Ansızın bir fırtına başladı, tüm gerçekler saklandığı yerden bir bir çıktı.
Hikâyelerinin mürekkeple değil, kanla yazıldığını fark ettiklerinde kayıplar vermeye çoktan başlamışlardı.
Mihrinaz Akşahin, geçmişinin kanlı pençesini ensesinde hissetmesine gerek kalmadan, çoktan dedesi tarafından şehirden uzaklaştırılmıştı. Fakat her gece gördüğü düş, onu hâlâ takip ediyordu.
Zamir Hancıoğlu, rüyalarla ulaşabildiği kadını korumak için onu gölge gibi takip eden adamın ta kendisiydi.
O kapalı bir kutuydu ve anahtarı kaybolmuştu.
Geçmişin pençesi onları yakaladığında ruhları kirlenecek, derin kuyulara atılmış günahlar gün yüzüne çıkacaktı. Suçların bedeli ödenmeye başladığında ise geçmiş geleceği acımasızca kamçılayacaktı.
“Kirpikleri daima ıslak olan küçük kız, seni iyileştirmek bana borç olsun.”
Fakat iyileştiremedi beni.
Tüm geçmişimi bıçak hâline getirip o bıçağı tam göğsüme sapladı.
Kitabın konusunu okurken erkek karakterin kızın rüyasına girebiliyor olması çok ilgimi çekmişti açıkçası. Daha önce bununla ilgili şeyler duymuştum ve okumuştum o yüzden bir kitap içerisinde nasıl olacağını gerçekten merak ettiğim için okumak istedim biraz daha fantastik bir kitap bekliyordum açıkçası çünkü detaylıca konusuna ve yorumlarına bakmamıştım.
O açıdan evet biraz hayal kırıklığına uğrattı beni kitap ama dediğim gibi rüyalara girebiliyor olması erkek karakterin gerçekten ilgi çekiciydi. Yazarın kalemi kendisine okut duruyor ama bazı noktalarda betimlemelere ya da tasvirlere fazla edebi kaçıyor açıkçası kitabın konusuna göre ben biraz daha gündelik dil beklerdim.
Olay örgüsü güzel işlenmiş beğendim o yüzden ikinci kitabı da merakla okuyacağım.
Kitap elimde çok fazla süründü doğrusu. Ana karakter olan kızın kendini toparlayıp güçlü bir şekilde ayakta durmaması beni çok kızdırdı. Zamir karakterine ise bir şey demiyorum gayet hoş bir karakterdi ama öyle ölüp bitmiyorum şu an için. İkinci kitap daha olaylı dedikleri için seriye de devam edeceğim. Bazı şeyler tekrara düşülmüştü ve bu bir yerden sonra beni biraz sıktı. Sonu hakkında da çok merak uyandırıcı bitti diye bir yorum görmüştüm ama o merak uyandırıcı sonu bir ben mi göremedim acaba😅 evet bir şeyler yaşanıyor fakat hani devamı nasıl olacak diye de çok merak etmiyorum doğrusu. İkinci kitaptan ümidim var umarım onu daha çok severim. 🌸
Kitap her şeyiyle baştan sona çok güzeldi fakat eksik bulduğum birkaç yer oldu. Ben yazarın yazım dilinde eksiklikler olduğunu düşünüyorum evet abartılı betimlemeleri yoktu ama mekan ve kişi tasvirleri bence baya yetersizdi ve açıkçası bunu acemiliğine vererek çok fazla puan kırmıyorum çünkü potansiyeli olan bir yazar olduğunu düşünüyorum. Onun dışında büşranın hamilelik olayı bana aşıırıı saçma geldi. Ve zamir sana aşığım sanırım…
Bir adam düşünün hayatınıza girmeden önce düşlerinize giren, bir kadın düşünün gerçek mutluluğu tatmamış, iyi olmak isteyen ama şımarık ve bencil olan.
Konu beni benden aldı. Zamir ve Mihrinaz'ın fazla cringe olan tartışmaları dışında her şey çok güzeldi🥺❤🐇. Eski Türkçe'nin kullanılması ama sıkmaması çok hoştu. Akıcı çok akıcı bir kitaptı. Şıp diye bitirilir ama emare bırakır. Devamını bu ay okuyamayacağım. Önümüzdeki ay okurum. Ve kesinlikle ta siye ediyorum. OKUYUN OKUYUN OKUYUN!!!!!
Akıcı bir kitaptı karakterlerin bazılarını çok sevdim, başlarda da hemen içine giriyorsunuz kitabın zamir karakteri çok güzeldi bence. Aralarında ki bazı diyaloglar sonlara doğru biraz sıktı ama aşklarının başlangıcı güzeldi ikinci kitabı merak ediyorum.
Kitap çok güzeldi sadece bir kaç yerinde anlam olarak bir tık geç anladım. Kim nerede ne oluyor gibi sorular çok belirgindi. O yüzden bir puan kırdım ama yine de güzeldi. İlk kitap olduğu içindir.
Kitabın konusu güzeldi, Lem'in kalemini de seviyorum. Zamir'i herkes çokk abartıyor ama ben ŞİMDİLİK abartılacak bir durum görmedim. Bakalım ikinci kitapta ne düşüneceğim.
Bu kitabı bitirmiştim ve elimde ikinci kitabı yoktu inanır mısınız gece su içmeye kalkınca bile bu kitabı düşünüyordum ilk defa bir kitap böyle bağlamıştı o yüzden bu da bambaşka bir yerde