Ama şimdi ölülerin denize aktığı, yaşayanların ruhlarının ise hayalet gibi dolandığı o yerdeyim, cehennemdeyim.
Doğduğumdan beri öldürmek için eğitildiğim halkın karanlık tahtında oturuyorum şimdi. Uzaklarda eski tozlanmış bir anı kızıl gözlerimde titreşiyor bazen, yakışıklı bir adamın güzel yüzü. Sonra anı bozuluyor ve binbir parçaya ayrılıyor yeniden.
O adamın bir adı var diyor zihnim. Ve sen o adama âşıksın.
Milyarlarca parıltının gezindiği dünyada sadece ben kimsesiz ve lanetliyim. Tek sahip olduğum dostum uçsuz bucaksız karanlık.
Ve sonunda karanlık bile beraberinde getirdiği gölgeleriyle gizleyemediği her günah için af diledi.
Ben kim miyim?
Kirli ve karanlık bir geçmişin doğurduğu bembeyaz kanatlara hapsolmuş şu hafızasını kaybetmiş melek.
Ailem yok, arkadaşlarım yok. Sadece her şeyi yutan kutsal bir ışık var.
Sadece bazen... Renkler geliyor dünyama. İnsanların yitip giderken asla gerçekleşmeyecek hayalleriyle doluyor ruhum.
Ben hayal kırıklığı gibiyim, hayallerle besleniyorum.
Ve derinlerde bir yerde, ilk şarkıların bile adını anmadığı o karanlık devirden bir anı süzülüyor zihnime.
Adını bilmiyorum ama tutunuyorum o kızın hayaline.
Ben kayıp ruhların yoldaşı, Azrail'in çırağı Aidanhell, yaşayanların diyarında yükselirken ruhumda asla hatırlamadığım bir kaybın acısını taşıyorum her doğan güneşle yeniden.
Ateşli Kanatlar Serisinin üçüncü kitabı.. Serinin ilk iki kitabını okuyalı çok ama çok uzun bir zaman oldu.. Kopukluk olmaması için ilk iki kitabı tekrar okudum. Cassie ile Aidenhell’in hikayesinin kaldığı yerden devam etmesine çok sevindim. İkinci kitabında Cassie büyük bir fedakarlık yaparak Aidenhell için kendinden vazgeçmişti. Bu kitapta ise ikisini de ayrı yerlerde acı çekerken ve eksik ruhlarını tamamlamak için bir arayış içinde okuyoruz. Tam tamamlandılar artık tüm sorunlara birlikte, tam olarak göğüs gerecekler derken olanlar oluyor. O son yok mu o son.. Yazarımız son dakika yapmış yapacağını yine.. Serinin devam ettiği izlenimi uyandırdı bende umarım; devam kitabının gelmesi bu sefer fazla uzun sürmez.
----------
Ağlıyordum. Ağlıyordum. Aşk bir kaderdir. İyi ya da kötü değildir. Işık adamın bedenine girip kaybolana dek ona baktım. Görüntü yaşlardan bulanıklaşıncaya kadar gözlerimi kırpmadım. Nefes almadım. Sadece ağladım.
**********
O içinde var olduğunu bildiği eksiklik artık somuttu. O kızdı. Kız eksikliğiydi. Kız, Aidan demişti. Adı buydu. Aidan. Adı bile eksik gibiydi.
Serinin 2. Kitabının sonu hüzünlü bitmişti ve 3. Kitabımız da, Cassie’nin bu hüzünde boğulduğu zamanlarla başladı. Yaptığı seçimden pişman değildi ama sonuçlarının ağırlığına katlanamıyordu. Bu yüzden bunlara katlayabileceği tek şeyi yaparak dünyaya iner ve kardeşini aramaya devam eder. Cehennem de ise işler hiç iyi gitmiyordur. Vekil kral da durumu toparlayamaz ne yazık ki ve savaş kaçınılmaz gözükmekte, fakat en büyük düşmanın nereden geleceğini henüz bilemezlerdi . Aidanhell içinde durum bambaşkaydı. Kafası karmakarışık bi şekilde olduğu yerde yaşamaya çalışırken, bir zaman sonra gördükleriyle, içindeki boşluğun sebebinin peşine düşer. Sonunda ise herşey düzeldi sanılırken yeni bir kehanet, daha azılı düşmanlar , üzücü kayıplar, saklanan sırlar ve geçmişin yükü, yine sonunda yıkım mı getirecek ? Peki Var olmaması gerekenin sonu ne olacak? Hepsini okuyup öğreniyoruz sonrasında da böyle ben gibi 4. kitabın peşine düşüyoruz 🤦♀️😂 . Evet şimdilik bir serinin daha sonuna geldim . Genel anlamıyla beklediğimden çok daha iyi bir seriydi. Kesinlikle severek okudum .