Felsefeci Wilhelm Schmid Seks Olmayınca’da cinselliğin yer almadığı bir hayatın yarattığı eksiklikler kadar vaat ettiği imkânları da masaya yatırıyor. Tensel yakınlığın tatminkâr bir hayat sürmedeki inkâr edilemez payını teslim ederken, sükûnetle diğer seçenekleri de tartışıyor. Ve seks yoksunluğu çekenlere, bu hassas sanatı geri kazanmanın yolları üzerine cesaretlendirici tavsiyelerde bulunuyor.
Wilhelm Schmid ist ein deutscher Philosoph mit dem Schwerpunkt auf dem Gebiet der Lebenskunstphilosophie.
Nach einer Kindheit und Jugend in bäuerlicher Umgebung (seine Eltern waren Landwirte und hatten sechs Kinder), einer Lehre als Schriftsetzer und vier Jahren bei der Bundeswehr holte Wilhelm Schmid am Augsburger Bayernkolleg 1980 das Abitur nach. Von 1977 bis 1980 war er in Augsburg Vorsitzender der dortigen Jungdemokraten, der damaligen Jugendorganisation der FDP. 1980 begann er ein Studium von Philosophie und Geschichte an der Freien Universität Berlin, der Pariser Sorbonne und der Universität Tübingen, das er 1991 mit einer Doktorarbeit über Michel Foucault abschloss.
Er übernahm Lehraufträge an der Universität Leipzig (1990–1991), der Technischen Universität Berlin (1991–1992), der Pädagogischen Hochschule Erfurt (1993–1999) und der Universität Jena (1999–2000). In Erfurt habilitierte er sich im Jahr 1997 mit seiner Arbeit „Grundlegung zu einer Philosophie der Lebenskunst“. 2004 Ernennung zum außerplanmäßigen Professor an der Universität Erfurt, wo er bis zur Altersgrenze unterrichte. Gastdozent (DAAD-Kurzzeitdozenturen) an der Universität Riga/Lettland (1991–2000) und an der Staatlichen Universität Tiflis/Georgien (1997–2006). Von 1998 bis 2007 arbeitete er regelmäßig als „philosophischer Seelsorger“ am Spital Affoltern am Albis (bei Zürich). Seine Bücher erreichten bis 2018 eine Gesamtauflage von etwa 1,5 Millionen Exemplaren und wurden in zahlreiche Sprachen übersetzt.
Yazardan bitirdiğim 4. kitap. “Mutsuz Olmak” dışında okuduklarımdan tatmin olmadığımı belirtmem gerek. Bu kitaba da hiçbir beklentim olmadan başladım aslında. Fakat fazlasıyla yüzeysel geldi. Kitaptaki 9. bölümün (ARKADAŞLIĞIN BAKIMINI YAPMAK) daha geniş tutulmasını hatta belki de sırf o bölüme dair tek bir kitap okumayı isterdim.
gerçekten güzel bir değerlendirme için nisan hanımı okuyabilirsiniz, ben aradığımı bulamadığımı söyleyerek çıkacağım bu işin içinden, yani konu hakkında böyle yüzeysel kaldığımıza üzüldüm, daha derinlere inebileceğimizi ummuştum (tam burada seks üzerine espriler yaptığımı görmeniz gereken yerdeyiz lütfen herkes göz devirsin, teşekkürler) benim için tatmin edici olmadı. beklenilen noktaya ulaşmadı. ( ben 3 yaşındayım, şakasal olarak)
Bu kitap bende 'acaba ben mi kitap tanıtımını doğru okumadım, yanlış beklentilerle mi aldım' hissi uyandırdı. Kitap düşündüğüm gibi seksle kafayı bozmuş bir dünyada seksle arasına en çok mesafe koymuş bir nesilden bahsediyor (ağır paraphrasing içerir) ve bu yüzden seksin olmadığı bir dünya ya da bir insanın seksi hayatından çıkarmasının etkisini okuyacağım düşüncesiyle ilgimi çekmişti. Bu cümle istediğim kitabı okuyacağımı düşündürdüyse de kitap çok acemice yazılmış bir 'nasıl daha iyi seks yapılır' kitabı olmuş, en azından ilk yarısı öyle.
Kitap daha çok yazarın cinsiyetler arasında sekse ilişkin tutumlarında gözlemlediği farklar ve cinsellikte iletişimin önemi üzerine. Arkadaşlar arası seks, sanal seks gibi konulara da değinilmiş (irdelenmiş diyesim gelmedi). Cinselliğin olmadığı dünya ya da cinselliği hayatından çıkarmış insanlara dair bir şeylerse hemen hemen yok.
Kitabın tek beğendiğim yanı her bölümün başında yer alan resim ve fotoğraflar oldu. Özellikle meşhur "Nighthawkes" resminin sahibi Edward Hopper'un yatakta geçen iki resmi ile Gregory Crewdson'ın fotoğrafı bende ilgi uyandırdı. Bir diğer erdemi de kolay okunan ve çabuk biten bir kitap olmasıydı.
Wilhelm Schmid'in farklı konularda birçok kitabına denk geldim bugüne dek. Bundan sonra alıp okur muyum, pek emin değilim.
kitap genel olarak beklenildiği gibi çıkmadığı için eleştirilmiş, göz atarak aldığımdan öyle bir etkisi olmadı. her biri 4-5 sayfalık 10 kısa bölümde seksi farklı konseptler açısından ele almış, bunu yaparken çokça felsefî ilerliyor. neredeyse her bölümde platon'un symposion'undan atıflar var örneğin, farklı bölümlerde sokrates'in ve başka filozofların cinsel aşkla ilgili görüşlerine değiniliyor, farklı yazarların kitapları ve 1-2 yerde müzik ilişkilendirmesi var. iyi bağdamalar kitapları çok daha ilgi çekici hâle getiriyor ve bu kitapta gayet başarılı bence.
kitabın kurgusu ise ilk bakışta fark edemeyeceğim bir şeydi. yazarın bir dönem hastanede 'hastalara manevi destek' olma deneyimi olmuş, sanırım ordan yola çıkarak ilk birkaç bölüm sekssiz kalmış bir ilişkide kötü gidişin sebeplerinive yapılabilecekleri çift terapisi tadında çok samimi bir uslûpla ele alıyor. seksi geçip birbirine karşı nasıl daha duyarlı olunabileceği, erkeklerin beklenti ve istekleriyle kadınlarınkileri yerinde bir şekilde karşılaştırıp açıklıyor. sonraki bölümlerdeyse seksin farklı boyutlarını sekssizliğin nerelerden nerelere evrildiği bakış açısıyla irdeliyor. zaten kısa ve neredeyse her paragraf farklı sorular soruyor, farklı düşüncelere yöneltiyor.
akıcı bir okumayla birçok farklı soruyu cevaplamaya çalışıyorsunuz. öyleki hüzne, hüznün hayattaki gerekliliğine ya da body-shaminge duyarlı yorumlara bile rastlıyorsunuz. bu nedenle kitabı sevdim.
"seksin başka araçlarla sürdürülmesinin yaygın bir yolu da çalışmadır. ey çalışma, ey sevinç, kaaç kere kucaklayıp teselli etmişsindir beni! sadakatle ve emniyetle hep yanımda oldun, bunun için sana müteşekkirim. daima ve her yerde emre amâdesin......hele öznel bir misyon içinde erimek, başka hiçbir şeyde bulunmaz. çalışma aşkı sekssiz kalmanın hüsranına mahal bırakmaz, dahası insanın bu durumdan neler çıkarabileceğini gösterir."
Sanırım Schmid'in en uzun kitabı; 101 sayfa, 10 bölüm, bir de önsöz. Seksi yokluğu da dahil enine boyuna tartışmış. Bunu yaparken Platon'a, Sokrates'e kadar gitmiş. Sinemadan örnekler vermiş. Sekste ötekini anlamak ile kendini sevmek'in öneminden bahsederek başlamış. Çiftleri sekssizliğe iten nedenleri bence öyle iyi ve net toparlamış ki kitabın en etkili kısmı diyebilirim. Ayrıca erkek ve kadınların sekse bakış açısındaki farklılıkları da güzel yansıtmış. Bu mecrada puanı en düşük Schmid kitabı olması ilginç.
Schmid behandelt in dit boek de vraag “wat valt er nog te maken van een situatie waarin twee mensen op seksueel vlak zijn vastgelopen.” Hij stelt tegenover het overbekende adagium ‘sex sells’ het beeld van de uitverkoop: “Sex sells? wat we zien is eerder een sell-out, een uitverkoop van restanten; alles moet weg!”
(On)gelijkheid Schmid betoogt dat androgynie, versmelting van het vrouwelijke en het mannelijke geen ideaal is. Juist in diversiteit woont aantrekkelijkheid van het leven. Ongelijkheid tussen de seksen dus, maar wel gelijkwaardigheid op waarden, maar weer niet op rechten want waar zou je die moeten halen? Veel gedrag en denken is cultureel gedetermineerd maar kan individueel veranderen. Stel dat hij vaker aan seks denkt dan zij (wat vaak zo is, maar omgekeerd komt ook voor), zou hij dan moeten leren om minder vaak aan seks te denken, of zij juist om vaker aan seks te denken? Er is niet alleen strijd tussen de seksen maar ook binnen de seksen: wie is de echte cq juiste voorvechter van de mannen cq vrouwenzaak? Zouden samenlevingen beter, gelukkiger worden als vrouwen met vrouwen zouden leven en mannen met mannen en ze elkaar af en toe zouden ontmoeten in plaats van andersom? Schmidt betoogt altijd te blijven praten, ook al is zwijgen eenvoudiger. En in geval van twijfel is degene die begint ‘ik’, omdat we geen invloed hebben op de ander… Persoonlijke toevoeging: wanneer het altijd dezelfde ik is die de kolen uit het vuur moet halen, is de relatie ook gedoemd - het kan jaren kosten, maar uiteindelijk is de situatie dan uitzichtloos.
Duiden en begrijpen van de ander Schmid pleit voor zoeken naar duiding bij een sex-out, naar de redenen achter de symptomen. Mogelijk baalt de ene partner van de inbezitneming bij seks en de ander van de sleur. Mogelijk schieten de partners door in ontspanning van de relatie. Net als Perel pleit Schmidt voor een zeker mate van tegenpolen in een relatie om vervlakking en verveling van de relatie te voorkomen. Spanning in plaats van naast elkaar voortleven. Is de onthouding een bescherming tegen krenking door de ander? Of is de een de ander moe en wijst zij of hij de ander daardoor af?
Liefde voor jezelf Leer keven met jezelf zoals je bent, inclusief aspecten die je misschien minder wenselijk vindt. Focus op hoe met jezelf om te gaan. Bijvoorbeeld met treurigheid: niemand is er naar op zoek maar iedereen krijgt er mee te maken; het verdient aandacht en tijd.
Seks opnieuw leren Schmid pleit ervoor dat vrouwen en mannen zich verdiepen de seksualiteit van hun partner en uitvinden hoe zij of hij opgewonden raakt. Om opnieuw leerling te worden in de levenskunst van het beminnen. Door gesprekken met elkaar en met anderen te voeren, te lezen, uit te proberen… als sporttraining. Als het ‘hoe’ goed zit, komt het met ‘hoe vaak’ ook wel goed. Schmid haalt een hilarische dialoog uit Annie Hall van Woody Allen aan - de twee partners spreken zich onafhankelijk van elkaar uit over de seksuele frequentie. Hij: ‘Zo goed als nooit, hooguit drie keer per week.’ Zij: ‘Voortdurend! Drie keer per week, zou ik zeggen.’ Hahaha.
Niet onschuldig Seks is nooit uitsluitend seks, maar ook uiting van diepe behoeften naar verbinding, erkenning, autonomie, macht, roes en vergetelheid, of anders.
Seks kan ook anders Een open deur.
Betaalde seks Tja, theoretisch een optie…
Virtuele seks Weer een open deur… Opmerkelijk in dit hoofdstuk geen verwijzingen naar de oude Grieken…
Vriendschap Friends with benefits… naast je vaste relatie heet dat volgens mij gewoon vreemdgaan en vind ik niet een aanrader, ook niet filosofisch onderbouwd met een verwijzing naar de erotische mannenvriendschappen bij de oude Grieken…
Hoe belangrijk is seks? Stel jezelf deze vraag. Schmid waarschuwt voor een fenomeen dat schijnbaar in Japan opgeld doet: liever de verveling van de zekerheid dan de spanning van de onzekerheid. Niet doen, volgens hem, juist wel de onzekerheid opzoeken, niet het leven opgeven en imploderen, als een zandzak in huispak op de bank ploffen en gedachteloos tv gaan kijken en chips eten… Schmid verwijst naar Sisyphus die elke dag een steen een heuvel op moest rollen. Voor seks kan gelden dat halverwege de helling goed genoeg is…
Kritiek Hoe prijzenswaardig ik de poging van Schmid vind om mensen die kampen met problemen tussen de lakens te helpen, ik vind de filosofie er wel een beetje met de haren bijgesleept. In elk hoofdstuk verwijst Schmid naar Plato of Socrates of een ander en vertelt hij een oud-Griekse anekdote, maar of die verhalen nou zoveel inzicht geven in het moderne seksleven.. mwah. Dit boekje voelt als een poging om met een publieksvriendelijk onderwerp wat inkomsten bij elkaar te schrijven.
Il filosofo tedesco Wilhelm Schmid ha già pubblicato alcuni saggi con tema "come vivere meglio" e, dopo essersi occupato di felicità, amicizia, serenità e vecchiaia, in Sex out analizza invece la possibile interruzione dell’attività sessuale per un blocco che può sopraggiungere quando, con il passare del tempo, il desiderio diminuisce. L’autore non si sofferma, quindi, a considerare la possibilità di un’interruzione sessuale durante il viaggio di nozze, in questo caso, sicuramente più problematico, si presume che le parti farebbero meglio a ricorrere all'aiuto di un medico o a uno psicoterapeuta. L’inconveniente, in ogni caso, risulta particolarmente deleterio per l’uomo, che può sentire minata la propria virilità. L’autore, in maniera molto discorsiva, da suggerimenti a coloro che si trovino nella incresciosa situazione del sex out.
Kitabın arka kapağında yazan tanıtım ile içeriği arasında en ufak bir bağlantı yok, ben Amerika gibi ülkelerde gitgide cinselliğin iyice yüceltilmesi ama Japonya gibi ülkelerde tam tersine insanların iyice aseksüelleşmesi gibi gelişmelerin sosyolojik ve psikolojik nedenlerini okumayı beklerken, ilişkide kaybedilen yakınlığın tekrar nasıl oluşturulacağını okudum, puanım Wilhelm Schmid hatrına 2 yoksa 1.
Ben sevdim. Diğerleri pek sevmemiş :)) Rollo May'in fikirleri aslında onun "Aşk ve İrade" kitabında geçtiği şekliyle aynen kullanılmış ilk blümde ve sonras��nda fikirler açılmış. Seks yoksa zihin var kısmı ilginç geldi bana, biraz agresif de geldi. Seks bedensel bir ihtiyaç konusuna ters bakan bir yazar, ihtiyaç olmayabilir diyor ve bu ihtiyaç olmadığında ya da bilinçli bir şekilde seks perhizleri yapıldığında neler yapılabileceği, sonuçlarının nasıl olabileceği tartışılıyor. Hoşuma gitti... Seksin yüzyılın "gereğinden fazla önemsenen" konusu olduğıuna katılıyorum. Doğallığını kaybettiğine de. Ama seks yoksa beyin var kısmından emin değilim, olabilir, olmayabilir.. Denemek lazım :)
mükemmel! seksin o kadar da masum olmadığını, insanı nasıl alaşağı edebileceğini anlatırken hayata dair bir öğüt fısıldıyor aslında: zahid olmak, sabretmek, beklemek, dengeyi tutturmak. bunların yaşama sanatına dair ne de hafifletici olabileceğini seks üzerinden anlatıyor diyebiliriz. ayrıca hayattaki pek çok şeyin (yeme içmenin, çalışmanın vs.) seksin ikamesi olabileceği gibi güzel bir gözlem yapıyor. çok akıcı, tanıl bora çevirisi cabası.
"Sahiden seks hayatımızda olmadığında neler değişir?" sorusuna yanıt arıyor. Seks kaybolduğunda yeniden başlamak/başlatmak yerine tamamen bırakmak; hayatta yeni keyifler bulmamızı sağlar mı? sorusuyla ilerken "Hayat her şeye rağmen analog yaşanmak ister!" şeklinde basit cevaplarla hayata dokunuyor.
Cinsellik, sağlık ve psikoloji üzerine okuyan, araştıran biri olarak okumasam da olurmuş dedim. Dili akıcıydı. İlişkiler ve sekse yönelik kadın erkek bakışlarını anlamak üzerine güzel bir kitap.
Bu kitap objektif bir şekilde ön yargılar olmadan okunmalıdır. Kadının ve erkeğin doğasını anlaşılır ve yalın bir dille örneklerle anlatmış. Bir erkek ya da kadın olarak kendi türünü ve karşı türü öğrenmeye açık olan bireyler için fevkalede güzel bir kitap. Anlayıp, işin özüne inebilen bu kitaptan istediği verimi alacaktır. Size şunu yapın bunu yapın demiyor. Herkesin cinselliğinin kendine özgü ve keşfedilebilir taraflarını öğrenmek kişinin kendi sorumluluğundadır. Kesinlikle kadın erkek herkesin ön yargısız okumasını tavsiye ederim. Cinsellik bir ön yargı tarafından öğrenilmeyi ve anlamayı zorlaştırmamalıdır.