Paperback. 13,50 / 21,00 cm. In Turkish. 512 p. Edited by Elif Tesbihçi Cover Gizem Ulas Ali Osman Baskuyu Vildan Yilmaz Insan bir ölüme bir de sevdaya böylesine yenik düsüyormus. Bir ates ancak baska bir atesle bütünlesince büyüyormus. Bir tan vaktinde gece ile gün birbirinden ayrilirken sardi yangini. Safak söktü, gün aydi, yabancisi oldugum barut kokusu ruhuma bulasti. "Sen benim evimsin Gülfem," dedi bir yemin gibi. "Su tenin, her karisini ezbere bildigim, baskasinin el sürmesine dahi izin vermeyecegim vatanim. Benim tüm savaslarim sana, senin ugruna. Sen buraya girdiginden beri..." dedi
Okuyunca “ayyyy ne güzel” diye yükseliyor insan ama Savaş gibi bir sevgili aşırı yorar insanı. Gereksiz kıskançlıkları sevgiye dahil edemiyorum maalesef… Bu tarz kitaplardaki o kısımları “aman ağzımızın tadı bozulmasın” düşüncesiyle görmezden geldiğim ve okumaya devam ettiğim oluyor ama işin içine fevri hareketler, zor durumda bırakan kıskançlıklar girince hevesim kaçıyor…
Yordun beni Gülfem vallahi billahi yordun ki diğer kitaplarda daha da çok yoracakmış gibi hissediyorum. Yazarın kalemi akıcı duyguları o kadar güzel anlatıyor ki okurken hissetmemek imkansız. Mahalle sevdası üzerine birde taş gibi (kıskanç,sinirli ve öfkeli ama bunu asla gizlemeyen) vatan sevdalı asker ve dik başlı dediğim dedik komşu kızını okumak isterseniz bir şans verin seveceksiniz.
Ulan Savaş sen ne red flag bir karaktersin. Cidden Gülfem bütün kitap nasıl katlandı buna aklım almadı. İkinci kitap alıntısını görüp iyice sinirlendim.
Abi yeteeeeeer diye bağırasım var normalde hüm'ün kalemini severim akıcı ama sanırım ilk kitabı bu olduğu için mi böyle anlamadım gitti.
"Abimin arkadaşı" ve mahalle kurgusundan oluşan bir kitap
Kusura bakmayın ama erkek karaktere asla ısınamadım tamam en asker sensin,tamam en katı sensin anladık tehlikelisin tehlikenin içinden geldin bu kadar abartmaya gerek yok reis yani.
Kız karakteri de anlamadım hayır ne istiyon bi karar ver.Serinin diğer kitapları da benle şuan okumayı düşünmüyordum ama bi şans daha vermek istiyorum.
"Unutma sevgilim... Yolunu kaybettiğin, Bana ihtiyaç duyduğun her anda ben sana, Her daim kördüğüm..."
Aşiyan ne demektir bilir misiniz? Aşiyan ev demektir, yuva demektir. Bir hane içinde sevgi, sadakat ve bağlılık demektir. İşte bu kitapta birbirlerine yuva olmaya çalışan Savaş ve Gülfem'in hikayesini okumaya başlıyoruz.
Savaş Cebeci, kendini bildi bileli Gülfem'e hep kördüğümdür. Hiçbir zaman aşkına karşılık bulamayacağını, sevdiği tarafından sevilmeyeceğini kendine yedirmiş bir Bey.
Bir konuşmasında şunu der; " Aşık oldum. Öyle bir şey ki bu bana ait olmayan ve muhtemelen hiç olmayacak bir kadını kaybetmenin korkusuyla uyanıyorum ben her sabaha ve o yaşayamadığım aşkın acısını bile ben dibine kadar çekiyorum..."
Gülfem'se, Savaşa göre daha hovarda ona karşı hissettiği hislerini hep içine gömmüş ama bunu çok sonra fark eden, fark ettiği an bu aşkı tüm benliğiyle kabul eden has kızımızdır.
Bir tan vaktinde gece ile gün birbirinden ayrılırken sardı yangını. Savaş ve Gülfem bu yangında yanmaya başladılar cayır cayır. Kendileri sevgiyle, tutkuyla ve kuvvetli bir aşkla daha çok harladılar ateşlerini.
Ve başladı sevdaları kendilerine Aşiyan olmaya...
Hümeyra'nın kitabını okumadan önce kendisiyle tanışmıştım. Onun o enerjisi ve yetiştiğimiz kültür birbirlerine o kadar çok benziyor ki. Sanki onu kırk yıldır tanıyorum. Bu sayede Wattpad tanıştım Aşiyanla. İyi ki tanışmışım.
Bence tüm Aşiyan okurları olarak hepimiz birbirimize yuva olduk. Bu konuda mutluyum. Şunu da belirteyim. Aşiyan üç kitaptan oluşacak. Hümeyra ikinci kitabı üstüme sal. Şimdi diyecek biliyorsun zaten ne salayım :)
Savaş, yavrum, biraz fazla mı haşinsin sen? ☺️ Kitabı çok sevdim, ilk sayfayı okumamla aktı gitti hikaye. Hümeyra’dan ilk defa bir kitap okudum ve duyguları çok yoğun veren bir anlatımı var. Böyle kanında hissediyorsun yaşananları, çok başarılı buldum. Bir de devrik cümle kurmaması, betimleme yapıp beynimi bulandırmaması benim için hep artı puandı. Savaş ile Gülfem’in her sahnesi çok heyecanlıydı. Kalbim ağzımda okudum sayfaları. Arka fonda başka bir olay sürerken araya Savaşla Gülfem serpiştirilmemişti, tamamen dolu dolu onları okuduk çok hoşuma gitti. Savaş bana göre kıskançlık ve öfke seviyesi yüksek bir karakterdi. Sinirlenince bağıra çağıra konuşup, kalp kırıcı sözler söylemesi kendimi Gülfem’in yerine koyduğumda çok üzdü beni. Bazı yerlerde aşırı sert geldi tavırları bana. Ama bir yandan da mükemmel erkek tasvirinde olmaması, negatif yönlerinin de olması daha gerçekçi kıldı onu benim için. Savaş deli dolu bir karakter ve niyetinin kötü olmadığı aslında belli, sevdiğini kırmak değil niyeti. Yani biraz yorucu bir karakter ama hiç hoşlanmadım da diyemiyorum bazı sahneleri yaktı kalbimi, aşkını itiraf edişi, ettikten sonra kendini tutamayışı… Savaşla Gülfem çok iyilerdi ve onları okumayı çok, çok sevdim ben.
(Konudan bağımsız burdan Karyeli’ne bir selam göndermek istedim. Kunt’u aramak boş yani öyle her durumda dört dörtlük davranışlarda bulunan olağanüstü birini bulmak imkansız değil ama milyonda bir bu dünyada, bütün çıtaları yerle bir etti o adam benim için ☺️💖)
Son olarak da böyle duyguları uçlarda yaşadığım sürükleyici bir kitap ve kahramanlarla beni tanıştırdığı için asıl tüm verdiğim yıldızları bu kitabı öneren Ümmühan’ıma ithaf ediyorum 🤗💖🌟
Savaş’la ilk Ahu Döngüsünde karşılaştım. Dedim ki tamam bu çoçuğun hikâyesini de okuyayım. Sağ olsun canım arkadaşımda kitapları mevcuttu, ikiletmeden bana getirdi. Geri verir miyim bilmem ama wkrkdks.
Savaş ve Gülfem’in başta ki didişmeleri ilk başta hoşuma gitsede, sonradan birlikte olduğunda bir türlü bitmek bilmedi ve bu durum benim için biraz yorucuydu. Aralarında ki ilişki tam olarak aşırı kıskançlık, herkesin özellikle Gülfem’in dikleşmeleriyle doluydu. Savaş en başından kendisinin nasıl biri olduğunu ona söylediği halde Gülfem Savaş’ın aşırı kıskançlık ve asabi hallerini dizginlemek yerine her zaman çocuğu zıvanadan çıkartmaya meyilli idi. Savaştan gizli saklı işlerini de tasvip etmiyorum, ki Savaş Gülfem’e hiç bir şekilde işi dışında yalan söylememiştir. Ha derseniz Savaş sütten çıkmış ak kaşık mı diye. Tabi ki değil. Ama onun kartlarını açık oynaması, asabi ve sert hallerini gidermesede, bir şekilde bir noktaya kadar bende anlayışla karşılanıyor. Ama yinede Allah onun cezasını verecek.
Fikrimce kitapta hafif bir dark romance esintisi de var. Ama çok hafif. Genel olarak yazım dili gayet güzel, hikaye de kapasite var. Üç kitap olduğundan ilk kitapta gereksiz uzatmalar var. İkiye bugün başkayacağım. Bakalım olaylar nasıl gelişecek.
Bayram tatili boyunca günde nerdeyse 1 kitap okuyan ben tam anlamıyla reading slump tan çıkmışım diyebilir miyiz? Kesinlikle diyebiliriz :) Aşiyan serisi uzun zamandır duyduğum ama hiç elime almadığım bir seriydi. Çerez niyetine biraz başlayayım enemies to lovers pek severiz diye aldım elime. Yalan söylemeyeyim wattpad tabanlı bir hikaye olunca da pek bir beklentim yoktu. Ben wattpad hikayelerini henüz Türkiye de bile açılmamışken takip eden birisi olarak neler gördü bu gözler… Ancak yazarın dilini ve anlatımını çok beğendim. Kita 500 sayfa ama Okurken bir şekilde akıp gidiyor. Asker hikayelerine öyle özellikle bir hayranlığım yok ama tahminimce o dönem çok gündemdeydi diye hatırlıyorum. Muhtemelen bu yüzden de çok okunmuştur. Gerçi ilk kitapta askeriyeye ilişkin çok da bir şey görmüyoruz.
Yazar çok tatlı bir mahalle ortamı yaratmış hikayede… O kadar sıcak o kadar samimi.. Okurken iliklerinize kadar hissediyorsunuz. Ailelerin o karşı komşuculuk halleri, herkesin birbirinin çocukluğunu biliyor oluşu… Recep var mesela herkesin sahip çıktığı mahallenin çocuğu.. İçim ısındı okurken.. Sırf bu sebeple 3 verecekken gönlüm razı gelmedi 3.5 tan 4 verdim kitaba :)
Karakterlere gelirsek de offf Savaş… Yemin ediyorum adıyla doğmuş bu adam. Hamuru öyle yoğrulmuş. Okurken boğdu bunalttı beni. Asla hoşlanacağım bir erkek tipi değil ama ağır eleştirileri de bir tarafım anlamıyor. Yurt dışında yazılan bu tarz hikayelere ve karakterlere Dark romance türü altında ayılıp bayılıyorken okuyucular, Türk karakterlere gelince şöyle zorba şöyle kaba oluyor çözemiyorum. Şu var ben o türün kitaplarındaki erkek karakterleri genel olarak sevmediğimden siz de benim gibiyseniz bir şey diyemem tabiki de;) Bu arada gerçekten baştan uyarayım. İnanılmaz sorunlu, kaba, sürekli küfür eden bir adam.. Gülfem e ölüyor olmasa, deli gibi aşık olmasa bu kadar toksik bir karakter 500 sayfa okunmaz diye düşünüyorum.
Karakterler yaşça büyük olmasına rağmen çoğu haraketleri bana ergence geldi. Bir sürü ilişkileri olmuş ama o kadar acemiler ki bazı anlarda anlayamıyorum. Bazı sahneler de fazla arabesk vari geldi bana. Savaş ın yıllardır deli gibi aşık oluşu, Gülfem in aşkının adım adım ilerleyişi, çoğu yerde çok tatlılardı. Ancak bu aşırı güzel gidişat çok büyük bir felaket olacağının habercisi bence. Adam asker, deli gibi aşık, Gülfem e gelen garip mesajlar falan, 2. kitapta çok büyük bir olay bekliyorum. İlk kitabın sonu da güzel bir yerde bitti. Bakalım nasıl ilerleyecek. Herkese iyi okumalar :)
Savaş ve Gülfem çocuklukları birlikte geçen komşu çocukları. Savaş, kendini vatani görevine adamış bir asker. Küçüklüğünden beri Gülfem’e aşık ama Gülfem’in onu görmüyor olması ve onun işinin getirdiği yükleri kaldıramayacağını düşündüğü için ondan uzak duruyor, hatta nefret boyutunda soğuk davranıyor. Gülfem’de ünv. öğrencisi, deli dolu bir genç kız. Kitabımız; Savaş’ın bir görevden döndüğü zamandan başlıyor. Hiç bir zaman anlaşamayan çiftimiz ilk kez iyi kötü bi şekilde iletişim haline geçiyorlar ve aralarında bir etkileşim oluyor. Fakat sorun şu ki; Savaş’ın bir sevgilisi var ve Gülfem de yıllarca Savaş’a abi demiş . Yine de, su akar yolunu bulur misali bir ilişki içine giriyorlar. Tabi bundan sonrası olaylar yok değil. Savaş’ın kıskançlıkları, Gülfem’in ailesinden sakladıkları derken birde Savaş’ın peşinde olduklarının yarattığı tehlikeler ile bol aksiyonlu hikayeleri kitabın sonunda bizi öyle bir sarsıyor ki 😮 2. kitabı deli gibi merak ediyoruz. Birde kitabın sonunda 2. Kitaptan bir alıntı var, sormayın gitsin 🤭 olamaz öyle bir şey 🥴 Şimdi merakla 2. yi bekliyoruz. Ayrıca kitapta yan karakterlerin olaylarına da bayıldım 👌 . Sonuç itibariyle beklentimi fazlasıyla karşıladı. Yazarın kalemi güzel ve akıcı 👍🏻
Çok sevdiğim bir kitap 😍 Ah Savaş 🔥 onu okumak çok zevkliydi be 🤭 Bazen kızmadım desem yalan olur ama yine de çok çok seviyorum 😅 Dostluk, aşk, asker ve mahalle kitabı okumak isteyen için ideal bir kitap 🌝 Müge ve kaan'ı okumak çok eğlenceliydii 🤣 İkinci kitabı bomba 🤭💥
"Unutma sevgilim... Yolunu kaybettiğin, Bana ihtiyaç duyduğun her anda ben sana, Her daim kördüğüm..."
Aşiyan ne demektir bilir misiniz? Aşiyan ev demektir, yuva demektir. Bir hane içinde sevgi, sadakat ve bağlılık demektir. İşte bu kitapta birbirlerine yuva olmaya çalışan Savaş ve Gülfem'in hikayesini okumaya başlıyoruz.
Savaş Cebeci, kendini bildi bileli Gülfem'e hep kördüğümdür. Hiçbir zaman aşkına karşılık bulamayacağını, sevdiği tarafından sevilmeyeceğini kendine yedirmiş bir Bey.
Bir konuşmasında şunu der; " Aşık oldum. Öyle bir şey ki bu bana ait olmayan ve muhtemelen hiç olmayacak bir kadını kaybetmenin korkusuyla uyanıyorum ben her sabaha ve o yaşayamadığım aşkın acısını bile ben dibine kadar çekiyorum..."
Gülfem'se, Savaşa göre daha hovarda ona karşı hissettiği hislerini hep içine gömmüş ama bunu çok sonra fark eden, fark ettiği an bu aşkı tüm benliğiyle kabul eden has kızımızdır.
Bir tan vaktinde gece ile gün birbirinden ayrılırken sardı yangını. Savaş ve Gülfem bu yangında yanmaya başladılar cayır cayır. Kendileri sevgiyle, tutkuyla ve kuvvetli bir aşkla daha çok harladılar ateşlerini.
Ve başladı sevdaları kendilerine Aşiyan olmaya...
Hümeyra'nın kitabını okumadan önce kendisiyle tanışmıştım. Onun o enerjisi ve yetiştiğimiz kültür birbirlerine o kadar çok benziyor ki. Sanki onu kırk yıldır tanıyorum. Bu sayede Wattpad tanıştım Aşiyanla. İyi ki tanışmışım.
Bence tüm Aşiyan okurları olarak hepimiz birbirimize yuva olduk. Bu konuda mutluyum. Şunu da belirteyim. Aşiyan üç kitaptan oluşacak. Hümeyra ikinci kitabı üstüme sal. Şimdi diyecek biliyorsun zaten ne salayım :)
Toksik bir ilişki, bayat espiriler, cringe olaylar… Güzel yazılsa iyi olacak konu harcanmış.
Mahalle kurgusu falan diye bie yükselip başladım. Yarıya kadar fena gelmedi ama yarıdan sonra devam edemedim uzun bir süre. Her bölümde Gülfem uyanıyor ve saçını düzleştiriyor. Sürekli olaylar tekrar ediyor kitapta. Özellikle ana karakterler arasındaki olaylar. Wattpad yazarlarında genel olarak bu problem var. Hafta hafta dizi gibi yazıldığından mıdır, nedir olay örgüsünden bağımsız tonla yazı var. Hikayeye, karaktere katkısı yoksa bu kadar gereksiz detayı okumamıza ne gerek var. Şu tabuu sahnesi mesela her Wattpad kitabında var neredeyse. Şu hikayenin 3 kitaplık bir olayı yok. Gereksiz bölümler at tek kitapta biter.
En son sıkıntıdan 2x hıza aldım. Kesmedi, 2.5x aldım. Ancak bitti. İkinci kitabıda bir hata yapıp almış bulundum. Lakin yakın zamanda okumak gibi bir niyetin yok. Gülfem ve Savaş beni çok yordu.
Yani akıcı tüm wattpad kitapları gibi ama çok korkunç bir erkek karakter var. Öfkeli, kıskanç, baskıcı… Böyle erkeklerle hayat geçmez. Tutku var orası kesin sevda da belki ama sadece o kadar.Saygı nerde hatta emek bile yok sürekli trip sürekli kavga. Ayrıca bu wattpad kitaplarında cinselliği bu kadar garip yansıtmaları çok uyuz kimse sevişirken bu cümleleri kurmaz. Sırf çok sıkılıyorum diye okudum. Başka bir şey okuyamıyorum wattpad kitaplarına kaldım böyle ama daha profesyonel olabilir, en azından erkekler bu kadar öküz kadınlar da herkese dik başlı adama gelince sindirilmiş olmak zorunda değil. Ayrıca Savaş‘ın bu aşşşşırı erkek halleri çok rahatsız edici. Anladık erkeksin, anladık penisin var, anladık… Ama bu kadar barzo da olunmaz ki kardeşim.
Bu seriye başlarken tek bildiğim asker kurgusu okumak istediğimdi.Bazı “wattpad” yazarları kitapta betimleme yapıcam diye olay akışını kaçırıyor maalesef bu kitaptada biraz vardı ama gereksiz değildi kitabı kavramak için gerekliydi o yüzden beni rahatsız etmedi.Kitabın ilk 100 sayfasında Savaş’ın kıskançlık tripleri Gülfem’in salaklığı (Savaşın ona aşık olduğunu anlamaması) beni benden aldı kitabı fırlatmak istemiş olmama rağmen KİTABA AŞIK OLDUM aslında kitaba değil SAVAŞ CEBECİYE AŞIK OLDUM
Hiçbir beklentim yokken kafa dağıtmak için başladığım bir kitaptı. Ve kesinlikle görevini yerine getirdi. Sayfalar aktı gitti. Okurken gerçekten keyif aldığım yerler oldu.
Kaan’nın olduğu son sahnelerde kahkaha bile attım. Kfa dağıtmak için kesinlikle okunabilir.
Ama gel gelelim ki erkek karakterin tavrı asla kabul edilebilir değil. Astığım astık kestiğim kestik bir asker. Hayır emir erleri bile adamla laubali konuluyor ama bu herkese emirler veriyor baskı kuruyor. Erkek karakter ‘fazla’ erkek olmuş.
Bu kadar toksik, kısıtlayıcı, anlamadan dinlemeden hareket eden karakterleri sevmiyorum. Diğer kitaplarda karakter gelişimi olacaksa da bu bence ilk kitaptan sinyali verilmeli. Bitirmek için bitirdim. İkinci kitaptan bir alıntıyla bitiyor kitap ikinci kitabı merak ettim mi ettim fakat savaşı o kadar çok bir daha görmek istemiyorum ki devam etmeyeceğim.
Kitabı beğendin öncelikle. Ama karakterlerin sürekli kavga etmeleri beni biraz yordu açıkçası. Erkek karakterin tavırları hoşuma gitmedi ama yine de bazen kavgalarını eğlenerek okudum. Yazım dili gayet güzel ve anlaşılırdı. Ve kitabın sonu gerçekten çok heyecanlı bitti. Hemen 2. kitaba başlamak istiyorum. Kitaba puanın 8/10.