsiz olarak PDF versiyonuna ulaşabilirsiniz alamayan/bulamayan varsa söylemiş olalım. Türkiye'ye uğradığım bir zaman özellikle kapağını Bartu Bölükbaşı'nın çizdiği versiyonunu bulabilirsem alacağım (alakasız tanjant ama Bartu ne yetenekli bir adam ya şu kapak bile inanılmaz iyi).
Kitaba gelecek olursak, Erkan Baş hem genel olarak sosyalizmin ne olduğunu ve güncel sorunlara nasıl yaklaştığını hem de özel olarak Türkiye İşçi Partisi'nin nasıl bir çizgide durduğunu Bilal'e anlatır gibi anlatmış. Bu kitabı okumaktaki tek amacınız sosyalizme (ve Türkiye'deki tarihine) giriş ise piyasada bundan daha iyi kitaplar olabilir (en basitinden bu kitapta da bahsi geçen Metin Çulhaoğlu'nun "Gençlerle Baş Başa Sosyalizm" isimli eseri) zira bu kitabın amacı tam olarak bu değil. Bu kitabı özgün kılan iki önemli konu güncel TİP'in hikayesini ve yaklaşımını da anlatıyor olması ve Erkan Baş'ın kişisel hikayesini de içermesi (Yugoslavya-Almanya-Türkiye çok özgün bir hayat hikayesi var kendisinin). Erkan Baş'ın konuşurken sahip olduğu o enerjik ve duygu yüklü ancak ayakları yere basan ve entelektüel üslubu kitaba da çok güzel geçmiş, okuması çok rahat ve keyifli bir kitap.
Benim için kitapla ilgili tek büyük sorun ise: - sanıyorum ki dijital versiyonda eklenen - sondaki söyleşi bölümünün yazım hataları ve - bir röportajı direkt metne dönüştürmekten kaynaklı - anlatım bozuklukları ile dolu olması. Bu sadece bir şekil sorunundan ibaret de değil gerçekten bazı yerlerde ne söylenmek istendiğini anlamak için üç dört kere tekrar okumam gerekti. Onun dışında aynı bölümdeki dip notlarda kullanılan fontun Türkçe karakterleri desteklememesi sebebiyle Türkçe karakterlerin patlaması gibi bir sorun da gözüme çarptı. Dediğim gibi bu bölümün sonradan dijital olarak eklendiğini tahmin ediyorum. Kitabın konusunu düşününce bunlar önemsiz görülebilir ancak ben genel olarak bu tarz şeylerin önemli olduğuna inanıyorum zira okuyucuda "siz yazarken/düzenlerken/yayınlarken özenmemişsiniz ben okurken niye özeneyim" gibi bir duygu oluşturabiliyor.
Türkiye İşçi Partisi genel başkanı Erkan Baş’ı ilk defa seçim öncesi farklı televizyon programlarında izledim. Görüşleri ve görüşlerini ortaya koyuş biçimi ilgimi çekti. 2021 yılı başında yazdığı kitabını tesadüfen öğrendim ve okumak istedim.
Kitapta sosyalizim nedir, niye gereklidir, kapitalizmden farkı nedir, sosyalistlerin yaşanılan sorunlara çözümleri nelerdir gibi konu başlıklarında Erkan Baş’ın görüşlerini okuyoruz.
Kitabın son kısmında Erkan Baş’ın kişisel yolculuğu hakkında da bilgi ediniyoruz. Ayrıca yine güncel konuların ele alındığı iki ropörtajı da soru cevap şeklinde kitaba ilave edilmiş.
Fazla teoriye boğulmadan, konuları basit ve kolay anlaşılır şekilde ele alan bir kitap.
A criticalreading of Turkish politics from a socialist perspective, obviously. I found some populist streaks here that I did not completely agree with but I do know that Turkish cultural identity is quite populist on its own, so, what do do, meh.
I did agree with the fact that we need serious competitiveness reform in Turkish politics. And, that Turkey has a grey-collar demographic, I liked that term of a new sector of working class people who are paid little but expect high socio-cultural standards given their vocational and educational backgrounds.
Yaşamak için beraber, bunu da çok beğendim. Bir topçuyu top cambazı değil de iyi bir futbolcu yapan nedir? İyi bir takım. Çok inandım buna, iyi bir takımın da takım arkadaşlarıyla diyalog ve antrenörlerle anlaşma.
erkan baş egodan, küstahlıktan arınmış bir siyasetçidir. kitabında da yine her zamanki sahip olduğu akıcı, anlaşılır ve samimi bir dil kullanmış. teorilerle okuyucuyu boğmuyor, herkesin anlayabileceği şekilde anlatıyor derdini