Kimsenin korumadığı çocukları kim koruyacak? Seni Feda Etmeyeceğim, kurban kıssasını din, aile, cinsiyet ve cinsellik gibi konular etrafında cesurca tartışan felsefî bir metin. Biçimiyle roman türünün sınırlarını zorlarken içeriğiyle neyin Tanrı neyin put olduğuna dair tabulara meydan okuyor. Nihan Kaya’nın son kitabı Seni Feda Etmeyeceğim farklı bir okuma denemeyi sunuyor. Kimseye onun putuna tapacağıma dair bir söz vermedim ben.
Böyle ilgiyle ve öfke ve sevincin karışıklığıyla (yapılan acımasızlıklara öfke, bunların seslendirilişine duyulan tarifi zor bir sevinç), coşkuyla, beni bunca cezbeden en son kitabı en az bir sene öncesinde okumuştum sanırım.
Samimiyeti ve cesaretine hem sevgi hem saygı duyduğum bir yazar Nihan Kaya. Tüm görüşlerimiz beraber olmasa da çok takdir ettiğim bir yazar. Bu "roman" türünün kalıplarını zorlayan yazınında değindiği konular da kiminin deşilmesinden, kimininse faillerin ortaya çıkmasından korkarak konuşmaktan sakındığı yaralara dair. Kadınlara ve çocuklara karşı olan "nesne"ymiş gibi yaklaşımları yaşanmış ve bu yaklaşımın yanlışlığını anlamamızı kolaylaştıran hikayelerle somutlaştırıp eleştiren sayfalar, bunun yanında ya da daha spesifik olarak "bekaret" kavramına yüklenen yanlış değerlendirmeler de tam da konuşulması gereken şeyler.
Kitapta dini kıssalar yazarın bakış açısından ve bazı meselelere değinmek için yeni baştan kurgulanarak anlatılıyor. Yazar bu kurgulamayı yaparken tamamen kendi görüşlerine göre bir yaratım yapmıyor, din alimlerinin farklı yorumlarından ve dinin kendisinden bihaber olmadığını anlayabilirsiniz okurken. Yorum hoşunuza gitmeyebilir, uç bulabilirsiniz, ama bu kitabın içerdiği onca haklı seslenişi yok saymayı gerektirecek bir şey değil kesinlikle diye düşünüyorum. Kitabın ilk okumasını bitirir bitirmez Nihan Kaya'ya yazdığım mailde de ifade ettiğim gibi, bu değerlendirmeyi de yazara cesaretinden ve emeğinden ötürü teşekkürle bitirmek isterim.
Bir şeye eminim, bu bir roman değil. Puanlamak da istemedim. Metin çoğu zaman kalp çarpıntısı ve yürek sıkışması eşliğinde gitti, zira anlatılanlar sert ve hangi kadın bu hislere aşina değil ki?! Kadınlar ve çocuklara dair ürettiği düşünceler çok hoşuma gidiyor, bunları aktarma biçimi de keza… Aynı kıvraklığı ve az ve öz tarzı burada bulamadım.
Tekrarlar (vurguyu artırmak için yapılmış, anlıyorum) ama bu kadar çok olunca daralttı beni. Kendisi aslında sosyal medyada dar alanda çok geniş fikirlere yer verme pratiğine çok hakim. Kurgusuna, diline, hikayesine girmek istemiyorum çünkü bu bir roman değil. AMA yazarın başka birkaç kitabını daha okuyacağım.
Psikolojik derinliği olan ve insanın kendini var ediş sürecini ele alan bir eser. Kaya, bu kitapta bireyin kendine yabancılaşmasın çocukluk travmalarını ve toplumsal baskılar nedeniyle bastırılmış duyguları işliyor.
Bireyin kendini feda ederek başkalarının beklentilerine göre şekillenmesi sorgulanıyor.
“Fedakârlık” kavramı eleştirilerek, bunun aslında kişinin özünden vazgeçmesine nasıl yol açtığı anlatılıyor.
Çocuklukta yaşanan travmaların yetişkinlikte nasıl yankılandığı detaylıca inceleniyor.
Aile ve toplumun bireyin kimlik gelişimi üzerindeki etkisi vurgulanıyor.
Kadınlardan beklenen fedakârlık ve itaatin, bireysel özgürlüğü nasıl kısıtladığı gösteriliyor.
Özellikle annelik ve kadınlık rolleri sorgulanıyor.
Çok düşük beklentilerle, çerezlik kolaylıkla dinlerim diye başladığım ilk Nihan Kaya kitabımdı. Yazdıkları, hepimizin karşılaştığı ve hatta çok normal bildiğimiz durumlar ama tokay gibi çarptı. Yer yer kendini çok tekrar etse de, dinlerken sürekli durdurup not alma ihtiyacı hissettiği yerleri, dönüp dönüp bakayım diye buraya da yazıyorum. Nihan hanım’ın diğer kitaplarını da listeme aldım.
“Annemle babam bana nasıl davrandıysa dünya da bana öyle davrandı. Çünkü annemle babam bana nasıl davrandıysa dünyanın da bana öyle davranmasına izin verdim. Ama sonra farkedince bu gerçeği işte o zaman değişti her şey.”
“Çocukluğunu atlattığını farkeden birini artık hiç bir şey yıkamaz.”
“Bu dünyadaki en güçlü kişi çocukluğunun ve çocukluk korkularının artık geride kaldığını farkeden kişidir.”
“Olmasından en çok korktuğumuz şey artık yaşandı ve bitti. Bundan sonra yaşayabileceğimiz en ağır şey, çocukluğumuzda yaşadığımız en hafif şey yanında nedir ki?”
“Gücünüzü kullanmaya ihtiyacınız varsa güçlü değilsiniz”
“Aile açısından kimlerin şanslı kimlerin şansız olduğu söylemini kabul etmiyorum. Bir insanın hayatı şansa bırakılamaz.”
“Haklarımızı ve özgürlüklerimizi kimseden talep etmiyoruz. Haklarımız ve özgürlüklerimiz zaten doğuştan bizim. Doğuştan sahip olduğumuz halde bize tanınmayan hakların ihlal edilmesine karşı çıkıyoruz”
Yine muhteşem bi Nihan Kaya kalemi. Kitabın birkaç cümleyle özeti ise şöyle; İçinizdeki çocuğun sizden başka kimsesi yok. Siz onu korumazsanız,hiç kimse korumaz o çocuğu sizin yerinize. Siz hayatınıza sahip çıkmazsanız, hiç kimse “Hayatını heba ettin. Teşekkür ederim.” demez. Bizim iyi davranmadığımız bir çocuğa hiç kimse çıkıp da bizden iyi davranmaz.
Çocukluğunu yenen bir insan yaşmayı öğrenirmiş feda edilen çocukluğumuz varsa içimizdeki çocuğu korumaya değilse aracı olduğumuz çocuklarımızı feda etmememiz gerektiğine bi çağrı niteliğinde 🙏🏻
Dinsel mesellere dayanan kitap birçokları için rahatsızlık uyandırıcı olabilir ama bugüne kadar okuduğum Nihan Kaya kitapları içinde yazarın kendini tüm çıplaklığıyla ifşa ettiği tek kitabı. Çok yaralayıcı ve çok iyileştirici. Bu ikisini aynı anda kaç kitapta bulursunuz bilmem ama Nihan Kaya kimdir derseniz, bu işin iyilerinden diyebilirim.
Nihan Kaya kitaplarıyla aramda bir love and hate ilişkisi var. Bazen beni anlayan, yanımda olan birini görüyorum, bazen her şeyden memnuniyetsizlik duyan, her şeyi eksik-yanlış-hatalı bulan birini. Uzun zaman olmuştu NK okumayalı, bu kitapta da yaralarımı saran o şefkatli eli buldum yine. Sanırım incinen kırılan tarafsanız yazarı okurken yalnız olmadığınızı hissedip sarılıp sarmalanıyorsunuz. Karşı taraftaysanız da hiddetlenip kitabın başından kalkıyorsunuz. NK okurken huzur buluyorum, bu kitap da beni dizlerine yatırıp saçlarımı okşadı.🩷
Seni Feda Etmeyeceğim... feda edilen çocuklar, kadınlar, insanlar üzerine bir deneme tarzı kitaptı. Uzun zamandır aklımın sınırlarını aşıp yeni kapılar açan bir kitap okumamıştım. Bu kitap beni çok fazla etkiledi. Hz. İbrahim olayında fedâ edilecek çocuğun ve annesinin psikolojisini hiç düşünmemiştim mesela... evlenmeden önce iyi olup evlenince şeytana dönüşen eşler, bekâretin kadının canından önemli görüldüğü ânlar ve daha birçok duymak istemeyeceğim şeyle yüzleştiren harika bir eser olmuş. Edebi dilini de beğendim, seçtiği kelimeler ve cümle yapısı beni daha da içine çekti.
Bu yaşıma kadar okuduğum ilk kitap olmasının yanı sıra tek soluk denebilecek şekilde her uygun zamanımda okuduğum, kendimi kitabın içinde bulduğum, olaylara benim bakış açımdan çok daha farklı bir açıyla bakması, bunu güzelce açıklaması ve yazarın “çığırışı” benim kitaba bağlanmamı sağladı. Nihan Kaya’nın diğer kitaplarını da okuyacağım. Keşke bu kitabı yazdıran hikaye hiç yaşanmamış ve bu kitap hiç varolmamış olsaydı…
Baslarda zorlasa da kitabin ortalari akicilik kazandi.Neden kucuk bir cocugu ailesine kurban etmicegimizi farkli olaylar orgusunde anlatiyor.Bu kitapta da diger kitaplarinda oldugu cocuk haklari ve cocugun yetiskin duygularindan ustunden olmasi gerektigi vurgulaniyor.”Ben kimsenin putuna tapicagima dair soz vermedim”cumlesiyle Nihan Kaya noktasini koyuyor:)