18. yüzyıl Alman edebiyatının önde gelen isimlerinden Friedrich Schiller dramlarıyla Alman tiyatrosunun standart repertuvarında yer alır. Aynı zamanda bir öykücü de olduğu pek bilinmez.
Schiller, dramlarında olduğu gibi öykülerinde de sahicilik arayışına girer ve karakterlerinin psikolojik gelişimine odaklanır. Ceza ve yargı sistemi de dahil olmak üzere toplumsal meselelerin salt insanı göz ardı ettiğini düşünen Schiller, insan psikolojisine eğilir. Bu öykülerde ahlaki ikileme düşen, umutsuzluğa sürüklenen, suça itilen insanın açmazını yaşarız.
Ihlamurlar Altında Gezinti başlığı altında topladığımız bu küçük kitap, Schiller’in 1782-1792 yılları arasında kaleme aldığı öykülerini içeriyor.
People best know long didactic poems and historical plays, such as Don Carlos (1787) and William Tell (1804), of leading romanticist German poet, dramatist, and historian Johann Christoph Friedrich von Schiller.
This philosopher and dramatist struck up a productive if complicated friendship with already famous and influential Johann Wolfgang von Goethe during the last eighteen years of his life and encouraged Goethe to finish works that he left merely as sketches; they greatly discussed issues concerning aesthetics and thus gave way to a period, now referred to as classicism of Weimar. They also worked together on Die Xenien (The Xenies), a collection of short but harsh satires that verbally attacked perceived enemies of their aesthetic agenda.
schiller, ıhlamur ağaçlarının huzur veren gölgesinde bizi hem dingin hem de düşünceli bir atmosferle baş başa bırakıyor. bu öykünün anlatımındaki şiirsellik, basit bir yürüyüşü bile felsefî bir deneyime dönüştürmüş. ıhlamur ağaçlarının altındaki sessiz huzur, insan ruhundaki o ikilikle tezat oluştururken durup kendi sesimizi de dinlemeye çağırıyor.
kitabın diğer öyküleri beni ne yazık ki aynı şekilde etkileyemedi. ancak 'ıhlamurlar altında gezinti' tek başına tüm kitaba değer. bu öykü, schiller’in doğaya duyduğu saygıyı çok etkili bir şekilde yansıtmış, o yüzden tüm yıldızlarım bu öyküye..
O halde ben güle erişemediğim için menekşeyi ayağımla ezmeli miyim? Ya da havanın bulutlanıp kararabileceğini düşünerek bu güzel mayıs gününde keyfimi bozmalı mıyım? Ben bulutsuz gökyüzünün maviliğinden içime neşe dolduruyorum ve daha sonra fırtına koptuğunda canımın sıkıntısını bu neşeyle geçiştiriyorum.
Kitabın isminin güzelliğine kapılıp alıp okuyunca, Friedrich Schiller ile tanışmış oldum. İlk öyküsünde şöyle diyor: “ Tiyatro eserleri ve romanlar, insan kalbinin en parlak taraflarını gözlerimizin önüne sererler, hayal gücümüz alevlenirken kalbimiz hissiz kalır; en azından bu yolla alevlenen kor sadece bir anlıktır ve gündelik hayatta sönüp gider. …. Kim bilir belki de ideal bir dünyadaki bu sahte varoluş, gerçek dünyadaki varoluşumuzun altını oymaktadır.” Yazarın 1782- 1792 yılları arasında kaleme aldığı 5 öykü bu kitapta toplanmış. Suçluyu, suçu ortaya çıktığı toplumsal koşullarla anlatmış. Edebiyatın varoluşumun altını oyduğunu kabul etmesem de öyküleri merakla okudum. Üstelik tahmin edilebilir hikaye yapılarına rağmen…
Schiller harikulade bir yetenek. Türkçede daha çok Schiller metni okuyabilmeyi çok isterdim. Alman romantiklerine özel ilgim vardır gerçi ama, onun dışında da bu kitap okudukça parlayacak bir küçük mücevher.
favorim: onurunu yitiren insanın suçu adlı öykü. schiller'in bütün öykülerini okumak isterdim. klişe ve etkileyici olmayanların yanında çok çok iyi şeyler de yazmış olabileceğini düşünüyorum. umarım türkçeye çevrilirler bir gün. ıhlamurlar altında gezinti de iyi ve ortalama öykülerinden oluşuyordu. kısa olanlar beni etkilemese de görece uzun olanlar iyiydi. beğendim.
Schiller’den ilk okuma oldu benim için. Dilimize daha fazla çevrilmesi gerekli kesinlikle. Bu hikaye derlemesini oluşturan tüm parçaları sevdim; ama “Kaderin Oyunu” başlıklı öykü daha geniş bir açılımı hakkediyor kanımca.
İhtiras, intikam, nefret, özlem, tutku gibi insani duyguları hatta daha fazlasını bu kısa hikayede bulmak mümkün. Gücü ele geçirmenin hazzı, güç zehirlenmesinin yarattığı gerçeklikten kopma gibi durumlar öykünün temel önermesi olarak dikkat çekiyor. Zamanın insanda yarattığı değişimi de gösteriyor.
Schiller'in 5 ayrı öyküsünü barındırıyor eser. Schiller'in dili oldukça güzel ve akıcı. Her öyküde farklı şeyler anlatıyor, kısa ve akıcı şekilde.
Ancak benim için bir öykü çok çok güzeldi, o da kitaba ismini veren hikaye Ihlamurlar Altında Gezinti! Yani bir hikayr okursunuz, güzel güzel dersiniz de sonu pat biter wow dersiniz ya öyleydi benim için, o yüzden gerçekten o hikayeyi çok beğendim. Diğer hikayeler daha sıradandi. Hatta o hikaye olmasaydı, kitap benim için biraz sıradan gelecekti.
O yüzden o hikayeyi kesinlikle öneririm, okuyacak herkese keyifli okumalar ♥️
İçerisindeki kısa öyküler arasında hoşuma giden de oldu sıkıcı olan da ama, kitaba adını veren son öykü "Ihlamurlar Altında Gezinti" o kadar hoşuma gitti ki... yalnızca 10 sayfa ile bu demli derin ve anlamlı bir hikaye anlatması çok güzeldi. Özellikle hayata karamsar bakan arkadaş Wollmar ile ne çok benzediğimi farkettim.
"Zamanın her damlası, sevincin bie ölüm anıdır, uçuşan her toz zerresi, gömülmüş bir hazzın mezar yaşıdır."
zamanın her damlası, sevincin bir ölüm anıdır, uçuşan her toz zerresi, gömülmüş bir hazzın mezar taşıdır. şu sonsuz evrenin her noktasına ölüm kendi hükümranlık mührünü basmıştır. atomların her birinde umutları yıkan şu yazıyı okuyorum: geçti!
Kitap içerisinde 5 adet öykü var. Öykülerin başında o öyküyü yazma amacı ahlaken ve didaktik özelliği yönünden okura sunuluyor ki bu geresiz ve sıkıcı paragraflar bütününü okumayı her seferinde atlayıp esas hikayeye geçtim. Ancak sonra esas hikayeler de aşırı sıkıcı olmaya başladı ve kitabı yarım bıraktım. 🌳Yüce Gönüllü Bir Davranış. İki kardeş aynı kıza aşık olurlar. Sırayla ülkeyi terk ederek kızdan kimin vazgeçeceğine bakarlar. 3/5 🌳Onurunu Yitiren İnsanın Suçu: albenisi olmayan wolf sevdiği kızın kalbine girmek için kaçak avcılığa başlar. Hapse girip çıkması da durumu değiştirmez yine itilip kakılır. Ve yine kaçak avcılığa başlar. Tekrar yakalanır... İnsanlığa karşı nefret geliştirir. 3/5 🌳Alba Dükünün Rudolstadt Şatosu'ndaki Kahvaltısı, Yıl 1547.. DNF 🌳Kaderin Oyunu DNF 🌳Ihlamurlar Altında Gezinti DNF
3,5/5 Beş hikayeden oluşan mini bir öykü kitabı. Bizim Büyük Challenge’ımız 2025’in maddelerinden biriydi. Beklediğim kadar zevk alamadım maalesef. İlk ve son öykülerini yani kısa olanlarını daha çok beğendim. Çünkü uzun olan diğer öykülerinin içinde dilinin yoğunluğu ile birlikte bir süre sonra kaybolduğumu hissettim, odağımı kaybettim. Kitabı okurken havalimanında aktarma uçağımı bekliyordum. Belki de okuduğum yer, odaklanmam için pek uygun değildi 🤷🏽♀️ Kısacası yazarın hikayeciliği genelde övülürken ben ortalama buldum. Siz daha sakin bir ortamda daha sakin bir kafayla okuyun benim gibi yapmayın.
Hikâyeler güzel ama çeviri kötü. Kipler (zaman kipleri) birbirine girmiş. Birçok paragraf içinde mişli geçmiş zaman, dili geçmiş zaman, geniş zaman ve şimdiki zaman birlikte kullanılmış. Çevirmenlerin ve editörün biraz özen göstermesini beklerdim.
One of the reasons I don't like reading from Schiller is that as if your last remaining piece is taken abrubtly when you are about to bite, and spoil the fun. Similarly, in his stories, yes, you start off well and move forward, but then the curtains suddenly seem to close.